By Nedim Taş

Türk Eğitim Sisteminde ‘Kalabalık Sınıflar’ Sorunu

İÇİNDEKİLER

 
 

 

 

 

 Önsöz..............................................................................................................iii

 

 Giriş...................................................................................................................................1

 

 

1.                Genel Bir Bakış ve İdeal Bir Sınıf Ortamı........................................2

 

a)               Fiziksel Koşullar Yönüyle.................................................2

 

b)               Eğitim-Öğretim Yönüyle............................................................3

 

 

2.                Kalabalık Sınıfların Olumsuz Etkileri.................................................4

 

3.                Sorunların Giderilmesi İçin Yapılabilecekler...............................5

 

 Sonuç.................................................................................................................................6

 

 Kaynakça..........................................................................................................7

 

 

 ÖNSÖZ

 

 

Bir ülkenin içinde bulunduğu çağa ayak uydurabilmesi, refah seviyesini yükseltebilmesi ve küreselleşen dünyada önemli bir yere sahip olabilmesi için eğitim, olmazsa olmaz koşullardan biridir. Eğitimin kalitesinin yüksek olması demek nitelikli işgücü ve dinamik bir toplum anlamına gelir. Böyle biri topum içinde yer alan bireyler de uygun koşullar sağlandığında o ülkenin gelişimine katkıda bulunacaklardır. Dolayısıyla genel anlamda eğitim, özel anlamda eğitimin temel taşları olan okullar, bu insan profiline ulaşmada hayati bir önem taşımaktadır. O ülkede sorunlu bir eğitim sistemi varsa, bu sorunların toplumun diğer alanlarına yansıması da kaçınılmazdır. Bu çalışmayla Türk Eğitim Sistemindeki belli başlı sorunlardan ‘kalabalık sınıflar’ sorununun irdelenmesi amaçlanmaktadır.

Bu çalışma süresince fikirlerinden istifade ettiğim öğretmenlerime, yazıyla ilgili teknik konularda desteklerini esirgemeyen ev ve sınıf arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Nedim Taş

18 Ocak 2002

 

 

 

GİRİŞ

 

Her eğitim sistemi az-çok bazı sorunlarla karşı karşıyadır.Bu sorunlar dönem dönem farklılık da gösterir. Ne olursa olsun, eğitim bir ulus için büyük önem taşıdığından, mutlaka bu sorunların giderilmesi ve daha iyiye gidilmesi için gerekli adımlar atılır. Atılan bu adımların büyüklüğü ise o ülkenin hem ekonomisi hem de eğitim politikasıyla yakından ilişkilidir.Yani bir anlamda, ülkenin gelişmişliğiyle paralel olduğu söylenebilir.

 

Türkiye’nin eğitim sistemine bakıldığında da oldukça fazla sorunla karşılaşmak mümkündür. Bu çalışmada, söz konusu sorunlardan yalnızca biri olan ‘kalabalık sınıflar’ konusu ele alınacaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde,ideal bir sınıf tablosu oluşturulacak; ikinci bölümde, kalabalık sınıfların neden olduğu temel problemler tartışılacak; üçüncü bölümde ise bu problemlerin çözümüne yönelik neler yapılabileceği üzerinde durulacaktır.

  

1. Genel Bir Bakış ve İdeal Bir Sınıf Ortamı

Hayata geçirildiğinde bir toplum için ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmada önemli rol oynayacak planlardan biri de şüphesiz eğitim alanında yapılan plandır. Bu planlarda belirlenen amaçlar çoğunlukla ideali yansıtmaktadır. Uygulanan yöntem ve stratejiler tutarlı ve istikrarlı olursa; yani, eğitim politikaları günden güne değişmezse ve değiştirilmemesi yönünde gerekli tedbirler alınırsa, hedeflenene ulaşmak er ya da geç mümkündür. Ancak, bunun tersi söz konusu olduğunda ise ulaşılmak istenen amaçların çok uzağında bir konuma gelinir ki bugün Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu durum bundan pek farklı sayılmaz. Örneğin; Milli Eğitimin genel amaçları içerisinde yer alan şu cümleye bakalım: “...böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve  hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. “ (M.E.B. Web sitesi ). Öte yandan içinde bulunduğumuz duruma bakınca, ne tam anlamıyla refah ve mutluluktan ne iktisadi, sosyal kültürel kalkınmadan ne de çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağından bahsetmek mümkündür. Ekonomik yıpranmışlığın ve değişen ekonomik politikaların doğal sonucu olarak, ülkemizin eğitim açığı kapatılamamakta ve öğrenci sayısıyla kıyaslandığında yetersiz kalan okullarda yığılmalar meydana gelmektedir. Bu ise pek çok problemi beraberinde getirdiği gibi, ideal bir öğretim modeline uymamaktadır. Bu sorunların neler olduğuna  geçmeden önce ‘ideal’ sınıf ortamından bahsetmekte yarar vardır. 

 

a)                       Fiziksel Koşullar Yönüyle:

Eğitim kurumları insanın temel fiziksel özellikleri dikkate alınmadan yapılandırılamaz. Çünkü, sınıf içinde uygulanan  yöntem, teknik ve stratejiler mükemmel dahi olsa fiziksel yeterlilik sağlanmadığı sürece  o okulda verimli bir eğitim-öğretimin gerçekleşmesini beklemek güçtür. Lütfü İlgar’ın da belirttiği çağdaş sınıf ortamının şu şekilde olması gerekir:(İlgar, 2001:164)

·        Sınıf mevcudu 30 kişiyi geçmemelidir.

·        Masa, sıra, tahta, vb. bir çok öğe öğrenciye rahatsızlık vermeyecek şekilde düzenlenmelidir.

·        Sınıftaki ısı 20°-21°C civarında olmalıdır.

·        Sınıflar ışığın öğrencinin sol omzundan geleceği şekilde yapılmalıdır. Ayrıca sınıfta 25 lümenlik bir aydınlanma olmalıdır.

·        Pencereler oda yüzeyinin en az1/5’i kadar olmalıdır; az ışık gören sınıflar ise beyaz renkte boyanmalıdır.

·        Sınıflar 6-7 metre genişlikte ve dikdörtgen biçiminde olmalı, her öğrenciye 1,5m² lik yer bulunmalıdır.

·        Özellikle küme çalışmaları için sıra yerine masa konulmalıdır.

·        TV, video, VCD çalar, teyp, harita,broşür, pano, dolap vb. araçlar eksiksiz olmalıdır.

·        Sınıflar sürekli temizlenmeli ve havalandırılmalı, gerekirse rahatsızlık vermeyecek derecede kokulandırılmalıdır.

 

b)              Eğitim-Öğretim Yönüyle

 

§         Öğretmen kendi alanına hakim olmalı, bunun dışındaki diğer alanlardan da az-çok haberdar olmalıdır. Uyguladığı yöntem,teknik ve stratejiler açısından devamlı kendisini güncellemeli ve doğuştan gelen yaratıcılık özelliğini kullanarak yepyeni oluşumlara önayak olmalıdır. Ayrıca çağın gerektirdiği teknolojik donanıma sahip olmalı ve bunları etkin şekilde eğitim-öğretimde kullanabilmelidir. Ayrıca Doğan Cüceloğlu’nun (1997:229) “insanlara özgü başarma isteği” şeklinde tanımladığı yüksek dürtülere de sahip bulunmalıdır.

§         Modern disiplin anlayışının hakim olması gerekir. Yeni kurallar konulurken yalnızca öğretmen ve okulun değil, öğrencilerin de ihtiyaçları dikkate alınmalı; ceza vermekten olabildiğince kaçınılmalıdır.

§         Öğretim daha çok öğrenci-merkezli olarak yapılmalıdır. Öğrenci ne kadar aktif olarak derse katılırsa, o kadar daha iyi öğrenir.

§         Öğrencilerin model alma yoluna gittikleri gerçeğinden hareketle öğretmenin, daima davranışları ve sözleriyle iyi bir örnek teşkil etmesi gerekmektedir. Jane Willis (1987:19) bunu özellikle dil öğretimi açısından emir verme yerine ricada bulunmanın daha iyi olması ve öğrenciyi ideal bir dil kullanıcısı olma yoluna yönlendirmesi açısından yorumluyor. Ancak aynı durum kendi ana dili ve sosyal davranışları yönüyle de öğrenci için gereklidir.

§         Öğrenciler öğrenmeye hazır ve istekli, içten motivasyonlu olmalı ve öğrenme sürecine bilinçli olarak katılmalıdır. Yine, tek bilgi kaynağı olarak öğretmeni görmemeli; yerinde, doğru ve mantıklı eleştirilerde bulunabilmelidir. Ayrıca, kendine güven duymalı ve bilgiye nasıl ulaşabileceğini, neyi nasıl öğreneceğini ve neleri üretebileceğini fark edebilmelidir. Tabi bu da öğretmenin, bilgi kaynağı olarak değil, aynı zamanda bir yol gösterici olarak da hareket etmesiyle daha da artmalıdır. 

 

Yukarıda sıralanan ideal sınıf özelliklerine pek çoğunu daha eklemek mümkündür. Ancak, sadece bu kadarına bile bakıldığında Türk eğitim  sisteminde, özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’ na  bağlı okulların çoğunda bu ideal koşulların yer almadığı görülür. Sınıflarda mevcut, (1995 verilerine göre) okul öncesi kurumlarda ve ilkokullarda 25-33 arasında değişirken bu rakam, ortaokullarda 56’yı, liselerde ise 52’yi bulmaktadır (İlgar, 2001:212). Bu kalabalık sınıflarsa, diğer sorunlarla birleşince pek çok güçlüğü de beraberinde getirmektedir.

2. Kalabalık Sınıfların Olumsuz Etkileri

Sınıf mevcudu kaç olursa olsun, aslında, orada verimli bir ders  yapılıp yapılamayacağı büyük ölçüde öğretmene bağlıdır. Öğretmen kendi alanında ne kadar yeterli olursa ve belli bir grubu nasıl idare edeceğini ne kadar iyi bilirse, o ölçüde öğretim de etkili bir şekilde gerçekleştirilir. Fakat, Türkiye genelinde öğretmenlerin kalabalık sınıfları iyi idare edip iyi bir öğretim gerçekleştirebildiklerini söylemek zordur. Pek çok öğretmen eğitim fakültesi mezunu olmalarına rağmen kendi alanlarında yetersizlikler göstermektedir. Kaldı ki bir de öğretmenlerin pek çoğunun formasyonsuz olarak bu işe girdikleri düşünülürse, kalabalık sınıflarda verimin değil, daha da fazlalaşan sorunların olduğu görülür. Peki bu sorunlar nelerdir?

 

§         Her şeyden önce, iyi bir eğitimin gerçekleşmesi için öğretmenin öğrencilerini çok iyi tanımaları;onlara isimleri ile hitap etmeleri  gerekir. Tanıdıkça, onların değişik ihtiyaçlarını, öğrenme şekillerini fark eder ve yöntem ve stratejilerini buna göre belirler. Ama, kalabalık sınıflarda öğrenciyi tanıma süreci çok daha uzun sürmekte; bu da, diğer sorunlarla bütünleşince verimi düşürmektedir. Her biri farklı özellikler taşıyan bireyler de ihtiyaçları ve beklentilerine cevap bulamamanın etkisiyle öğrenmede başarısız olmaktadırlar.

§         Sınıf içinde aradığını bulamayan öğrencilerde fiziksel gerginlik meydana gelmektedir. Bu gerginlik, beraberinde dikkat sorununu ortaya çıkarmaktadır. Dikkati dağılan öğrenciler arkadaşlarıyla ders dışı konularda konuşmaya başlayınca, bu konuşmalar fısıltı şeklinde bile olsa sınıfta bir uğultuya neden olur. Bu ise hem diğer öğrencileri hem de öğretmeni olumsuz yönde etkiler. Uğultudan dolayı sürekli bağırmak zorunda kalan öğretmende yorgunluk, ses bozuklukları gibi sorunlar belirince; üstelik buna bir de sınıfın yönetimiyle ilgili sorunlar eklenince, motivasyon düşüklüğü  de görülebilmektedir.

§         Öğrenci sayısı fazla olunca sınıfta yapılan aktiviteler de daha çok zaman almaktadır.Çünkü az çok her öğrencinin iyi bir öğrenme için sınıf-içi etkinliklere katılması zorunludur.Böylelikle alıştırmalar,aktiviteler beklenenin ötesinde zaman almakta ve öğretmeni müfredatın gerisinde bırakmaktadır.Ayrıca grup çalışmaları sırasında grupların oluşturulması hem zaman açısından hem de teknik açıdan sıkıntı yaratmaktadır.

§         Ders materyalleri öğrenci sayısına paralellik göstermediğinden,kalabalık sınıflarda malzeme eksikliği yaşanmakta, bu da doğal olarak başarıyı olumsuz yönde etkilemektedir.

§         Az sayıda öğrencinin ölçme ve değerlendirilmesi kolaydır. Ama kalabalık sınıflarda bunu tam anlamıyla verimli bir şekilde gerçekleştirmek oldukça zordur.  Bunda, her öğrenciyi yeterince tanımamanın, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun kapsamlı bir sınav hazırlamanın ve sınav kağıtlarını kısıtlı sürede okuyup değerlendirmenin getirdiği zorluklar etkilidir.

 

3. Sorunların Giderilmesi İçin Yapılabilecekler             

Başta da belirtildiği gibi, ülkemizde sınıflardaki öğrenci sayılarının bu kadar fazla olması temelde ekonomiyle, daha sonra ise eğitim politikalarıyla ilgilidir. Kısa vadede ekonominin düze çıkması -büyük olasılıkla- söz konusu olmadığı için, kalabalık sınıflar da varlığını uzun süre devam ettirecektir. Bu durumda, ortaya çıkan problemleri uygulanabilir yöntem ve tekniklerle azaltma yoluna gidilmesinde yarar vardır.  Rob Nolasco ve Lois Arthur’un da bu konudaki çalışmalarına dayanarak şunları söylemek mümkündür:

§         Öncelikle öğrencilerin tanınmaları için çalışmalar yapılmalıdır. Bunun için sene başında öğrencilere yönelik bir anket hazırlanabilir. Bu ankette, özellikle, öğrencilerin beklentilerini, öğrenme şekillerini ortaya çıkarıcı sorulara yer vermek faydalı olur. Bunun dışında, öğrenciye ismiyle hitap etmek önem taşıdığından her öğrencinin her zaman aynı sırada oturması ve ismini bir karta yazarak sıranın üzerine koyması istenebilir. Bu sayede isimler de kısa sürede öğrenilmiş olur.

§         Dönem boyunca devam edecek olan derslerde olması gereken (öğretmenin belirlediği) rutin işler daha baştan öğrenciye bildirilmelidir. Böylece sonradan karşılaşılabilecek olası tepkilerin önü alınmış olur.

§         Öğrenci için güvenlik çok önemlidir. Bir başka deyişle, eğer bir sınıfta belirsiz bir sistem varsa, neler işlendiği-işleneceği ve bunların nasıl yapılacağı öğrenci tarafından bilinmiyorsa, bu onda kaygı ve stres oluşturur. O yüzden özellikle soru sorarak bu merakını gideremeyecek durumda olan öğrencilerin varlığı da düşünülerek, işleyiş öğrencilere açıklanmalı ve kafalarda soru işaretlerine yer bırakılmamalıdır.

§         Öğrencilerin dikkatlerini çekici, onları güdüleyici somut örnek ve açıklamalarla dersler renklendirilmeli; yani bir anlamda, konular açık uçlu sorular vs. ile olabildiğince bireyselleştirilmelidir. Yine bunun için açık uçlu tartışmalar ve makale yazımı da etkili olacaktır. Çünkü öğrenci, konu kendisine hitap ettiği ölçüde ilgisini yöneltmektedir.

§         Öğrencilerin görüşlerine değer verilmeli, onlara ad belirli konularda seçme şansı tanınmalıdır. Ayrıca, bir şeyler üretebilecekleri yönünde yüreklendirilmeli ve içlerindeki potansiyel yaratıcı gücü fark etmeleri sağlanmalıdır. Yeni bir şeyler ortaya koyan öğrenci kendine güven kazanacak ve kişisel gelişim noktasında önemli mesafe kat edecektir.

§         Aktivitelerde daha çok ikili çalışmalara yer vermekte fayda vardır. Çünkü gruptaki üye sayısı fazlalaştıkça dikkatin dağılması ve kimi öğrencilerin pasif kalması söz konusu olacaktır.

§         Özellikle sorunlu öğrencilere değişik sorumluluklar yüklenerek onların da derse aktif katılımları sağlanabilir.

§         Öğretmen monotonluğu engellemek için sunuş yollarını da arada bir değiştirmelidir. Özellikle farklı materyallerle öğretimi zenginleştirebilir.

§         Oyun, yarışma vb. aktivitelerde yönergelerin çok açık verilmesi ve aktivitelerin mümkün olduğu kadar kısa tutulması sağlanmalıdır.

 SONUÇ

 

Bu çalışmada Türk eğitim sisteminde kalabalık sınıflar, bunların yol açtığı sorunlar ve bu sorunların giderilmesi yönünde yapılabilecekler ele alınmıştır. Görülen o ki ülkemizin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartlar eğitim alanında kalabalık sınıflar konusunu şimdilik önü alınmaz bir sorun haline getirmiştir. Nitekim bunu her yıl okullarda meydana gelen yığılmalardan ve buna rağmen okuma-yazma dahi bilmeyen binlerce gençten anlamak mümkündür. Bu konudaki sorunlar tamamen ortadan kaldırılamasa bile en azından asgari düzeye indirilmesi mümkün gözükmektedir. Bu nedenle, başta öğretmenler olmak üzere, okul yönetimi ve devlet bu doğrultudaki yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeli ve mevcut imkanlar dahilinde eğitim kalitesinin artırılması için gerekli tedbirleri almalıdır.

 KAYNAKÇA

 

§         Cüceloğlu, Doğan : (1997)  İnsan ve Davranışı:Psikolojinin Temel Kavramları,7. bs., İstanbul, Remzi Kitabevi.

 

§         Demircan, Ömer : (1990) Yabancı Dil Öğretim Yöntemleri, İstanbul, Ekin Eğt. yay.

 

§         İlgar, Lütfü : (2000)  Eğitim Yönetimi  Okul Yönetimi Sınıf Yönetimi, 2.bs., İstanbul, Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş.

 

§         MEB 2001, 2001 Yılı Başında Milli Eğitim, (Çevirimiçi) http: /www.meb.gov.tr /Stats/ist2001/Bolum1s1,htm, 18 Ekim 2001.

 

§         Nolasco, Rob : Arthur Lois : (1990) Large Classes, Macmillian Publishers.

 

§         Willis, Jane : (1987) Teaching English through English: A course in Classroom Language and Techniques, Hong Kong, Longman Group (FE) Ltd.