İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İngiliz Dili Eğitimi Bölümü'nde Yapılan Yüksek Lisans Tez Çalışması 2004, Tuncer Can
Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretmenlerinin Yetiştirilmesinde Kuram ve Uygulama Boyutuyla Oluşturmacı Yaklaşım
Oluşturmacılık Kuramı
İçindekiler 1. Bölüm 2. Bölüm 3. Bölüm 4. Bölüm Bibliografya/Kaynakça
4. YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE ÖĞRETMENLERİNİN YETİŞTİRİMİNDE OLUŞTURMACI YAKLAŞIM
Öğretmen yetiştiren kurumlardaki eğitim, onların ileride ders yapacakları sınıflardaki eğitimle aynı olmalıdır. Burada anlatılmaya çalışılan, bir yerde amaçlanan yabancı dil eğitimini sürdüren yabancı dil öğretmenlerinin nasıl davranmaları isteniyorsa onları yetiştiren kurumlardaki eğitimin de bununla örtüşmesi gerektiğidir. Yabancı dil öğretmen adaylarının eğitimi onların ileride mesleklerini nasıl yapmaları isteniyorsa yetiştirildikleri kurumlarda da böyle eğitilmeleri, ileride kullanacakları uygulama ve davranış şekillerini bu ortam içinde edinmelerini gerektirmektedir. Oluşturmacılık yaklaşımına göre, insanlar toplumsal ve kültürel bağlamlar ve bağlar içinde kendi bireysel bilgilerini, düşünme şekillerini oluşturmaktadırlar. Dolayısıyla yabancı dil öğretmen adayları bu meslek için hangi toplumsal ve kültürel bağlam ve bağlar içinde yetişirlerse, bu bağlam ve ilişkiler içinde hangi bilgileri oluştururlarsa, o bağlam ve davranış biçimlerini benimseyeceklerdir. İlerideki mesleki yaşamları boyunca da bunları uygulayacaklardır. Dolayısıyla oluşturmacı kuramın ilkeleri çerçevesinde görev yapacak yabancı dil öğretmenleri yetiştirilmek isteniyorsa onların da oluşturmacılık yaklaşımının ilklerinin uygulandığı ortamlar ve uygulamalar içinde yetiştirilmeleri gerekmektedir.
Herhangi bir konuda öğretmenler yetiştirilirken, genel yönelim üniversitelerin kuram, yöntem ve becerileri, okulların sınıf, müfredat ve öğrencileri, öğreten adaylarının da öğretmek için çabayı sağladığı şeklindedir. Ancak bu yetiştirme şekli, öğrenenin çabasını vurgularken, öğretmen yetiştirmenin toplumsal ve politik bağlamını göz ardı etmektedir (Bkz. Bauersfeld, 1998). Bu şekliyle öğretmen yetiştirimi, yeni bir mesleği tanıtmak yerine öğrenenlerin tekrar eğitilmesine benzemektedir. Oysa daha önceki ve yetiştirilmeleri sürecinde öğrenenlerin yaşadıkları kendi sınıf içi deneyimleri onların gelecekte sınıf sorumluluğunu aldıklarında nasıl etkilediğini sorgulamak gerekmektedir. Öğretmen yetiştiren kurum ve üniversitelerde de dikkatin hangi özelliklerin üzerinde olduğu irdelenmelidir. Yabancı dil öğretmeni yetiştiren kurum ve üniversitelerde dilsel bilgi ve becerilerin bilgisi ve bunun uygulanması arasında hangisinin öne çıkarıldığı iyi değerlendirilmelidir.
Oluşturmacılık bağlamında olması gereken kuram ve uygulamanın bir arada öğretim süreci içinde yedirilerek verilmesidir. Dewey’ye (a.g.e) göre insanların düşüncesi ve davranışları eylem içinde birbirinin içine ayrılmaz bir biçimde geçmekte, eylem ve deneyim düzleminde kuram ve uygulama birleşmiş olmaktadır. Dil öğrenimi de kuramların nasıl işlediğinin öğrenilmesiyle değil çocuğun etkin bir biçimde deneyime katılmasıyla olur. Deneyime katılmak, davranışların doğasını ve bunların anlamının birleşik bir biçimde anlaşılmasını ve öğrenilmesini sağlar. Buna ek olarak deneyime katılmak deneyim içinde gerçekleşen davranış ve anlamların zamanla ilişkisinin de öğrenilmesini, bu davranış ve anlamların toplumsal ve kültürel doğasının da farkına varılmasını sağlamaktadır.
Öğreten ve öğrenen arasındaki iletişim öğrenenin deneyime katılması için önemli bir etkendir, sözel katılım öğrenenin kendi bilgisini oluşturmasını sağlamaktadır. Ancak bunun için öğreten öğrenenleriyle olan iletişiminde, yargılarda bulunmak yerine, ters örnekler vererek zorluklar ve çelişkiler yaratmalıdır. Bu şekilde öğrenen gerçek sorunları ve zorlukları aşmaya çalışırken deneyimden en verimli şekilde yararlanabilir. Bu bağlamda, öğrenenler için amaçlanan özelliklerin geliştirilmesi için, onların da etkin olarak katılabilecekleri ve bu özellikleri içeren bir öğrenme kültürü oluşturulmalıdır. Buna ek olarak kendi öğrenme süreçlerini sorgulamalarına, bunlar konusunda karar verebilmelerine, değerlendirmelerde bulunabilmelerine, gerektiğinde bu kültür içinde bazı yönleri değiştirebilmelerine olanak sağlanmalıdır.
Yabancı dil öğretmen adaylarının kendi bilgi ve anlamlarını oluşturmalarına destek olunmalıdır. Bunun için sadece akademik bilgi ve sunuşlar değil, müfredat dışı seminer, sunuş ve olaylara katılımları etkin olarak yönlendirilmelidir. Yabancı dil öğretmenlerine yönelik seminer, konuşma ve olaylar geniş olarak yapılmaktadır; yabancı dil öğretmen adayları da göreve başlamadan, yetiştirilmeleri sürecinde bunlara katılımları desteklenmeleridir. Ayrıca kurumun ve üniversitenin kendisi de öğretmen ve öğrenenlerine yönelik olarak mesleği geliştirici seminer ve sunuşlar düzenlemelidir. Bu tür etkinliklerin katkısı, öğrenenlerin kendilerinin seçmesi aşamasında, meslekleriyle ilgili daha derin anlayış geliştirme konusunda, bu mesleği etkin bir şekilde gerçekleştiren kişilerle etkileşim kurmaları bağlamında, kendi gelişimlerini gözleyebilmeleri ve değerlendirme yapabilmeleri olanağını sağlamasında olmaktadır. Öğrenenlerin bilgileri içselleştirmesi yanında müfredat dışı etkinliklere katılmaları onların bireysel olarak özerk davranışlarda bulunmasında ve bütün bir birey olarak gerçek dünyadaki etkinliklere katılan bir birey olmasında etkilidir.
Öğretmen yetiştiren kurum ve üniversitelerde eğitim veren öğretmenlerin davranışları, mesleğe bakışları, derslerini uygulayış biçimleri, öğretmen adaylarıyla olan iletişimleri, derslerindeki konuları ve içerikleri kullanma biçimleri, bunları nasıl planladıkları, nasıl sundukları öğretmen adaylarının öğrenme süreçlerinin nasıl olacağını belirlemekte ve öğretmen adayları için gelecekteki mesleklerini örneklemektedir. Öğretmenin oluşturacağı öğrenme ortamı öğretmen adaylarını da etkileyecektir; sınıf içinde oluşturacağı davranış ve etkinlik kültürü öğretmen adaylarının süreç içinde gelecekte hangi davranış şeklini ve etkinlikleri kullanacağını örnekler. Bu bağlamda bu ortamın da amaçlanan oluşturmacılık ilkeleri doğrultusunda örgülenmesi gerekmektedir. Bunun tersi bir süreç öğretmen adaylarının gelecekteki mesleklerinde kullanabilecekleri uygulamalar konusunda şüpheler uyanmasına neden olacaktır. Akademik bilgi ve bunun uygulanması arasındaki dengenin iyi sağlanması gerekmektedir. Öğretmenlerin kişiliği, etkileşimi ve uzmanlığı da bu süreç içinde etkili birer bileşendir.
Bu süreç içinde öğretmenin konuların sunulması ve etkinliklerle çeşitlendirmesi için merak ve sorgulamayı sürekli ve ısrarlı olarak desteklemesi, beklenmedik fikir ve sonuçların ortaya çıkmasının anlayışla kabullenmesi ve hatta desteklemesi, öğrenenlerin de böyle tavırlar geliştirmesi için etkili olacaktır. Öğrenenlere kendi yaklaşımlarını oluşturabilmeleri için yeterli zaman ve destek sağlanmalıdır. Hiçbir olgu bir anda ortaya çıkmamaktadır, ortaya çıkması için zaman ve olanak gereklidir. Bunun için öğrenenlerin güdülenmesi yeterli değildir, sürekli ve ısrarlı bir tutum çok daha etkili ve tamamlayıcı bir etken oluşturabilir. Oluşturmacılık kuramına göre öğrenme süreci içinde öğrenenlere birlikte ve işbirliği içinde çalışma imkanı verilmesi onların bilginin toplumsal olarak oluşturulduğunu fark etmelerini sağlar. Bunun da sürekli ve ısrarlı bir tutumla yapılması gerekmektedir.
Öğrenenleriyle birlikte sorgulama sürecine katılan öğretmenler başarı ve öğrenme konusunda daha çok yardımcı olabilirler. Öğrenenlerindeki tutumları daha yakından gözlemleyebilir ve bununla ilgili etkinlikleri daha çabuk uygulayabilir. Bu devamlı bir süreç olduğunda da öğrenenlerin kendi düşüncelerini sürekli ve açıklıkla yansıtmalarına yardımcı olabilir. Öğretmen, hatalar ve yanlış düşüncelerin gelişimini saptama ve bunlarla ilgili önlemlerini bağlam içinde alma ve uygulama fırsatını oluşum anında kullanabilecektir. Sürekli sorgulama ve değerlendirme sürecinde öğrenenler kendi yanlış ve düşünme biçimlerini daha yakından tanıyacaklardır. Bu da onlara öğrenmeyi başarma yolunda etkili bir özellik edindirebilir. Zira, öğretmenin eleştirisi öğrenenlerin bilgi oluşturma sürecinde bir oluşturmalarının yıkımına neden olabilir. Öğrenenlerin, etkin sorgulama ve yansıtma süreçleriyle kendilerini eleştirmeleri bilgi ve düşünce oluşturmada onlara ilk elden yardımda bulunacaktır. Kendi değerlendirmelerini kendi aralarında tartışmaları onların düşünme gelişimlerini destekleyecektir. Kendi deneyimlerini ve meslekten beklentilerini birleştirdiklerinde öğretmen adayları, oluşturmacılık kuramının önerdiği ilkeleri uygulamada daha başarılı olacaklardır.
Yabancı dil öğretmeni yetiştiren kurumlardaki öğretmenler, kendi uygulamalarını, etkinliklerini ve düşüncelerini öğrenenlerinin tartışmasına ve değerlendirmesine açmak zorundadırlar. Özellikle de etkinliklerin ne amaçla seçildiğini, hangi aşamalardan geçilerek planlandığı, uygulama için seçilen araç-gereçlerin kaynağı, zamanı verimli kullanmak için değişiklik yapılıp yapılamayacağı gibi kavramlar etkinliklerin uygulamasından hemen sonra amaçların gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek için tartışmaya açılabilir. Öğretmen adaylarıyla bunu değerlendirmek öğretmen adaylarına kendi öğrenmeleri üzerinde düşünmeleri ve kendi öğrenme süreçleri üzerinde düşünme ve tartışma olanağını verir. Öğretmen adaylarıyla öğretmenin bu şekilde bir paylaşım içine girmesi sınıf içi ve bireyler arası iletişimde verimli ve geliştirici bir rol oynar. Öğretmen adayları bu şekilde öğrenme süreçlerindeki olayları öğretmenin desteklemesiyle sorgulayabilir bir duruma gelebilirler. Öğretmenlerin kendi etkinlik düzenlemeleri üzerinde bu şekilde düşüncelerini yansıtmaları ve kendi hazırlık süreçlerini öğrenenleriyle paylaşmaları öğrenenlerin gerçek olaylar ve uygulamalardan öğrenmelerine yardımcı olacaktır. Öğretmenin kendi ürünlerini ve onların üretim aşamalarını sorgulaması kendi düşünme biçimini de öğrenmesine destek olacaktır. Ayrıca öğretmen adayları da bu şekilde düşünme aşamalarını görüp empati kurarak gelecekteki kendi davranışlarını da düzenleyebilirler. Öğrenenler kendi başlarına geliştiremeyecekleri bu bakış açısını öğretmenleri yardımıyla geliştirebilirler. Bu şekilde daha sorgulayıcı ve kendilerinin daha çok farkında olabilirler.
Öğrenenler, sınıf içi içeriği ve etkinlikleri sorgulayabilmelidir. Özellikle, öğrenme süreçlerini şemalandırmaları, içeriği daha rahat çözümleyebilmelerine yardımcı olur, bu şekilde öğrenmelerini bireyselleştirmiş olurlar; ayrıca, bu şemalarını öğretmenle ve diğer öğrenenlerle sınıf içinde öğrenme bağlamı içinde paylaşmaları öğrenmeyi toplumsallaştırır. Bu tür sorgulamaların sınıf içi kültürünün bir parçası olması, bilginin birlikte oluşturulmasına ve içselleştirilmesine destek olur. Bilgi, toplumsal, bilişsel ve taraflı bir kavramdır (Richardson, 1997: 7).
Bilginin taraflı olduğunun farkına varılması, sınıf içinde güç dengelerinin sorgulanmasını da gerektirir. Öğretmenin rollerine, sorumluluklarına ve uygulamalarının amaçlarına daha saydam bir bakış açısı geliştirir. Öğrenenlerin sınıf içi güç dengelerini sorgulamasıyla içinde yaşadığı toplumdaki güç dengeleri ve ilişkilerini de sorgulamasına yardımcı olacaktır. Böylece sınıf ortamından çıkıp çok daha evrensel bir bakış açısı geliştirmek olanaklı hale gelecektir. Üst bakış oluşturmak için içinde yaşanılan küçük bağlamların iyi irdelenmesi gerekmektedir. Sınıf içindeki otorite, kontrol ve bilgi kavramlarının tartışılması öğrenenlerin kendi sınıf topluluklarını daha iyi anlamalarına, kendi küçük ve örnek kültürlerini daha bilinçli ve etkili bir biçimde oluşturmalarına katkı sağlayacaktır. Bu yolla, sınıf içindeki özfarkındalık ve özdenetim sağlanmış olur. Sınıf içindeki gücün bu şekilde öğretmen ve öğrenen arasında paylaşılması öğrenen için çok daha rahat bir öğrenme çevresi yaratacaktır.
Yabancı dil sınıflarında öğrenilecek yabancı dilin seçimi de taraflı bir olaydır. Öğrenen yerine ulusal eğitim politikası ve uluslar arası ilişkiler öğrenilecek yabancı dili belirlemektedir. Öğrenen de bu sürece katılmaktadır. Öğrenenin bu süreci de sorgulaması, onun daha üst boyutlu anlayışlar geliştirmesi için gereklidir. Oluşturmacılık yaklaşımına göre gerçek dünyada var olan ilişkilerin farkına varılması, bireysel bilgi oluşturmayı geliştirecek bir etkendir. Öğrenenlere toplumsal yerleri, cinsiyetleri, kültürleri ve benliklerinin olduğu gösterilmelidir. Bu onların kendileri bağlamında diğerlerinin de farkına varması yolunda katkı sağlayacaktır. Kendi düşünceleri ve benliğinin farkında bir birey diğerlerine de daha hoşgörülü ve kabullenici olacağını var saymak olasıdır. Oluşturmacılık yaklaşımı çerçevesinde bütün düşüncelerin değerli olduğu fikri yerleştirilmiş olacaktır. Sınıf içinde paylaşılabilecek her düşünce de değerli ve kabul edilebilir olacaktır. Dünyanın çok yönlülüğü sınıf içinde de yer bulacaktır.
Oluşturmacılık yaklaşımı bilgiyi taraflı ve öznel olarak vurgulamaktadır. Öğrenme, kişiye özel ve bireysel deneyimden kaynaklanan bir durumdur. Dolayısıyla eleştirel değerlendirme ve analizler yoluyla bilgi, güç, toplum ve eğitim gibi kavramların bireyselleştirilmesi gerekmektedir. Daha demokratik bireyler yetiştirmek, demokratik süreçlerden geçmiş özgür ve eleştirel düşünceli bireylerin eğitim vermesi yoluyla sağlanabilir. Öğrenenlerin dünyayı, içindeki ilişkileri ve olayları oluşturmacılık yaklaşımının gözlüklerinden görmeleri sağlanmalıdır. Öğrenenlerin sınıf içi etkinliklerinde öğrenilen herhangi bir bilginin durumsal olarak değer kazandığı ve amaçlananın bu bilgiyi birden çok durum içinde kullanılabileceği görüşü verilmelidir. Bu şekilde yetiştirilmeleri sürecinde öğrendikleri bilgiye karşı bir bağ oluşturmaları sağlanmalıdır.
Öğrenenlerin yetiştirilme sürecinde hazırladıkları ödevler ve etkinliklerde sürekli olarak desteklenmeleri, böylece de tek başlarına yapabileceklerinden daha çok şeyi başarmaları sağlanmalıdır. Özellikle de düşüncelerini paylaşırken ve nasıl düşündüklerini planlarlarken onlara yol gösterilmelidir. Öğretmenin bu süreç içinde yardıma her zaman hazır olduğu mesajı sürekli olarak verilmelidir. Değerlendirme sürecinden önce öğretmen ve öğrenen hazırlıkları birlikte gözden geçirmelidir. Yönlendirme öğrenenin yolunu aydınlatacak şekilde açık olarak yapılmalıdır.
Öğrenenlerin okullara gittikleri Okul Deneyimi sürecinde de orada yaşadıkları ve gördükleri üzerinde etkin bir biçimde düşünmeleri sağlanmalı, orada yapacakları etkinlikler konusunda da olabildiğince yardım edilmelidir. Ders anlatma süreci ve sonrasında gerekli geribildirim öğrenenin işlevsel olarak kendini değerlendirebileceği şekilde bilgi içerikli olmalıdır. Öğrenenin iyi ve eksik tarafları kendisiyle birlikte tartışılmalı ve böyle değerlendirilmelidir. Öğrenenlerin oluşturmacı yaklaşımla ilgili derin anlayışlar oluşturmaları isteniyorsa onlara da oluşturmacı yaklaşımın ilkeleri doğrultusunda eğitim verilmelidir.
Öğrenenlere, nasıl daha iyi olacakları konusunda yaklaşım geliştirmeleri için yönlendirme sağlanmalıdır. Daha iyi öğrenen olduklarında, gelecekte kendi öğrenenlerinin de böyle olmaları için gerekli yönlendirmeyi yapabilecek düzeye gelmeleri olası olacaktır. Birlikte çalışma yoluyla da bilginin toplumsal ve kültürel bir oluşturma eylemi olduğu hatırlatılmalıdır. Buna ek olarak öğrenenlerin eylemleri, katılımları ve düşüncelerinin ciddiye alınması, kendilerinin değerli olduğu düşüncesini geliştirmelerine yardımcı olacaktır. Eğitim sürecinde öğrenenlerin değerli olduğu duygusu temeldir. Demokratik bir ortamın yaratılması, öğretmen adaylarının bu ortamlarda yetiştirilmeleri gelecekte onların da böyle ortamlar yaratmaları ve bu tür etkinliklerde bulunmaları için ön deneyim yaratacaktır. Demokratik ortamlarda katılımcılar bağlamı kendileri oluşturmakta ve durumu kendi kendilerine düzenlemektedirler. Ancak bu becerinin geliştirilmesi için öğrenenlerin bu tür ortamlarda yetiştirilmeleri gerekmektedir. Oluşturmacılık yaklaşımı bağlamında hareket eden öğretmenler eğitim ortamını ve içeriğini seçme ve düzenleme gücünü öğrenenleriyle birlikte paylaşırlar. Dışsal olarak öğrenenleri kontrol etmek yerine öğrenenlerine seçme ve düzenleme konusunda karar alma olanağını yaratırlar. Öğrenme sürecinin her aşamasında öğrenenler, etkin olarak karar alırlar ve etkin katılımla kendi öğrenme bağlamlarını düzenleyip oluştururlar. Öğrenme sürecinde değiştirilecek her hangi bir şey için öğrenenler etkin olarak düşüncelerini belirtirler ve karar verirler. Öğrenme ortamının yapısını bu biçimde değiştirmek oluşturmacılık yaklaşımının bir gereğidir.
Yabancı dil öğretmenlerin kendi düşünceleri üzerindeki kontrolü de oluşturmacılık bağlamında önemli bir öğedir. Kendi kendini kontrol edebilme yabancı dil öğretenlerinin kendi öğrenenlerine de edindirebilecekleri bir özelliktir. Bu şekilde yabancı dil kullanımı ve üretimi aşamasında öğrenenler çok daha özgür ve bilinçli olarak katkılarda bulunabileceklerdir. Öğrenenin kendi düşüncesi üzerindeki kontrolü etkinliklere etkin katılımı ve bireysel inisiyatif elde etmesinde öğrenen için önemli bir destek sağlayacaktır. Kendinin farkında olan bir birey neyi başarıp neyi başaramayacağını değerlendirebilir; bu özfarkındalık etkin katılımı destekler niteliktedir.
Öğretmenlerin bilgi, eğitim, öğrenme ve öğretme konusundaki düşünceleri onların gelecekte nasıl davranacaklarını belirleyecektir. Kendi sınıfları ve öğrenenleriyle olan ilişkilerinde belirleyici bir rol oynayacaktır. Öğretmenlerin bu konudaki görüşleri genellikle yaşadıkları deneyimlerden ve yetiştirilmeleri sürecinde edinilmektedir. Öğretmen yetiştiren kurumlar olan üniversitelerde bilgiye ve öğrenilmesine ilişkin görüşler tanıtılmaktadır. Çeşitli yöntem ve bilimsel veriler çerçevesinde bu kavramlar açımlanmaktadır. Oluşturmacılık yaklaşımına göre bireyler durmaksızın kavramlarını ve düşüncelerini yaşadıkları deneyimler sonucu geliştirmektedirler. Öğrenenlerin kendi kavramlarını oluşturmaları için sahip oldukları düşünceleri sorgulamaları ve tekrar değerlendirmeleri gerekmektedir. Böylece de öğrenenlerin yeni bilgilerini eski bilgileri üzerine oluşturmaları sağlanmış olur. Öğretmenler kendileri iyi öğrenen olurlarsa öğrenenlerini daha iyi anlayabilirler ve iyi bir öğrenme için neler gerekiyorsa yapabilir.
Öğrenenler, kendi düşüncelerini dış dünyaya yansıttıklarında kendi düşüncelerinin değiştirir ve geliştirir. Yabancı dil öğretmen adayları yetiştirilme süreçlerinde yabancı dili öğretmek için bir çok yöntem ve model öğrenirler. Yöntem ve modelleri öğrendikleri derslerde eğitimin modellerin ve yöntemlerin ilkeleri çerçevesinde yapılması, onların bunları sorgulamaları için bir fırsat sağlayacaktır. Bu yöntem ve modellerin uygulandığı şekliyle derslerde uygulanması öğretmen adaylarına bunları deneme olanağını da verir. Böylece kendilerinin deneyerek öğrendiği bir bilgiyi gelecekte kendi derslerinde de verimli bir biçimde uygulayabilirler.
Oluşturmacılık öğrenme ilkelerinden olan sınıf içinde karmaşık ve sorunlu durumların yaratılması öğrenenlerin bu durumlara karşı olan tutumlarının da gelişmesine yardım eder. Karmaşık ve sorunlu durumları çözmek için gösterdikleri çaba onların gelecekte mesleklerini uygularken karşılaşacakları karmaşık durum ve sorularla başa çıkmaları için gerekli bir uygulamadır. Sorun çözme odaklı bir yöntemle yapılan eğitim öğrenenlerin gerçek yaşamlarında da etkin sorun çözücüler olarak sürdürmelerine yardımcı olacaktır. Ayrıca bu yöndeki bir eğitimde kendi öğrenenleri için karmaşık durumlar ve sorunlar yaratmaları yolunda beceri geliştirmelerine olanak sağlar.
Oluşturmacılığa göre, öğretmenler öğrenenlerin inisiyatif alabilmeleri için beceriler geliştirmeleri konusunda destekler. Öğretmen yaratıcı, sabırlı, sorumlu, çelişkiler ve karmaşıklık karşısında soğuk kanlı bir biçimde düşünebilen, gerektiğinde öğrenenlerinin ihtiyaçları doğrultusunda müfredat ve izlencesinden ayrılabilecek kararlar alabilecek bir kişilikte olmalıdır. Oluşturmacılık ilkeleriyle ders yapabilmek öğretmenin kendini vermesini gerektirmektedir.
Tobin’e (1998) göre öğretmen yetiştirme bütüncül bir süreçtir. Bu süreç dört temel bileşenden oluşur. Bunlar, davranış çeşitleri, düşünce çeşitleri, katılımcıların amaçları ve sürecin sürdürüldüğü bağlam. Bu model içinde katılımcılar amaçlarını gerçekleştirmek için düşünceleri doğrultusunda davranırlar ve etkileşimde bulunurlar. Bileşenlerin her biri toplumsal bağlamı gerektirir ve toplumsallıkla ilintilidir. Etkileşim ancak diğerleri de bağlam içinde var olduğunda gerçekleşebilir. Amaçlar, toplumsal olarak gerçekleştirilmek istenenler için edinilir, bu amaçları gerçekleştirmek de yine diğerleriyle birlikte hareket etmek gereklidir. Yabancı dil kullanma da bu bağlam içinde değerlendirilebilir. Bireyler diğer bireylerle etkileşimde bulunabilmek ve onlarla birlikte hayatta kalmak için yazarlar, konuşurlar, resmederler vb. Bireyler kendi başlarına ve ayrı varlıklar olarak doğada var olamazlar, belirli bir toplumsal çevre içinde var olabilirler. Bu anlayışla ders ve etkinliklere katılan öğrenenler kendileri için gerekli olan dil ve diğer toplumsal yapıları ve anlayışları gönüllü bir şekilde oluşturabilirler.
Böyle ortamlar içinde eğitim gören öğrenenler, bilginin geçerliliğini-uygunluğunu sorgulayabilirler. Toplumsal etkileşimi sürdürme konusunda işe yarayan bilgi geçerli olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla mutlak bilginin varlığı ve doğru kavramının değerini tartışmak öğrenenlere ileriki öğrenmelerinde bilgiye karşı bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olacaktır. Öğrenenin bilgiye karşı esnek bir anlayış geliştirmesi, bilgiyi kabul edilebilmesini ve onu kendi ön bilgisine katma yolunda etkinliklere katılması ve gönüllü çalışması için bir dayanak oluşturabilir. Böylece öğrenen, her bilgiden anlamlar çıkarabileceğini ve bütün öğrenme deneyiminde kendi anlamlarını oluşturmasının önemli olduğunu kavrayacaktır.
Oluşturmacı kuramın çerçevesinde şekillendirilen sınıflarda öğretmenler:
Görüldüğü gibi oluşturmacı sınıflarda öğretenler merkeze öğreneni alırlar. Öğrenen ve öğreten merkezli sınıfların özelliklerini aşağıdaki tabloda görmek mümkündür.
|
|
Öğretmen merkezli |
Öğrenen merkezli |
|
Sınıfta etkinlik |
Öğretici |
Etkileşimli |
|
Öğretenin rolü |
Bilgi verici, daima uzman |
Katılımcı, bazen öğrenci |
|
Öğrenenin rolü |
Dinleyici, daima öğrenci |
Katılımcı, bazen uzman |
|
Ders ağırlığı |
Bilgiler |
İlişkiler |
|
Bilgi kazanımı |
Hatırlama ve ezber bilginin birikmesi |
Sorgulama ve buluş, bilgilerin yeni bilgilere dönüşümü |
|
Başarı göstergesi |
Miktar |
Kalite |
|
Ölçme |
Normlara göre |
Ölçütlere göre |
|
Teknoloji kullanımı |
Tekrar ve uygulama |
İletişim, katılım, bilgiye erişim |
Tablo 3. Öğretmen ve Öğrenen Merkezli Sınıflar
Oluşturmacılık yaklaşımı öğrenen merkezli eğitimi savunmaktadır. Öğretmen yetiştiren kurumlardaki eğitimin de bu doğrultuda yapılması gerekmektedir. Öğretmenin kendisi sınıf içinde etkileşimci, katılımcı, sorgulayıcı, kaliteye önem veren, iletişimci ve teknolojiyi tanıtan olmalıdır. Bilgi vermek yerine bilgiye nasıl ulaşılacağı ve bu bilginin nasıl kullanılabileceği doğrultusunda yönlendirme ve danışmanlık yapmalıdır. Ezberleme ve hatırlama yerine bilginin sorgulanmasını, etkin olarak öğrenen tarafından bulunmasını desteklemelidir. Öğrenenlerin sürekli olarak etkin olmalarına ve sürekli olarak çevreleriyle etkileşim içinde bulunmalarına dikkat etmelidir. Gelecekte yabancı dili öğretecek olan öğrenenleri gelecekteki rollerine kendi davranış ve uygulamalarıyla örnek olmalıdır.
Oluşturmacılık yaklaşımına göre öğrenilecek konu, içerik ve öğrenenin ilişkisinden bilgi oluşturma ve gerçek öğrenme doğmaktadır. Bu bağlamda, öğrenen ve öğrenilecek konu arasında ilişki yaratmak ve konunun öğrenen için anlamlı hale gelmesi kaçınılmaz bir gerektir. Oluşturmacılığa göre konu, öğrenme sürecinden bağımsız değildir (Tobin, a.g.e.). Dahası, konu ve içerik insan tarafından etkin bir biçimde oluşturulduğundan sürekli olarak değişir ve gelişir. Bu değişim ve gelişim sürecinde öğrenen de değişerek ve gelişerek çıkar. Konu, içerik ve öğrenen arasındaki ilişki, bilginin çokluğu, eski bilgi ve yeni bilgi arasında fark yaratarak, bilgi edinmenin toplumsal doğası konularında bilinç verilerek belirginleştirilebilir. Öğrenenlerin bu kavramları kendi aralarında ve öğretenle tartışmaları da onların bilinçlerinin ve özfarındalıklarının gelişmesine destek sağlar. Öğretmen yetiştirme sürecinde bunların dikkate alınması gerekmektedir.
Bir şeyi ne kadar iyi bildiğini bilmek öğrenenlerin öğrenme sürecinde kendilerini değerlendirmelerinde özellikle önemlidir. Bu üstbilgiye sahip bireyler yetiştirmek kendi kendinin ve diğerlerinin farkında olan bireyler yetiştirmek anlamına gelir. Bilgi ve üstbilgi arasındaki bu farklılık öğrenmenin ne kadar karmaşık bir kavram olduğunu vurgular. Bilgi, içerik ve öğrenenin ilişkisinden doğan bir kavramdır. Öğrenen, konu ve içerik arasında ilişki oluşturabilmek için öğrenenin öğrenme sürecinde etkin olarak sorunlar çözmesi, sorulara cevap vermesi, verdiği cevapları tekrar değerlendirmesi, anlayışlarını tartışması gereklidir. Bu şekilde öğrenen konuyu ve içeriği bilmenin yanısıra, kullanmasını içerik ve kendisi arasında olan ayrılığı çözmesi anlamına gelir. Araştırma ve sorgulama eylemi içinde öğrenen, konu ve içerik arasında hiçbir ayrılık kalmaz ve öğrenen, konu ve içerik arasında doğrudan ilişki kurulmuş olur; konu ve içerikle bireysel ilişki kurulması oluşturmacılık yaklaşımı ilkleri doğrultusunda öğrenmenin gerçekleşmesini sağlar.
Bilgi, toplum ve bireyden soyut olarak var değildir. Toplumsal ve kültürel ortam içinde değer ve doğruluk kazanmaktadır. Bilginin doğru amaçlar için kullanılması da yine toplumsal ve kültürel yaşamın gerekleri çerçevesinde oluşmaktadır (Bkz. Vygotsky, 1978, von Glasersfeld, 1996). Bu bağlamda, bilginin farklı amaçlar, farklı bağlamlar ve farklı alanlar içinde kullanılmasının desteklenmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde öğrenenlerin bilgiye bakışı değiştirilebilir ve bu doğrultuda gelecekteki uygulamalarında sağlıklı yollar izleyebileceklerdir.
Öğrenme ön bilgi ve yeni bilginin ilişkisinin sorgulanması süreciyle de oluşturmacılık yaklaşımı ilkeleri doğrultusunda yapılabilir. Eski bilginin farkına varılması yeni öğrenmeler için destekleyici ve dönüştürücü etkiler yaratabilir. Örneğin okuma etkinliklerindeki anlama için öğrenenlerin önbilgilerinden yola çıkılabilir. Bu şekilde anlama daha da geliştirilmiş olur. okunan metindeki yeni bilgi de daha açık bir biçimde görülmüş olur. Oluşturmacılık yaklaşımına göre öğrenenler sınıf içine kendi ön bilgilerini, düşüncelerini ve anlayışlarını da getirirler. Öğretmen adaylarına bu önbilgi, düşünce ve anlayışlarının varlığı ve bunların yeni anlayışlar geliştirilmesi için ne kadar önemli rol oynadığı gösterilirse, öğrenenlerin bunları gelecekte kendi öğretme süreçlerinde desteklemeleri ve kullanabilmeleri için dayanak sağlanmış olur. Ayrıca sınıf içindeki etkinliklerde alternatif düşüncelerin ortaya çıkması için öğrenenlerin ön bilgileri ve düşüncelerinden yararlanmak gereklidir.
Öğrenenlerin anlayışlarını diğer öğrenenler ve öğretmenler ile paylaşmaları kendilerini daha sağlıklı değerlendirebilmeleri için gereklidir. Öğretmen yetiştirme sürecinde öğrenenlerin gelecekte nasıl olabileceklerinin öğretilmesi yanında yetişme sürecinde nasıl olduklarının farkındalığının geliştirilmesi de gereklidir. Bunun için sınıfta kullanılan araç-gereç dahil, konular, içerik, katılım, öğretmenin kendisi, çeşitli etkinlikler ve deneyimlerin sorgulanması ve etkin olarak tartışılması gereklidir.
Öğrenenlerin kendi aralarında tartışmalara girmeleri için özendirici etkinlikler düzenlenmeli ve işbirlikçi öğrenme desteklenmelidir. Bu şekilde sınıf içinde, o sınıfa özgü bir kültürün geliştirilmesine çalışılmalıdır. Bu sınıf kültürü içinde bilginin nasıl oluşturulduğu, bilginin nasıl kullanılabileceği, bilginin nasıl açıklanabileceği ve savunulacağı tartışılmalıdır. Öğrenenlerin birlikte çalışması gelecekte uygulayacakları etkinliklerinde de buna yer vermeleri için olanak sağlayacaktır. Ayrıca, sınıf içindeki etkinlikler ve davranışlar üzerinde kendi görüşlerini belirtmeleri ve kendilerini de açıkça görebilmelerine destek sağlayacaktır. Öğrenenler diğer öğrenenleri değerlendirirken kendilerini de değerlendirebileceklerdir. Sınıf içindeki uygulama ve etkinliklere de farklı açılardan yaklaşarak daha saydam bir öğrenmenin gelişmesi için bir ortam sağlamış olurlar.
Yabancı dil öğretmeni yetiştiren kurumlar ve üniversitelerde bulunan baskın görüş de oluşturmacılık yaklaşımı doğrultusunda eğitim yapılıp yapılamayacağını etkileyebilecek önemli bir etkendir. Yeniliklere ve farklılığa izin veren bir görüşü benimseyen bir kurumda oluşturmacılığın uygulanabilmesi olanaklıdır. Ancak sonuç odaklı kurumlarda süreç odaklı uygulamaları etkin hale getirmek olanaklı değildir. Ayrıca bu kurumlarda çalışan öğretmenlerin birlikte ya da ayrı ayrı çalışması, kendi aralarındaki iletişim, üst bakışın gelişip gelişmediği durumları da yine süreç odaklı eğitimi etkileyebilecek etkenlerdir. Öğretmen yetiştiren kurumun çevresiyle ve diğer kurumlarla olan ilişkileri de yine bu süreç içinde etkili olabilecek etkenlerdir.
4.1. Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretmenlerinin Yetiştiriminde Oluşturmacılık Odaklı bir Model
Bu bölümde oluşturmacı öğrenme ilkeleri çerçevesinde yapılandırılmış bir uygulama tanıtılacaktır. Bu uygulama İstanbul Üniversitesi, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı 1. sınıf öğrenenleriyle 2003-2004 öğretim yılında İngilizce Dilbilgisi I ve II derslerinde yapılmıştır. Bu derslere 104 1. sınıf öğreneni, 15 kadar da bu dersi tekrar alan, notunu yükseltmek için alan, çeşitli bölümlerden çift dal-yan dal ve ya seçmeli ders olarak alan öğrenenler katılmıştır. Öğrenenlere oluşturmacılık, ilkeleri ve dersin bu bağlamda yapılandırıldığı anlatılmamıştır.
4.1.1 Ön Aşama
Uygulamaya hazırlık aşamasında, dersler başlamadan, bir önceki yılda yapılan etkinlikleri, ödevleri, handoutları, örnekleri, kitapları ve notları içeren öğretmen dosyası (portfolyo) gözden geçirilmiştir. Öğretmen dosyasının içinde:
bulunmaktadır.
Bunlara ek olarak, bu öğretim yılında kullanılabilecek yeni etkinlik ve örmekler eklenmiştir. Ayrıca izlence de güncellenmiş, ekler yapılmıştır (Ek. 1).
Her ders için öğrenenlerin dersleri daha kolay takip etmeleri için ders izlenceleri (handout) hazırlanmıştır. Öğrenenler bunların ders sırasında anlamaları ve dersi takip etmek için çok işe yaradıklarını vurgulamışlarıdır (Ek.11a, 11b). Bu izlenceler derste işlenecek konuları özetler niteliktedir. Bununla birlikte, öğrenenlerin üzerinde tartışabilecekleri konuları, ders içinde yapılacak etkinliklerin yönergelerini, gerçek yaşamdan seçilen metinleri ve araç-gereçleri içermektedir. Öğrenenler bunları bilgilendirici ve yol gösterici bulmuşlardır. Ancak daha sonra öğrenenlerle yapılan değerlendirmeler sonucunda daha çok örnek içermeleri gerektiği sonucu çıkmıştır. Bu da daha sonraki derslerde öğrenenlerin istekleri doğrultusunda geliştirilmiştir (Ek. 5).
Oluşturmacılık yaklaşımı çerçevesinde en çok vurgulanan ilkelerden biri öğrenen özerkliğidir. Öğrenen özerkliği, öğrenenlere bu fırsatın verilmesiyle oluşabilecek bir özellik olduğu açıktır. Özerklik süreç içinde geliştirilebilir bir özelliktir. Öncelikle öğrenenlere bu özelliği geliştirebilmeleri için olanaklar yaratılmalıdır. Bu uygulama içinde öğrenenlerin kendileri için özerklik özelliğini geliştirebilmelerine ağırlık verilmiştir. Bunun için bir strateji belirlenmiş olup ısrarlı bir biçimde uygulanmıştır. Bu stratejiyi oluşturan düşünceler aşağıda tartışılmıştır.
Öğrenen öğretmen arasındaki iletişimin geliştirilmesine özellikle dikkat edilmiştir. Bunun içinde öğrenenlerin öğretmenle iletişim kurabilecekleri bir çok yol sağlanmıştır. Bu yollardan biri ilk derste öğretmenin öğrenenleriyle iletişim kurması için her birine bir Sevgili Her Biriniz mektubu verilmesidir (Ek. 2). Bu mektubun içinde öğretmen bir “hoş geldiniz” hitabıyla başlamakta, öğrenenlerin hayatında yeni bir sayfanın açıldığını belirtmekte, bu yeni sayfada “İngilizce Dilbilgisi” dersinin de bir başlık olduğunu hatırlatmaktadır. Daha sonra bu dersin beklentilerinin neler olduğu ve nasıl sorumluluklar gerektirdiği tartışılmaktadır. Son bölümünde de öğrenenlerden beklenen temel özelliğin de kendileri için karar vermeleri, kendi eğitimleri için en iyisinin yine kendileri tarafından yapılabileceği düşüncesi verilmektedir. Üniversitenin her hangi bir konuda, dilbilgisi konusunda neden sorusuna cevap aranacak bir yer olduğu vurgulanmaktadır. Öğretmenin okuldaki odasının telefon numarası ve istediklerinde her hangi bir konuda yazabilmeleri için öğretmenin elektronik posta adresi verilerek mektup bitirilmektedir.
Bu mektupla amaçlanan, öğrenenlere dilbilgisi dersinin gereklerinin tanıtılması yanında bu dersin onların hayatlarının bir parçası olduğu, bu şekilde de gerçek yaşamlarıyla dersin ilişkilendirilmesidir. Öğretmenin kendi numarasını ve elektronik posta adresini daha baştan vermesi de öğretmen ve öğrenenler arasındaki iletişimin birden çok yoldan gerçekleşebileceği düşüncesini ve bu yolları yaratmaya yönelik bir uygulamadır.
Öğretmen öğrenenleriyle etkileşimde bulunmaya istekli olmalıdır, bu etkili iletişim içinde önemli bir etkendir. Öğretmen sınıf içinde sürekli olarak öğrenme ve öğretme ile ilgili düşüncelerini paylaşmalıdır, bunları tartışmalıdır. Öğretmen – öğrenen iletişimini yüreklendirebilecek bir diğer uygulama da dersin amaçlarının ve gereklerinin açık bir biçimde öğrenenlerle paylaşılmasıdır. Bunun için bu dersle ilgili ayrıntılı bir izlence hazırlanmıştır. Bu izlence dersin gerekleri, öğretim yolu, katılım koşulları, derslerin adları ve tarihler, kaynakça ve İnternet siteleri isimleri bulunur. Bu şekilde öğretmen açıkça öğrenme sürecinin nasıl yapılandırıldığını öğrenenleriyle paylaşmış olur. Özerkliğin geliştirilmesi için öğrenenlere yeterli zaman ve araçlar verilmelidir. Ayrıntılı bir izlence ve birden çok bilgi kaynağını göstermek öğrenenlerin araçları kullanabilmeleri için yol gösterici olabilir.
Oluşturmacılık bağlamında bu izlencenin, öğrenme sürecinden önce hazırlanması eleştirilebilir, ancak bunun özerkliği geliştirme çabalarından biri olduğu unutulmamalıdır. Hazırlık aşamasında bir de izlencede yazılı olan dersleri ve dersler süresince uygulanacak etkinlikleri ve daha bir çok etkenin değerlendirilebileceği bir Değerlendirme Formu hazırlanmalıdır. Bu formun amacı öğrenenlerin öğrenme sürecini değerlendirmeleri ve eleştirmeleridir. Bu şekilde öğrenenler kendi özerkliklerini geliştirme yolunda eleştirel düşünceyi geliştirmek için olanak bulabilirler, bu formun sürekli ve ısrarlı olarak uygulanması ve bu formun sonuçları çerçevesinde hızlı ve bilgi içeren geribildirimler öğretmen tarafından verilmelidir. Bu şekilde öğrenenler kendi görüşlerine değer verildiğini görürler ve daha demokratik bir öğrenme ortamının sağlanması için verimli bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Bu uygulamada verilen Değerlendirme Formunun içeriğini de şu bölümler yer almaktadır:
1) Derse Katılım
2) Okuma
3) Ders
4) Etkinlikler
5) Kazanım
6) Kendiniz
7) Öğreten
8) Değerlendirme
Formun uygulanması öncesinde öğrenenlere bu bölümlerde cevap arayacakları sorular verilir. Örneğin derse katılım bölümünde derse gelip gelmediği sorulur. Böylece de form her ders içinde uygulandığında öğrenen kendi devamını bu şekilde izlemiş olmaktadır. Bu da kendini değerlendirebilmesi için yardımcı olabilir. Okuma bölümünde öğrenenden o derste işlenen konuyla ilgili daha önceden ve ya dersten sonra ne okuduğunu değerlendirmesi istenir. Öğrenen, ders bölümünde dersin genel olarak nasıl bir havada geçtiği, dersin verimli olup olmadığı, dersteki konuyla ilgili düşüncelerini paylaşır. Etkinlikler bölümünde ders boyunca yapılan etkinliklerin nasıl düzenlendiği sınıftaki katılımcılar açısından nasıl göründüğünün değerlendirilmesi istenir. Kazanım bölümünde öğrenenler bu ders ve konudan ne kazandıklarını ve bu kazandıklarını gelecekte nasıl kullanabileceklerini değerlendirirler. Kendiniz Bölümünde öğrenenler öğrenme süreci içinde kendilerini nasıl değerlendirebilecekleri, etkin ya da edilgen, bunun sebeplerini tartışabilecekleri bölümdür. Öğretmen bölümü en önemli bölümlerden biridir, zira öğrenen özerkliğinin en önemli bileşenlerinden biri öğretmenin sorgulanabilmesidir. Her ders için bu yapıldığında öğrenenlerin nasıl bir düşünce kazanabilecekleri açıktır. Bu uygulama öğretmenin dahi tartışılabileceği bir ortamda olduklarının vurgulanması açısından da anlamlıdır. Değerlendirme bölümünde de genel olarak bir değerlendirmede bulunulur (Ek. 3).
Bu form son şeklinde değildir. Öğrenen ve öğretmen arasında sorgulanarak tekrar düzenlenip değiştirilebilir. Örneğin, dersler sırasında bu bölümler tartışılırken öğrenenlerden bazıları kazanım bölümünün gelecekte kullanım olarak değiştirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Daha sonra da isteyenler bunu bu isimle değerlendirmişleridir. Bu formun şekli ve uygulanış şekli de değiştirilebilir. Bu öğretmen ve öğrenenler arasındaki tartışmalara dayandırılmalıdır.
Değerlendirme formları toplandıktan sonra öğretmen tarafından değerlendirilmiş ve temel noktalar geribildirimle (Ek. 9) öğrenenlere sunulmuştur. Bu geribildirim sınıf içinde öğrenenlerle tartışılmış ve değerlendirmeler sonucunda dersle ilgili değiştirilebilecek noktalar üzerinde durulmuştur. Örneğin, öğretmenin sesinin alçak olduğu ve yükselmesi gerektiği şeklinde yapılan değerlendirme sonucunda öğretmenin ses seviyesi düzenlenmiştir. Buna ek olarak bazen öğrenenlerin kafalarının karıştığı ile ilgili değerlendirme öğretmen tarafından çelişkilerin ve karmaşıklığın öğrenme için gerekli olduğu şeklinde belirtilmiş, ancak yine de çok gerektiğinde daha çok açıklama yapma yolunda bir davranış değişikliğine gidilmiştir. Öğrenenler değerlendirmelerinde bazı konularda daha çok örnek istediklerini belirtmişler ve daha sonraki derslerde öğretmen derslerde daha çok örnek verilmesi için çaba harcamıştır. Öğrenenlerle yapılan değerlendirmeler sonucunda her derste verilen ders izlenceleri de daha çok örnek içerecek nitelikte olmaları gerektiği sonucuna varılmıştır, bu konuda da iyileştirmeler yapılmıştır. Böylece öğrenenlerin öğrenmenin bir süreç olduğunu, öğretmen ve öğrenen arasındaki iletişim sonucunda değişiklikler yapılabileceğini görmeleri amaçlanmıştır. Öğrenenlerin kendi düşüncelerinin de değerli ve etkili olabileceği bu şekilde edindirilmesine çalışılmıştır. Öğrenenlere bu süreç içinde özfarkındalıklarını ve özerkliklerini geliştirme olanağı verilmiştir. Öğrenenler ve öğretmen arasındaki iletişimle de sınıf içindeki gücün paylaşıldığı ve sadece öğretmenin elinde olmadığı düşüncesi vurgulanmıştır.
Değerlendirmenin çeşitliliği açısından, sadece bu forma bağlı kalınmamıştır. Öğrenenlerle yapılan tartışmalar sonucunda formun yerine dönem sonlarında değerlendirme mektubu istenmiştir. Bu mektupta da yine benzer bölümler değerlendirilmiştir. Ayrıca ödevlerin de kendilerini değerlendirebilecek özellikte olmalarına dikkat edilmiştir. Örneğin daha ilk dersin sonunda verilen ödevde, öğrenenlerin kendilerini sorgulayabilmeleri için hayatlarında neyi değiştirmek istedikleri sorulmuş ve teslim edilen ödevlerdeki genel konular bir sonraki derste gözden geçirilmiştir.
Öğrenenlerin özerkliğinin gelişmesi ve kendilerini daha verimli bir biçimde değerlendirebilmeleri ve özfarkındalık geliştirmeleri için bir uygulama da ödevler verildiğinde bir önceki yılda yapılan ödevlerin paylaşılması olmuştur. Bu şekilde öğrenenler kendilerinden bekleneni daha açık görmüşler ve başarı odaklı bir süreç yaratılmıştır.
Bu tür değerlendirmelerin uygulanması öğrenen ve öğretmen arasındaki iletişimi güçlendirmektedir, öğretmen öğrenenlerini daha yakından tanımakta, onların gereksinimlerini ve öğrenme şekillerini daha açık bir biçimde görmesini sağlamaktadır. Ayrıca öğrenen de kendini sınıf içi süreçten soyutlayıp daha üstten görebilmektedir. Bu şekilde öğrenme süreciyle ilgili bir üst bakış geliştirilmektedir. Öğrenen içinde yaşadığı süreci, etkinlikleri, kendini ve öğretmeni değerlendirdiği böyle bir uygulamayla farklı bir bakış açısı geliştirmekte ve eleştirel düşünme özelliğini kazanmaktadır. Bunun da öğrenen özerkliğini ve özfarkındalığını destekleyen bir uygulama olduğu görüşündeyim.
Bir diğer uygulama da yapılan sınavlar konusunda yapılacak geribildirimin kısa zamanda ve bilgi içerikli bir biçimde yapılmasıdır. Her vize ya da final sınavı sonrasında en geç 2 gün içinde sonuçlar açıklanmıştır. Sonuçlar, öğrenenlerin elektronik postalarına gönderilmiştir. Elektronik postası olmayanlar içinse sınav sonuçları İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nın öğrenenleriyle haberleşmesi için kurulan hayef_ing yahoogroups sayfası kullanılmıştır. Bu İnternet grubunun sayfasına sınav sonuçlar mesaj olarak gönderilmiştir, buradan mesaj açılarak öğrenenler sonuçlarına ulaşmışlardır. Sonuç ve değerlendirme, ayrıca, öğrenci işleri yoluyla okul içindeki panolara ve öğretmenin odasına da asılmıştır. Bu geribildirimin daha verimli olması için de ayrıca öğrenenlerin sınavlar sırasında sorun yaşadıkları soru numaraları ve konular, en sorunludan başlamak üzere, sınav sonuçlarıyla birlikte gönderilmiştir (Ek. 4).
Bu süreç içinde bir de izlencenin olabildiğince ayrıntılı ve açık olarak hazırlanması öğrenenlerin kendi öğrenme süreçlerini değerlendirebilmeleri için gerekli bir koşuldur. Bu ders çerçevesinde hazırlanan izlence de dersin her açısı konusunda bilgi içerir niteliktedir. öğretme yolundan öğrenen katılımına, değerlendirmeden ders kapsamında ulaşılabilecek bilgi kaynaklarına kadar. Bu tür bir izlencenin artısı öğrenene yaşayacağı süreci tanıtması ve bu süreç içinde kendi yerini belirleyebilmesidir. Bu şekilde süreci ve kendini sorgulayabilir, öğretmenle gerçek bir konu üzerinde tartışabilir, kendi özerkliğini gerçekleştirebilir.
Bunlar ders başlamadan önce hazırlık aşamasında yapılması için organize edilen ve düşünsel art alanı oluşturulan uygulamalardır. Bunların ilk derste tanıtılması ile birlikte öğrenme süreci içinde yapılanlar anlatılacaktır.
4.1.2 Uygulama
Oluşturmacılık ilkeleri çerçevesinde yapılan öğretimde öncelikle öğretmenin öğrenenlerinin seslerini ve düşüncelerini sınıf ortamına getirmesi zorunludur. Bu ses ve düşünceler yoluyla bütün konular tartışılabilir ve sorgulanabilir duruma gelebilir. Bu uygulama çerçevesinde öğrenenlerin düşüncelerinin öne çıkarılmasına özellikle çalışılmıştır. Bunun başarılması için öğrenenlerin düşüncelerine saygı gösterilmesi gerektiği sınıf ortamında sürekli olarak yinelenmiştir. Ayrıca, öğrenenlerin kendi yaşam deneyimlerine dayanarak kendilerini değerlendirmeleri istenmiştir. Kendi yaşam deneyimlerine dayanan öğrenenler kendi düşüncelerini de paylaşabilecek bir dayanak oluşturabilirler. Öğrenenlerle yapılan etkinliklerde onların iletişimsel olarak kendilerini ifade edebiliyor olmalarının yeterli olduğu ve hata yapmaktan korkmamaları gerektiği vurgulanmıştır. Dilin doğal bir insan yaratısı olduğu fikri benimsenmiştir. Öğrenenlerin yakınmalarından biri daha önceki eğitim süreçlerinde kendi fikirlerinin sorulmadığı şeklinde olmuştur. Ancak bunun gelişmesi için de öğrenenlere zaman tanınmıştır. Bunun desteklenmesi sonucunda sınıf içinde düşüncelerin paylaşılması geleneksel bir durum halini almıştır. Bunu öğrenenler de kendi değerlendirmelerinde desteklemişlerdir.
Etkinlikler sırasında öğrenenlerin etkin katılımı desteklenmiş ve özellikle birlikte çalışma için olanaklar yaratılmıştır. Bu şekilde öğrenenlerin öğrenmenin toplumsallığı düşüncesi oluşturmalarına destek verilmiştir. Öğrenenlerin birlikte çalışabilmesi için her ders en az bir ve bazen de birden fazla etkinlik düzenlenmiştir. Öğrenenlerin de bunu desteklediği kendi yaptıkları değerlendirmelerden ortaya çıkmıştır. Etkinliklerde kullanılan araç-gereçlerin özellikle birinci elden deneyim yaşatmalarına dikkat edilmiştir. Bu konuda birkaç örnek vermek yerinde olur.
İlk derste öncelikle dilbilgisi kavramı tartışmaya açılmıştır, öğrenenlerin kendi öğrenme süreçlerinden yola çıkılarak dilbilgisiyle ilgili çeşitli kavramlar tartışılmıştır. Öğrenenlerin kendi öğrenme süreçlerinden çıkardıkları genel düşünce dilbilgisinin kurallardan meydana geldiği ve doğasını kuralların oluşturduğu şeklindedir. Onların bu düşünceleriyle çelişkili olabilecek örnekler verilmiştir. Örneğin, Oscar Wilde’in “Pygmalion” adlı kitabından bir alıntı[1] çerçevesinde tartışmaya devam edilmiştir, ayrıca dilbilgisi ve insan biyolojisi arasıda bir benzerlikten[2] bahsedilerek onların düşünceleri zorlanmıştır. Bu şekilde yeni bilgilerle kendi ön bilgilerini karşılaştırmaları ve yeni anlayışlar geliştirmeleri konusunda çabalamaları sağlanmıştır (Ek. 5). İlk dersten başlayarak, dilsel uzaklık, yapı, işlev ve anlam kavramları üzerinde durulmuştur. Bu daha sonra sınavlarla da desteklenmiştir.
Bunlara ek olarak takip eden derslerde İngilizce Dilbilgisi’ni oluşturan zaman sistemi ve modal sistemden bahsedilmiştir, bunun da insanın vücudu ve ruhu olması gibi zaman sistemleriyle dışsal dünyanın anlatılabileceği, modal sistemle de düşünceler ve duygular gibi içsel yanların anlatılabileceği örneklenmiştir. Zaman kavramları tartışılırken, öğretmen kendi yaz tatili resimlerinden oluşturduğu bir Powerpoint sunusunu öğrenenleriyle paylaşmıştır, buradan çıkışla da öğrenenlerin kendi yaz tatillerini geçmiş zaman kullanarak anlatmaları istenmiştir. Bu şekilde gerçek yaşam sınıf içinde yer bulmuş olur. Bunlara ek olarak öğrenenlere İngilizce’deki fiillerin neden düzenli ve düzensiz olarak ayrıldığı tartışılmıştır. Bu tartışmayla da öğrenenlerin dilbilgisiyle ilgili farkındalık geliştirmeleri amaçlanmıştır. Bu tartışmayla öğrenenlerin İngilizce Dilbilgisi’nin Latince Dilbilgisi’yle karşılaştırılmasıyla bazı düzensiz formların geliştirildiğinin, İngilizce ve Latince arasındaki ilişki olduğu bilinci verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca dilbilgisinin durum, bağlam ve kişilerden bağımsız olamayacağı vurgulanmıştır. Böylece dersteki konuların gerçek yaşamla iç içe olduğu ve gerçek yaşamdan koparılamayacağı düşüncesi vurgulanmaya çalışılmıştır. Oluşturmacılık yaklaşımı bağlamında öğrenenlerin öğrendiklerini gerçek yaşamla ilişkilendirmeleri gerekmektedir.
Diğer bir uygulama da Vivaldi’nin Dört Mevsim CD’sinin İngilizce Dilbilgisi’nin zaman sisteminin bir modelinin yaratılması için kullanılmıştır. Öğrenenlerden, örneğin Yaz mevsimi bölümünü dinlerlerken ne hissettiklerini ve son yaz yaşadıkları olayları hatırlamaları istenmiştir. Bu şekilde öğrenenlerin duyguları ve olaylar arasında ilişki kurmaları istenmiş ve bunların dilbilgisi kurallarıyla ifade edilmesine yönlendirilmişlerdir. Öğrenenler, gerçek bir aracın kullanılmasının etkinlikten zevk almalarına yol açtığını belirtmişlerdir. Ayrıca dilbilgisi derslerinde böyle araçlardan yararlanmanın güdüleyici olduğunu savunmuşlardır. Dersin daha sonraki konularında da müzikten ve İngilizce sözlü şarkılardan yararlanılmıştır. Örneğin vurgulama konusuda Whitney Houston’un I Will Always Love You ve The Greatest Love şarkısından yararlanılmıştır. Bu şarkılarda kullanılan cümle yapılarının vurguyu daha belirgin hale getirmek için nasıl değiştirildiği ve vurgu için nasıl yapılar kullanıldığı tartışılmıştır.
Buna ek olarak Prepositions konusu kapsamında gerçek araç-gereç kullanma kapsamında konuyla ilgili bir belgesel izlenmiştir. Bu belgesel çerçevesinde prepositions kavramının içeriği, çeşitli bakış açılarının nesnelerin birbirine göre yerini nasıl etkilediği ve kullanımlarını nasıl belirlediği tartışılmıştır. Böylece birinci elden bilgi kaynağından sınıf ortamı içinde yararlanılmıştır. Öğrenenler de bunu desteklediklerini belirtmişlerdir.
Bir diğer uygulamada ise bütün öğrenenlere birer ataç dağıtılmıştır, bu ataçtan herhangi bir şekil yapmaları için bir süre verilmiştir. Süre sonunda öğrenenlerin kendileri tarafından meydana getirilen şekillerin isimleri tahtaya yazılmıştır ve bu isimler çerçevesinde öğrenenlerden birlikte çalışarak hikaye yazmaları istenmiştir. Öğrenenlerin şekilleri meydana getirirken ve daha sonra birlikte çalışarak hikaye yazmaları dilbilgisi derslerinde yaratıcılığın kullanılarak nasıl dilsel üretimde bulunabileceği gösterilmiştir.
Bir diğer etkinlikte öğrenenlerin okulları, dersleri ve çevrelerinde eksik olanları yazmaları için süre verilmiş daha sonra bunlar tahtaya yazılıp tartışılmıştır, bu şekilde de olumsuz vurgulamalarda hangi dil bilgisi yapılarının kullanıldığı irdelenmiş ve dersteki konuyla gerçek dünya arasında öğrenenlerin de bireysel yaşamları göz önüne alınarak ilişki kurulmuştur. Konular içinde sürekli olarak öğrenenlerin de kendilerinden bir şeyler bulmalarına çalışılmıştır. Bu şekilde konuların sınıf içinde bile gerçek yaşamdan kopmadığı örneklenmek istenmiştir.
Öğrenenlerin farklı dilbilgisi yapılarının farklı işlevlerini görebilmeleri için çeşitli metin türlerinden yararlanılmıştır. Bu metin türleri arasında reklam metinleri, hikayeler, romanlar, şarkılar vardır. Öğrenenlerin bunlar arasındaki farkları ve benzerlikleri dilbilgisi bağlamında değerlendirmeleri istenmiştir. Öğrenenler bu tür uygulamalarda karşılaştırma, çözümleme ve yeniden oluşturma gibi stratejileri kullanmışlarıdır. Bu tür uygulamalarda öğrenenler üstbilişsel düşünme şekillerini geliştirmişlerdir. Ayrıca bütün dilbilgisi yapılarının kullanılması için sınıf içinde bağlamlar oluşturulmuştur. Dilbilgisi yapılarının işlevleri öncelikle tartışılmıştır, bu şekilde de öğrenenlerin İngilizce dilbilgisine karşı esnek bir bakış açısı geliştirmeleri amaçlanmıştır. Öğrenenlerin gelecekte kendi mesleklerini bu bakış açısıyla yapmaları oluşturmacılık yaklaşımının ilkeleri bağlamında eğitim vermeleri için gereklidir.
Her dilbilgisi konusu için özellikle gerçek metinler kullanılmıştır. Sonradan üretilmiş ve yaratılmış değil çeşitli dergi ve kitaplardan alıntı makale ve ya parçalar kullanılmıştır. Bu makale ve parçalar içinde dilbilgisi kurallarının işlevi tartışılmıştır. Öğrenenlerin daha saydam bir görüş açısıyla dilbilgisi kavramını görmeleri ve değerlendirmeleri amaçlanmıştır. Bu metinler Newsweek, Times gibi dergilerden genellikle yayımlandıkları hafta içinde alıntılanmışlardır. Böylece öğrenenlere gerçek dünyada var olan araç-gereçlerin sınıf ortamına nasıl uygulanabileceği ve gerçek yaşamda var olan nesnelerin sınıf içinde nasıl kullanılabileceği tartışılmıştır. Buna ek olarak bu metinler keşfetme, kavram tanıtma ve uygulama şeklinde döngüsel bir yöntemle sunulmuşlarıdır. Ayrıca metinlerin güncel tartışmaları içermelerine dikkat edilmiştir. Metinler içindeki dilbilgisi yapılarının farkına varılması ve bunların ne amaç ve işlevle metinde kullanıldıkları öğrenenlerle birlikte tartışılmış ve daha sonra da ders konusu ile ilişkilendirilmiştir. Sonunda da öğrenenlerden metinleri değiştirmeleri, geliştirmeleri ve farklı dilbilgisi yapılarıyla tekrar yazmaları istenmiştir. Öğrenenlerin metin içi ilişkileri ve dilbilgisi kurallarının bu ilişkilere etkileri bu şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca bu şekilde öğrenenlerin dilbilgisi yapıları ve kurallarıyla ilgili daha derin bilgi ve bakış açısı oluşturmalarına çalışılmıştır (Ek. 10).
Ders kitabı olarak iki temel kaynaktan yararlanılmıştır. Bunlardan biri ve bütün öğrenenlerin sahip olduğu Grammar Dimensions 4 diğeri de Exploring English Grammar in Context. Dersteki konular da ilk kaynak çerçevesinde seçilmiştir. Ancak kitabın kendisi sürekli olarak kullanılmamıştır. Birlikte çalışmaya, işbirliğine olanak yarattığı ölçüde kullanılmıştır. Kitap içinde bulunan ve her konuyla ilgili alıştırmalar öğrenenlerin ders çalışmalarında kullanmaları için bırakılmıştır. Böylece kitabın yönlendiriciliğinden kurtulup derse kitabın yanı sıra yeni ve çeşitli kaynaklardan bilgi getirmek mümkün olmuştur. Bu öğrenenlerle de tartışılmış ve öğrenenler de bu uygulamayı desteklemişlerdir. Gerçek metinlerle çalışma ve değerlendirme yoluyla öğrenenlerin dilbilgisi ve kurallara yönelik farklı bir bakış açısı geliştirmelerine çalışılmıştır. Öğrenenler de kendi değerlendirmelerinde dilbilgisini hiç görmedikleri bir gözle görmeye başladıklarını söylemişlerdir.
Derslerdeki temel amaçlardan biri de ders süresince öğrenenlerin sıkılmalarını önlemekti. Bunun için sürekli olarak yeni etkinlikler ve tartışmalara gidilmiştir. Dilbilgisi ve kurallarının çeşitli alanlarda nasıl kullanıldıklarını görmeleri öğrenenlerin kendi deyimleriyle sıkılmalarını ve hatta dilbilgisi dersinin eğlenceli olabileceğini daha önce hiç düşünmediklerini ifade etmişlerdir. Sınıf içindeki bu etkinlik çeşitliliği dersteki her dakikanın verimli olarak kullanılmasına olanak vermiştir. Bu bağlamda, derse girilirken dersin adıyla başlanmayıp çeşitli hikaye, soru ve güncel olaylardan çıkılarak konuyla ilişkilendirilmesi derse ilginç bir başlangıç yapılmasını mümkün kılmıştır. Öğrenenler de değerlendirmelerinde bunun işlevsel yönüne değinmişlerdir. Örneğin, bir derse 8 Mart Kadınlar Günü olması dolayısıyla kadınlar ve onların sorunları tartışmalarıyla girilmiştir, daha sonra da erkeklerin bu konulara karşı tutumları ve bizim kültürümüzün bu konuya karşı duruşuyla nesnelerin birbirlerine karşı olan duruşları konusuna geçilmiştir. Derste prepositions konusu işlenmiştir. Prepositions kavramı içinde nesnelerin birbirine göre durumlarına göre seçilmeleri ve kullanılmaları üzerinde durulmuştur.
Bir diğer örnek de insan topluluklarını bir arada tutan ve yönlendiren bağların neler olduğu konusu tartışılmaya başlanmış, buradan çıkışla da cümleleri birbirine bağlayan bağlaçlar konusuna geçilmiştir. Yine başka bir derste de bir restoranın reklam panosunda kullandığı sloganla anlatmaya çalıştığı anlamlar üzerinde tartışılmış ve buradan da devrik cümle yapısıyla anlatılmak ve vermek istenen duygulara geçilip devrik cümle (inversion) konusu sınıfta konuşulmuştur. Bir diğer ders girişinde ise öğrenenlerin öğretmen kendi öğrenme sürecinden bir örnekle başlayarak kendi öğrenenlerinin öğrenme süreçlerini de sorgulayarak subjunctive ve conditionals konuları derste sunulmuştur. Böylece öğrenenler kendi yaşantılarından yola çıkarak ders konusunu kendi yaşamlarıyla ilişkilendirmeye çalışmışlarıdır.
Etkinliklerin her biri uygulandıktan sonra öğrenenlerle tartışılmıştır, etkinlik sırasında ne hissettikleri ve bu etkinliğin amaca uygun olarak yapılıp yapılmadığı tartışılmıştır. Buna ek olarak da gelecekte gerçek yabancı dil öğrenme sürecinde kullanılıp kullanılamayacağı konusu değerlendirilmiştir. Bu şekilde etkinlikler sırasında öğrenenlerin sürekli olarak dikkatli olmaları ve sorgulayıcı olmaları amaçlanmıştır. Bu uygulamanın sürdürülmesiyle, her etkinlik öncesi öğrenenlerin etkinliğin amacını sorgulamaya başlamışlarıdır ve bu ön bilgiyle hareket etmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Bu da onların etkinliklere daha istekli bir biçimde katılmalarına olanak vermiştir. Öğrenenlerden daha ilk derste dersleri iki farklı gözle görmeleri konusunda yönlendirilmişlerdir. Bu gözlerden biri öğrenen olarak, diğeri ise bu dersin öğretmeni olarak.
Bu bağlamda, her etkinlik her iki gözden de değerlendirilmeye çalışılmıştır. Öğrenenlerin bunu yapması sınıftaki konuları ve dünyayı farklı gözlerden görmelerini sağlamaktır. Ayrıca konuları her iki açıdan da görmeye çalışmaları etkinliklerin öğrenenler için incelenen bir nesne olarak anlam kazanmasına olanak sağlamıştır. Oluşturmacılık yaklaşımı çerçevesinde etkinliklerin öğrenenlere göre anlamlı olması ilkesi daha ilk dersten uygulamaya konulmuştur. Etkinliklerin ilginç ve öğrenenlerin ilgisini çekebilecek güncel tartışmalarla dolu olasına dikkat edilmiştir.
Örneğin edilgen çatının (Passive) işlendiği bir derste öğretmen sınıf içinde ördek bir kukla kullanmıştır. Kuklaya Diddy the Duck adı verilmiş ve öğretmen kuklayla sohbet etmiştir. Kuklayla olan konuşması sırasında etken ve edilgen çatılı cümleler öğrenenler tarafından kaydedilmiş ve bunların yapısının konuşmada kazandığı anlamlar üzerinde sınıf içinde bir tartışma yapılmıştır. Bu etkinlik öğrenenlerin çok dikkatini çekmiş ve kendi değerlendirmelerinde bunun çok eğlenceli olduğunu ve dilbilgisi derslerinde kukla kullanmanın ne kadar etkili olabileceğinin farkına vardıklarını belirtmişleridir. Bu tür etkinlikler öğrenenlerin dikkatini çekmek, dersleri daha çekici bir hale getirmek ve daha rahat bir öğrenme ortamı yaratmak için kullanılabilir.
Öğrenenlerin bildikleri ve bakış açılarına ters ve çelişkili örnekler sürekli olarak ve her konuda verilmiştir. Bütün dersler böyle bir örnekle başlatılmıştır. Öğrenenlerin bir yapıyı ve onunla ilgili farklı bakış açılarını görmeleri, böylece de dilbilgisi kural ve yapılarından çok onların nasıl kullanıldığının önemli olduğu düşüncesi verilmek amaçlanmıştır. Örnek olarak, İngilizce’de konu bağlam tanıtan ve düzenleyen olarak işlev gören there’s yapısının nesneler çoğul olsa bile tekil olarak kullanılabileceği, get fiiliyle de edilgenlik yapısı yaratılabileceği, dilek istek kipi olarak kullanılan subjunctive yapısıyla özne yüklem uygunluğu aranmaması verilebilir.
Dahası, dilbilgisi yapılarının oluşturulmasının anlamlarıyla ilişkilendirilmesi gerektiği sürekli olarak vurgulanmıştır. Bununla ilgili de her konuda örnekler ve kullanımlar verilmiştir. Bu şekilde öğrenenlerin dilbilgisi kurallarını farklı açıdan ve daha derin olarak görmeleri amaçlanmıştır. öğrenenler de dilbilgisini ve kuralları daha derin olarak algıladıklarını ve dilbilgisinin ve kurallarının anlamları düzene koymak olduğunu düşündüklerini vurgulamışlardır. Öğrenenlerin dikkatini çekmek ve ilgilerini uyandırmak için sürekli olarak açık uçlu ve birçok yönden cevaplanabilecek sorular sorulmuştur. Ödevleri de bu sorulara cevap arayacak nitelikte olmuştur. Örneğin İngilizce’de neden düzenli ve düzensiz fiillerin olduğu, devrik cümle yapısının – inversion neden kullanıldığı, yapısal olarak benzer bir biçimde kullanılan gerund ve infinitive yapılarının neden iki farklı adla adlandırıldığı, İngilizce’de gerçek ve hayali durumları anlatan dilbilgisi yapılarının hangileri olduğu, İngilizce’de hangi yapıların vurgulama için kullanıldığı, prepositions konusunda bunların seçiminin neye göre yapılması gerektiği gibi sorulara cevap aranmıştır. Bu sorularda ortak olan neden sorusuyla da öğrenenlerin gelecekte bu sorularla karşılaştıklarında nasıl cevap verebilecekleri konusu tartışılmıştır, ayrıca dilbilgisi kavramı konusunda daha derin anlayış geliştirmeleri amaçlanmıştır. İngilizce öğretmeni adaylarıyla sürekli olarak gerçek birer öğretmen olarak sınıftaki etkinliklere katılmaları konusunda yönlendirme yapılmıştur, ayrıca soruları da gerçek sınıflarında onların öğrenenleri tarafından sorulmuş gibi cevap vermeleri istenmiştir.
Diğer bir uygulama da öğrenenlerin öğrendikleri İngilizce dilbilgisi yapı ve kuralları Türkçe’dekilerle karşılaştırmaları ve bu şekilde de kendi dilleri konusunda da daha etkin bir bilgi oluşturmalarıdır. Bitirme ödevlerinden biri de İngilizce bir dilbilgisi ya da dil kavramını Türkçe’siyle karşılaştırması ve her iki dilin benzerlik ve farklılıklarını sunması şeklinde olmuştur (Ek. 6). Böylece öğrendikleri kavramları karşılaştırıp, sorgulayıp bir sonuca ulaşmaları ve kendi bilgilerini daha da geliştirmeleri amaçlanmıştır. Ayrıca her derste de sunulan konu üzerinde böyle bir karşılaştırma, öğrenenlerle birlikte tartışılarak yapılmıştır. Öğrenenler diller konusunda daha farklı bir bilinç geliştirdiklerini belirtmişleridir.
Öğrenenlere doğrudan öğretmenin düşüncesi verilmemiştir, öğrenenler ilk başlarda bundan rahatsızlık duyduklarını belirtmişler ancak daha sonraları bunun onların fikirlerini paylaşmaları için olumlu olduğunu savunmuşlardır, ayrıca bu şekilde sorgulanarak varılan sonuçlar bağlamında kendi düşüncelerinin de değerli olduğunu hissettiklerini vurgulamışlarıdır. Bu durumu, öğretmenin kendi düşüncelerini doğrudan empoze etmesi yerine demokratik bir ortam içinde öğrenenlerin düşüncelerine değer verilmesi olarak algılamışlardır. Bu şekilde etkinliklere katılmaları kolaylaşmıştır. Ancak bazen sorulan sorulardan ve öğrenenlerin çok açılı katkılarından dolayı öğrenenler bir sonuca varamadıklarından yakınmışlardır. Bu da daha sonraki derslerde tartışmalardan sonra bütün düşüncelerin özetlenmesiyle aşılmaya çalışılmıştır.
Öğrenenlere tartışmalar sırasında kendilerini değerlendirmeleri istenmiştir. Bu şekilde öğrenenlerin kendi düşüncelerinin ve düşünme şekillerinin farkına varmaları amaçlanmıştır. Böylece öğrenme sürecinde çeşitli stratejiler kullanmaları için olanak sağlanmıştır. Bu onların özerkliğini de destekleyen bir çalışma olmuştur. Bu uygulamalardan biri de verilen bir ödevin tesliminden sonra ödevin öğretmen tarafından dilbilgisi hataların tespit edilmesi bunların toplu olarak kaydedilmesi, bunların diğer dersin sonunda düzeltilmesi için öğrenenlere verilmesi şeklinde gerçekleşmiştir (Ek. 12). Bu uygulamanın özelliği öğrenenlerin kendi hatalarını görmeleri ve yapılan en genel hataları kimin yaptığı belli olmadan bütün sınıf tarafından düzeltilmesidir. Bu şekilde öğrenenler hatalı olarak değerlendirilmeden sorumluluk paylaştırılmış olur. Böylece öğrenenlerin hatalarını düzeltmek için bir yol uygulanmış olmaktadır. Bir diğer uygulama da öğrenenlerin bir makale yazdıktan sonra kendi makalelerini kullanmış oldukları dilbilgisi yapıları ve kelime çeşitliliği yönünden değerlendirmeleridir. Öğrenenler bu tür bir uygulamada kendi hatalarını ve ürünlerini değerlendirerek öğrenme için gerekli olan özfarkındalıklarını geliştirmektedirler. Bu çalışmadan sonra da öğrenenler kendi ürünlerini yaratırken daha dikkatli olduklarını belirtmişlerdir.
Hatalar konusunda da öğrenenlerin kendilerini geliştirmelerine zaman tanımak için daha yapıcı bir yol izlenmiştir. Yazma ödevlerinde kullanılacak yapılar ve kavramlar olabildiğince verilmeye çalışılmıştır. Kendi kontrollerinde olan bir bilgiyle, görevler tamamlama şeklindeki ödevlerle hata yapmalarının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ayrıca sınıf içinde kendi düşüncelerini paylaşırken oluşabilecek hatalar konusunda da olabildiğince rahat bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu şekilde kendi düşüncelerinin paylaşılması ve etkinliklere katılmanın doğru ifade etmekten daha önemli olduğu düşüncesi verilmeye çalışılmıştır. Öğrenenler de bu tavrı desteklemiş ve yabancı dilde konuşurken çok daha rahat olduklarını belirtmişlerdir. Öğrenenlerin fikirlerine yanlış, hatalı, hayır gibi olumsuz sözcükler kullanılmamaya çalışılmış ve onların düşüncelerini sorgulayabilmeleri için Neden?, Neden böyle sence?, Neden böyle düşünüyorsun?, Nasıl?, Ne demek istiyorsun? gibi sorular sınıf içi iletişimde olabildiğince çok kullanılmaya gayret edilmiştir. Bu tür bir dil kullanımının öğrenenler üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu onların değerlendirmelerinden anlaşılmaktadır. Dahası, öğrenenler bunun onları rahatlattığı, etkinliklere katılama yolunda desteklediği ve kendilerini sorgulamada etkili olduğunu belirtmişlerdir. Bu dil kullanımının onları dilbilgisi kavramlarını, yapılarını ve kurallarını ezberlemeden çok gerçekten öğrenmeye yönlendirdiğini belirtmişlerdir.
Oluşturmacılık yaklaşımı ilkeleri çerçevesinde sınıf içindeki konuların okuldaki diğer derslerle ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Örneğin, bazı yapıların yazma dersinde makale ve paragraf yazmada çok işe yarayabileceği bağlaç, relative clause, isim ve sıfatlar gibi, bazılarının da konuşma dersinde kullanılabileceği ellipsis ve discourse markers gibi, okuma dersinde de özellikle reference words ve sentence connectors konularının işe yarayabileceği belirtilmiştir. Ayrıca diğer derslerde yapılan uygulamaların temelde dilbilgisi kurallarının ve kavramlarının doğru bir biçimde kullanılmasıyla mümkün olabileceği vurgulanmıştır. Dolayısıyla kendi eğitim ve öğrenme süreçlerine bütüncül bir bakış açısı geliştirmeleri amaçlanmıştır. Öğrenenler bunun kendi görüşleri üzerindeki etkisine değerlendirmelerinde değinmişlerdir.
Oluşturmacılık yaklaşımı ilkelerinden biri de oluşturmacı sınıflarda teknolojiden yararlanılmasıdır. Bu uygulama içinde de teknolojiden yararlanılmıştır. Örneğin, bazı derslerde görsel malzeme ve şarkı kullanmak için diz üstü bilgisayar, yansıtıcı, CD-kasetçalar ve ses kaydedicisinden yararlanılmıştır. Öğrenenler de teknolojinin öğrenme ortamını zenginleştirdiğini belirtmişlerdir. Buna ek olarak, bu uygulamalardan sonra öğrenenler bu tür aletleri kullanma konusunda eğitim almaları gerektiği sonucuna varmışlarıdır. Kendilerini teknoloji kullanımı konusunda eksik görmüş, bunu da değerlendirmelerinde ifade etmişlerdir. Bu bağlamda, öğrenenlerin teknolojiyi daha yakından tanımaları için öğrenenlere verilen bitirme ödevi niteliğindeki bir İngilizce ve Türkçe dilbilgisi yapısının karşılaştırması ödevi bilgisayarda yazılmış olarak istendi ve kaynakçasında da yararlanılan İnternet sitelerinin verilmesi istendi. Bu ödevin, öğrenenlerin kendilerini bilgisayar konusunda geliştirmeleri için yararlı olduğu değerlendirmelerinde öğrenenler tarafından belirtilmiştir.
4.1.3. Değerlendirme
Oluşturmacılık yaklaşımına göre değerlendirme öğrenme süreci içinde öğrenenler etkinliklere katılırken ve çalışma sürecinde yapılmalıdır. Öğrenenlerin ne kadar ezberlediği değil de öğrenme sürecinde ne kadar düşünebildiklerine yönelik olmalıdır. Bir ölçüte göre değil de birden çok ölçüte göre değerlendirmeleri performansa dayalı bir değerlendirme için gereklidir. Uygulamanın yapıldığı kurum içinde zaten hazır olarak sunulan bir değerlendirme biçimi uygulana gelmektedir. Bu uygulama biçimi üç ölçüt üzerinden yapılmaktadır. Vize sınavının %40’ı, final sınavının %50’si ve öğreten değerlendirmesinin %10’u şeklindedir. Bunun dışına çıkmak olanak dahilinde değildir. Bütün üniversitede uygulanan değerlendirme şekli budur. Oluşturmacılık yaklaşımının değerlendirme ilkeleri gereği ise daha farklı değerlendirme biçimlerinin de uygulanmasını gerektirmektedir. Sadece sınav değil de öğrenenlerin performansına dayalı bir değerlendirmesine de gerek vardır. bunun için şöyle bir yol izlenmiştir.
Öncelikle, izlencede belirtilen değerlendirme ölçütü üniversitede uygulanan değerlendirmedir, öğrenenlerin vize ve final sınavlarına girmeleri zorunludur, ancak bunun ayrıştırılması mümkündür. Değerlendirmede vize ve final sınavlarının yüzde olarak etkinliğini azaltmak olanaklar dahilindedir.
Değerlendirme uygulamasında öncelikle öğrenenlerine yol gösterici olması bakımından öğreten dersi için kendi hazırladığı dosyayı (portfolioyu) göstermiştir. Öğrenenlerin de değerlendirilmeleri için onların dosyalarının değerlendirileceğini belirtmiştir. Bu dosyada bulunanlar şöyle sıralanabilir :
1) Öğrenenin derste ve ödev olarak kendi yaratıları (raporlar, notlar, çizimler, ödevler, proje çalışmaları, resimler, bültenler, koleksiyonlar vb.)
2) Değerlendirme formları ve mektuplar.
3) Öğrenenlere uygulanan sınavlar.
Bu tür bir değerlendirmede öğrenenlerin bütün öğrenme süreci ve onların ne kadar etkin olarak bu sürece katıldıkları değerlendirilebilir. Dosya (portfolio) değerlendirmesi uygulanmış ve öğretmenin değerlendirmesi bölümünde gösterilmiştir.
Vize ve final sınavlarının zorunlu olması dolayısıyla bu sınavların niteliğinin değiştirilmesine çalışılmıştır. Sınavlar öğretim sürecinin içinde olarak değerlendirilmiş ve öğrenenlerle bunun önemi tartışılmıştır. İlk sınavın yapılmasından önce öğrenenlere önceki yıllarda yapılan sınavlardan örnekler verilmiştir, ek olarak geçmiş yıllarda bu sınavları alan öğrenenlerin değerlendirmeleri ve öğretmenin kendi sınav hikayeleri sunulmuştur. Bu şekilde öğrenenlerin heyecanı yatıştırılmaya çalışılmıştır.
Sınavların niteliğinin değişmesi için tek doğrulu ve geleneksel dilbilgisi sınavlarından farklı olarak öğretim sürecinde de vurgulandığı şekilde dilbilgisi kurallarının ve onların işlevleri üzerinde durulmuştur. Dilbilgisi kuralları yerine durum ve kişilerin dilbilgisi kurallarını belirlediği düşüncesinden yola çıkılarak sınav soruları bu bağlamda oluşturulmuştur (Ek. 7 ve Ek. 8). Sınavlarda özellikle yeni ve farklı bakış açılarının kazandırılması, ayrıca sorularının birbirini izlemesi ve bunların anlam üzerinde yoğunlaşması amaçlanmıştır. Verilen cevaplarda tek doğru değil de öğrenenin sorgulaması öne çıkarılmıştır. Öğrenenlerin durum ve kişilerin dil kullanımı üzerindeki etkisini ve dilbilgisi kurallarını sorgulaması asıl ilke olarak ele alınmıştır. Her sınavda ayrıca öğrenenlerin öğrendiklerini uygulayabilecekleri bir yazma bölümü kullanılmıştır. Ancak bu yazma bölümünde istenen açıkça belirtilmiştir. Öğrenenlerden genellikle istenen belirli yapılara özellikle dikkat ederek yazmaları, bu şekilde de öğrenme sürecinden yola çıkarak üretimde bulunmalarıdır. Yazma bölümünde, güncel ve öğrenenlerin ilgi alanında olabilecek ve ya daha önce sınıfta tartışılmış olan üç konu verilmiştir, öğrenenlerden ilgileri ve bilgileri doğrultusunda bir tanesini seçip yazmaları istenmiştir. Burada da yine öğrenenlerin kendilerinden yola çıkarak yazmaları ve bu şekilde üretim aşamasında bilgisizlikte dolayı sıkıntı çekmemeleri amaçlanmıştır.
Daha sonraki derste sınavlarda sorulan sorular tartışılmış ve öğrenenlere sınavların da öğrenim sürecine dahil olduğu düşüncesinin edindirilmesine çalışılmıştır. Öğrenenler, bu tür açık uçlu ve düşünmeye dayalı sınavlara alışık olmadıklarını, bununla birlikte bu türde sınavların daha rahatlatıcı ve öğretici olduğu fikrini belirtmişlerdir. Uygulanan sınavların öğrenme sürecinde olduğu gibi düşünceye ve açıklamaya dayalı olması, değerlendirmenin farklı yapılabileceği düşüncesini doğurmuştur. Öğrenenler, geleneksel sınavlardan daha verimli olduklarına değinmişlerdir.
Sınavlarla ilgili geribildirim de sınav gününden sonra iki gün içinde verilmiştir. Geri bildirimin içeriğinde sınav sonuçlarının yanı sıra öğrenenlerin en çok zorlandıkları sorulardan başlanarak soru ve konu isimleri de verilmiştir. Bu elektronik posta yoluyla olduğu gibi İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nın İnternet grubuna hayef_ing mesaj şeklinde de gönderilmiştir. Öğrenenler, tatil zamanı okula gelmedikleri süre içinde buna ulaşabilmelerini iyi bir uygulama olarak nitelendirmişlerdir.
Bu süreç sonunda öğrencilerden gelen değerlendirmeler uygulamaların onlar tarafından da desteklediğini vurgular niteliktedir (Ek. 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19).
SONUÇ
Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretmenlerinin Yetiştirilmesinde Kuram ve Uygulama Boyutuyla Oluşturmacı Yaklaşım başlıklı incelemede öğrenme – öğretme süreçlerini yönlendiren yeni bir akım olarak oluşturmacılık anlayışı kuram ve uygulama boyutuyla tartışmaya açılmıştır. Oluşturmacı yaklaşımın İngilizce öğretimi sürecinde yansımaları irdelenmiştir. Bu çalışma öğretim süreçlerine ve bu süreci yönlendiren insan gücü olarak öğretmenlerin yetiştirilmesine yeni bir ışık katmak için yapılmıştır. Bu çalışmada oluşturmacılık kuramı inceleme alanı olarak belirlenmiştir. Oluşturmacılık anlayışına dayanarak gerçekleştirilen uygulama düzenlerinin somuta yansıtıldığı alan da yabancı dil olarak İngilizce öğretmenlerinin yetiştirilmesine yönelik programlarda yer alan dilbilgisi dersidir. İngilizce dilbilgisi derslerinde geliştirilen uygulama modeli de öneri nitelikli bir çalışmadır. Burada amaçlanan oluşturmacılık ilkelerine dayanarak dilbilgisi dersinin nasıl işlenebileceği sorusuna yanıtlayabilmektir.
Bu amaçla, çalışmanın ilk bölümünde kuramsal boyutuyla tartışılmıştır. Öncelikle oluşturmacılık kuramı özetlenmiştir. Bu bölümde oluşturmacılık yaklaşımına katkıda bulunan Piaget, Dewey, Bruner ve von Glasersfeld gibi araştırmacı ve yazarların yaptıkları çalışmalar tartışılmıştır. Oluşturmacılık, öncelikle bir öğrenme kuramı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Buna ek olarak oluşturmacılığın bilgi felsefesine yaptığı katkı da von Glasersfeld’in görüşleri doğrultusunda verilmiştir. Oluşturmacılık kuramına göre bilgi dışarıda ve bilenden bağımsız bir bilgi yoktur. Bilgi bireylerin nesnelerle olan ilişkisinden, bireyler tarafından etkin bir biçimde oluşturulmaktadır. Öğrenme toplum ve bilişsel süreçlerden bağımsız değildir.
Bu bağlamda geleneksel öğrenme ve öğretme yaklaşımlarıyla oluşturmacılık yaklaşımının bir karşılaştırması verilmiştir. Geleneksel eğitim süreci içinde öğrenenler bilgiyi öğretmen ve kitaplar aracılığıyla almaktadırlar. Öğretmen ve ders kitaplarının sunduğu bilgi kesin, gerçek ve mutlaktır. Oysa oluşturmacılık yaklaşımına göre bilgi sadece içinde bulunulan duruma göre nitelik kazanabilir. Bir anda doğru olan bilgi bir sonraki anda işe yaramayabilir. Bu açıdan da bilgi sürekli olarak bireyler tarafından süreç içinde oluşturulur. Bu bağlamda, bilgi gerçek, kesin ve mutlak değil ancak uygulanabilir ve geçerli olabilir. Buradan çıkışla da oluşturmacılık yaklaşımının öğrenme uygulamalarına getirdiği yeni boyutlar tartışılmıştır.
Burada oluşturmacılığı oluşturan bu temel düşünceye dayanarak çalışmanın uygulamalı bölümünde İngilizce öğretmeni yetiştiren programlarda yer alan dilbilgisi derslerinin oluşturmacılık ilkeleri doğrultusunda nasıl düzenlenebileceği gösterilmiştir. Çalışmanın uygulanabilmesi için sınıf içi etkinlikler oluşturmacılık temelinde şöyle bir yapıyla gösterilmiştir. Öncelikle öğrenenler ve öğretmen arasında iyi bir iletişim kurulabilmesi için olabildiğince çok açıdan iletişim yolları açılmalıdır. Bu amaçla uygulamada bu amaçla öğrenenlere ilk derste bir Sevgili Her biriniz mektubu verilmiştir. Bu mektupla öğretmenin öğrenenleriyle iletişimini başlatabilmesi ve devam ettirebilmesi amaçlanmıştır. Mektupta, öğretmenin elektronik ileti adresi ve telefon numarası verilmiştir. Öğrenenlerin bütün öğrenme sürecini açıklıkla görebilmeleri için öğretmen tarafından ayrıntılı bir izlence hazırlanmıştır. Bu da ilk derste öğrenenlere verilmiştir. Bu izlencede öğretme yolu, bilgi kaynakları, değerlendirme ölçütleri, ders tarihleri ve konuları ayrıntılı bir biçimde verilmiştir. Ayrıca öğrenenlerin dersleri izlemelerini kolaylaştırmak için her derste önceden hazırlanmış bir ders izlencesi verilmiştir. Bunun içeriğinde gerçek metinler, çelişkili örnekler, etkinlik yönergeleri ve dilbilgisi konularıyla ilgili kısa açıklamalar bulunmaktadır.
Öğrenenlerin özfarkındalıklarını ve özerkliklerini geliştirmek için her dersi ve etkinliği değerlendirebilecekleri bir değerlendirme formu uygulanmıştır. Bu formda dersi çeşitli açılardan ve hatta öğrenenlerin kendilerini değerlendirebilecek yönergeler verilmiştir. Bu form her ders için uygulanmıştır. Bunun bir adım devamında da dönem sonlarında öğrenenlerden bir değerlendirme mektubu istenmiştir. böylece öğrenenlerin sürekli olarak dersi, içeriği, öğretmeni, kendilerini ve etkinlikleri sorgulayabilecekleri bir süreç yaratılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda dersin bazı yanları değiştirilmiş ve geliştirilmiştir.
Öğrenenlerin düşüncelerinin ve derse katılımlarının değerli olduğu düşüncesinin yerleştirilmesi için de her konu gerçek yaşamla ilişkilendirilmiştir. Kendileriyle ilişkili olan konularda öğrenenler daha çok düşüncelerini paylaşmışlarıdır. Bu şekilde öğrenenlere öğretim sürecinin etkin bir bileşeni oldukları hatırlatılmaya çalışılmıştır. Öğrenenlerin kendi bilgilerini oluşturmaları için diğerleriyle birlikte çalışabilecekleri görevler verilmiştir. Teknolojiden öğrenme ortamının görsel ve işitsel olarak zenginleştirilmesi bağlamında özellikle yararlanılmıştır.
Değerlendirme de oluşturmacılık ilkeleri doğrultusunda öğrencilerin öğrenme süreci içinde değerlendirilebilmesi için derse katılım ve öğrenenlerin portfoliolarının değerlendirilmesi şeklinde zenginleştirilmiştir. Buna ek olarak yapılan sınavlar tek doğrulu olmaktan çıkarılıp düşünmeyi ve düşünsel yaratıcılığı destekleyecek şekilde düzenlenmişlerdir. Sorular gerçek dil kullanımı ile ilişkili ve bağlamsal ilişkilere öncelik verecek şekilde oluşturulmuşlarıdır. Öğretim süreci olabildiğince insancıllaştırılmaya ve her yönüyle öğrenenlere anlamlı gelecek şekilde yapılmaya çalışılmıştır.
Bilgi, toplumsal ilişkiler içinde bir farkındalık çerçevesinde oluşur. Oluşturmacılık yaklaşımının genelde eğitime özelde İngilizce öğretmenlerinin yetiştirimine aktarılmasının tartışıldığı bu çalışmada geliştirilen uygulama örneklerinde öğrenmenin özerkliği, öğrenenin sorgulaması, bilginin oluşturulması, değerlendirmenin süreç içinde yapılması gibi ilkeleri yaşama geçirme çabası güdülmüştür. Kuşkusuz bu noktada önemli olan öncelikle daha demokratik ve katılımcı bir öğrenim ortamının gerçekleştirilmesidir. İngilizce öğrenme sürecini bu ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilmesi bu öğretmenlerin böyle bir ortamda yetiştirilmesine bağlıdır. Bu çalışmada amaç öğrenenlerin birer özne olarak İngilizce öğrendikleri demokratik ve geniş katılımlı bir ortamın sağlanmasıdır. Oluşturmacı yaklaşıma göre gerçekleşen düzenlemelerin büyük katkılar sağlayacağı egemendir.
Oluşturmacılık kuramına göre geliştirilen bu çalışmada örneklendirilen uygulamalar sınıf içi iletişimin sağlanması önemli bir temel taşıdır. Öğrenme sürecinde öğretmen – öğrenen gibi katılımcıların etkin olduğu uygulamalar sonucunda ancak kendi düşüncelerini ve düşünme biçimlerinin farkında olan bireyler yetişebilir.
Öğrenenin kendinin farkına varabilmesi için öğretmen, ders konusu ve çevresindeki dünyayla olan ilişkilerini sorgular hale gelmelidir. Eğitim süreci de bu sorgulamayı destekler nitelikte olmalıdır. Bu şekilde eğitim, oluşturmacılık yaklaşımı çerçevesinde dönüştürülebilir. Bu çalışmada oluşturmacılık yaklaşımının eğitimi dönüştürme olasılığı da tartışılmıştır. Oluşturmacılık kuramına göre sınıf içi etkinliklerde öğrenenin özerkliği, sorgulaması, kendisi için bilgi oluşturması, öğrenen değerlendirmesinin öğrenme sürecinde yapılması vurgulanmaktadır.
Yabancı dil öğretmeni yetiştirmenin çok yönlü bir alan olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Oluşturmacılık kuramının bu alana yapabileceği katkılar oluşturmacı ilkler kapsamında irdelenmiştir. Örneğin daha demokratik ve çoğulcu görüşlere saygılı bireylerin yetiştirilmesi için oluşturmacılık kuramının yapabileceği katkılar süreç dahilinde tartışılmıştır. Oluşturmacılık yaklaşımına göre kendinin ve diğerlerinin farkında olan bireyler yetiştirmek amaçtır. Kendi düşünceleri ve düşünme şekillerinin farkında olan bireyler ise diğer bireylere karşı hoşgörülü ve saygılı olacaklardır. Oluşturmacılık yaklaşımı ilkelerine göre yapılan yabancı dil öğretimi kültürlerarası ilişkilere önem veren ve kültürlerarası iletişimin farkında olan demokratik toplumları yaratma amacındadır. Bunun başarılmasının oluşturmacılık yaklaşımının sınıflarında yerleştirip uygulayabilecek yabancı dil öğretmenlerinin yetiştirilmesi ile mümkün olabileceği konusu incelenmiştir. Oluşturmacı yaklaşım çerçevesinde eğitim gören yabancı dil öğretmenlerinin kendi sınıflarında daha demokratik ve daha insancıl bir öğrenme ortamı yaratabilecekleri tartışılmıştır.
Sonuç olarak bu çalışmanın ortaya koymaya çalıştığı nokta şudur: İngilizce öğretimini verimli kılacak temel etmen öğrenenlerin dili nerede, nasıl, niçin kullandıklarının bilincinde olmalarıdır. Değişik düşüncelerin ve yaklaşımların ortaya çıkabilmesi de ancak farkındalığı öne çıkaran öğrenme ortamlarında sağlanabilir. Oluşturmacılık ilkelerine göre düzenlenen İngilizce derslerinde bu amaca ulaşmada etkin bir işlev üstlenebilir. Bu çalışmada bu amaca yönelik İngilizce ders düzenlemelerinde anahtar işlevde olacak İngilizce öğretmenlerinin yetiştirilmesine yönelik uygulamalar geliştirilmiş ve sunulmuştur. Bu çalışmada oluşturmacı yaklaşımın ilkeleri doğrultusunda geliştirilen model öneri niteliğindedir. Bu nedenle tamamlanacak yönleri olan açık bir modeldir. Bu modelde İngilizce dilbilgisi derslerinde özellikle öğrenen özerkliğinin desteklenmesi, öğretmen adayları ve öğretmen arasındaki iletişimin geliştirilmesi, daha saydam bir öğrenme ortamının oluşturulması gerektiği sonucu çıkarılmıştır. Bu sonuçla amaçlanan bu yöndeki tartışmalara katkıda bulunabilecek bir temeli tartışmaya açabilmektir.
İçindekiler 1. Bölüm 2. Bölüm 3. Bölüm 4. Bölüm Bibliografya/Kaynakça
[1] “Ben dilbilgisi konuşmak istemiyorum, çiçekçi dükkanındaki hanım gibi konuşmak istiyorum.”
[2] “Dilin yapısı insan yapısı gibidir. İnsan DNA’sı dört nükleotid’in (A T G S) birleşmesi ve altmış-dört farklı dizi oluşturmasıyla her insanın DNA’sı farklı olmaktadır. Dilin yapısı gibi, her insanda aynı bileşenler vardır ancak farklı DNA’ları vardır, dilde de her dilin yapısı seslerden oluşmasına rağmen herkesin dili farklıdır.
Home / ELT Materials / Coursebook Reports / Learn Turkish / Comics / ELT Conferences / Private Lessons / Online Translation / Links /