Türkçe Şiirlerim
Altı yaşındaydım
Altı yaşındaydım köküm kazındığında
Pencereden bakmaya korktuğumda
Tanklı askerler etrafımı sardığında
Adımdan utanıp ağladığımda
Altı yaşındaydım kocaman adam olduğumda
Attığım her adımı sorguladığımda
Söylediğim her sözü tarttığımda
Dilimden utandığımda
Altı yaşındaydım özümden uzaklaştığımda
Sevdiğim türküler yasaklandığında
Bildiğim masalları anlatamadığımda
Huzursuzluğu öğrendiğimde
Altı yaşındaydım gizliliği anladığımda
Kendime yabancılaştığımda
Sadece altı yasındaydım
Bir hafta içinde altı farklı adla çağırıldığımda
Geldiler, ellerinde silahlarıyla, benliğimi istediler
Odanın gölgeleri saklayamadı beni, balkanların bir çoklarını saklayamadığı gibi
Babam da koruyamadı beni, annem de rahatlatamadı
Aldılar, ellerinde silahlarıyla, sahip olduğum tek şeyi; adımı
Gittiler, ellerinde adım, benliğim
Bana gözyaşlarımı bıraktılar
Babama çaresizliği, anneme de üzüntüyü
Verdiler, elleriyle yeni adımı, bir de hissizliği
Yolculukta Haiku (Tuncer Can)
Nerde dağlarım
Çocukluğumdaki ev
Elimde yarım
Bulut mu sis mi
Gözlerimde yansıma
Yeşil çimen mi
Düşün dünyası
Zarif kıvrımlı ve loş
Düşmeden uçar
Sayıp dökersem
İçimdeki yaşamı
Tanırsın beni
Uzaktan gördüm
Geçicidir beyazlar
Kalmaz bahara
Yollar karlı sen
İçimin alevinde
Birleşti her şey
Duydum seni ben
Kesildi sesin veya
Hatırlamam ki
Dedi engel yok
Düşündeki kadına
Gitmek istersen
İlkbahar seni
Çekip alsa da senden
Kim ister gayrı
Adı yoktu da
Ne ad verdiler bilmem
Adı o muydu
Güzel olmasa
İmkansız tesadüfler
Buluşmaz her an
Esin'e
Vapurların şehrinde çok sığ derinlikler.
Denizin köpüklerinde gizliydi hayaller.
Gürültülü sessizlik, susan çığlıklar
Düşünce lezzetinde yaşanılan sahneler
Bembeyaz martılar kanatlarında özgürlük
Mavi çakıl taşları yağmurlar damarlarında
Oyuncak elinde çocuk, mutlu
Mitos lezzetinde yaşadığımız hikayeler
Şükran'a
Yalnızlık kalabalık bazen
Kalabalıklar bile yalnız
Yaşanılanlar aynı her zaman
Farklıymış gibi düşünsek de biz
Tek benzerliğimiz
Herkesten farklı olduğumuzu düşünmemiz
Güneş batışının kokusu değişir bulunduğumuz yere göre
Yüksek bir dağ, sıcak bir ev ya da hayalini kurduğumuz masmavi deniz
Güntülü'ye
Yıldızların serinliğinde başladı her şey
Gece gündüz anlaştılar, güneş ve ay da katıldı
Karanlık ve aydınlık, ışıklar ve karanlık
Hepsi bir arada olacaktı
Yıldızlar ve ay yerini bırakacaktı güneşe
Karanlık aydınlığa,soğuk sıcağa
Gece gündüzü
Değiştirecekti işte o an Güntülü
Buket'e
Neler neler oluyor hayatta
Güzel çirkin, çirkin güzel
Her şey bizim için ancak
Kader davranmasa da adil
Biz mi çok açgözlüyüz,
Payımıza düşen mi bu kadar ?
Yetinmesini dahi öğrenemeden
Yitip gidiyor o da elimizden
Süleyman'a
Her şeye dayanır mı insan,
Etkisiz mi yaşamın kendisinde ?
Çok güçlü görünüyor oysa nefes alışında
Zamanı var mı bunu düşünmeye son nefes verişinde?
Hediye tadında yaşam
Kısa sürse de, bir tutam
Bir heyecan, bir karmakarışıklık, bir üzüntü
Bitiverir fark edemeden de bir gününü.
Sedat'a
Hırs değil sendeki sakinlik insan
Acımasız senden bile zaman
Affetmeden zorlar seni, yaman
Sonsuzluğu yakalamadan kurtuluşun yok, tastamam
Hissederek görmeli, farkında olarak duymalı
Yanılmadan özüne varmalı,
Güvende büyümeli, severek yaşamalı,
Mutluluk sonunda seni sarmalı..
Başak
Yaşanmamış hiçbir şey bitip giderken biz
Anıya döner her şey, bitmesinde gönülsüz
Anı dediklerimiz tecrübe olsa gerek
Geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bir haz
selamsız bir sabah yorgunluğunda hissederken, amaçsız
yakalar bizi zaman, en adil yargıç
Bilgen'e
Yepyeni ışıklar doğuyor üzerimize, yeni günler
Gelecek daha güzel kavranılır yaşandıkça eskiler
Umutlarımız tükenmez sanırım, her daim genç kalır umarım
Bugünler çok çabuk geçer, yarınlar hayaller ister
öğrenilenler unutulur, yaşanılanlar hatırlanır
öğrendik mi yaşamayı hatırlarız düşleri
En zor anlarda bile alt ederiz engelleri
Pınar'a
Her bahar çiçekler açar, kalplerde heyecan artar
İnsanlar hülyalara dalar ya da sevdaların peşinden koşar
Her yaz güneşler açar, ışıklar mutluluk saçar
Ağaçlarda meyveler sarkar, en derin aşklar doğar
Her sonbahar yapraklar düşer, en güzel renkler açar, rüzgarlar serin eser, aşklar bile ılık ağlar
her kış bembeyaz karlar örter, doğa uykuya dalar, canlı kalan tek şeydir kalplerdeki yangınlar
Şeyda'ya
Gözlerin açık görmezken
işitip duymaz bir hal
kuşun kanadında masal
bilip de anlayamazken
Rengarenk sisler görünce
ince ince sema sevince
acı bile mutluluk verir
yaşamın hazzını tadınca
SANA
SANKİ HİÇ GİTMEMİŞ HEP VAR GİBİ...
BİR SIRRI HERKESTEN SAKLAR GİBİ...
SESSİZCE SOKULUP AĞLAR GİBİ...
YANIMDASIN...
SARI YAPRAKLI GÖL KIYINDIM
DOKUNUŞUNU YOKLUĞUNDA HİSSETTİĞİM
SIMSICAKLIĞINI ÖZLEDİĞİM
İÇİNDE KAYBOLDUĞUM
SONSUZLUKLARDA BULDUĞUM
SONU YOK BAŞI YOK SONSUZLUĞUN
HİÇ GÖRMEDİĞİN GÜLÜŞLERİ ÖZLEMENİN
BİR BOŞLUKTA DÜŞER GİBİ ÇARESİZCE SEVMENİN
BİRLİKTE RÜYA GÖRMENİN
AYRIYKEN YALNIZLIĞIN BİRLİKTEYKEN YAPAYALNIZ KALMANIN
HAYALLERİN İÇİMDE UMUTLARIM SENİNLE
SESLENİŞİNİ SAKLADIM, SESİNİ KALBİMDE
BİLİNÇ OYUNU DEĞİL , SİHİR BÜYÜ DEĞİL
HİSSETTİĞİM SENDEN BANA KALAN SEVGİLİM
KENDİMİ BİLE HİSSEDEMİYORUM DERDİN
SANA KALBİMLE DOKUNURDUM ÇÜNKÜ
KADINIM ERKEĞİM ERİMİŞTİK BİRBİRİMİZDE
GERÇEKLİKLERDEN KAÇIP SIĞINMIŞTIK ÇÜNKÜ
BENİM GÜNEŞİM BİRKAÇ KEZ DOĞUYOR
SONRA DA BATIP GİDİYOR
ZAMAN ÖLÜMLE SINIRLANMIŞ AKIYOR
SEVGİM SE SONSUZLUĞA KARIŞMIŞ GÜNEŞİMİ BEKLİYOR
ESKİ BİR KALP ACISINDAYIM HALA YAŞAMAKTAN MUTLU
OLDUĞUM... (Tuncer Can)
My Poems in English
Inspiration
I need an inspiration
An illusion sweet
Like a lovely scene
Where she holds him tight
I whirl around without
This anxious frame of mind
Jolly silhouette
That’s driving me behind
Painting my world as such
Tremors of divine
Sense of caring touch
After a sip of wine
Muse with charming smile
And eyes and cheeks of awe
Sparkling from a mile
Like a morning dew
tuncer: March 2006
The Twist of the Apple Tree (Tuncer Can)
To start with you, I went through all this story.
Intended were all the deeds, accepted were they that anybody would deny.
The proof of you was altogether revelation of what I seek.
I was so deep and shallow I subsided my teasing cry.
You didn’t give me time to even think about us.
You and I so hand in hand from time to time, when I needed most.
You never asked me for a favor, but others proposed instead of youse.
An instant fright this gave me as I wanted just your patient trust.
You needn’t be so stright, I was enough a child.
It wasn’t so late when I hold you then, as if I were to give you birth.
Was caress likely to be of any value to you was the thing I kept asking myself as taught.
By the time, every day you made me taste the strongest teeth.
Harder we got to stand the realms of bitter sows.
Definitly you stroll around more, as if I tributed all my self to you.
Envied stems did the beautiful words where the single tree grows.
Flies over rudiments and gently reeks with rue.
It was ending I knew, seeing all the things instantly impured.
Holding our existance through, many deals of thrills.
Particles of ours simply didn’t breed any seed.
For captured we were where our invasive roads arrive by hills.
This is where the whole story of ours ends with grief.
The New Era Has Just Begun
(Tuncer Can)
Once, “etherized upon a table”, engineered people live amongst us now.
Modern, even post-modern times could not resist where breaking and constructing are just another veil of what we came up with, civilization.
Individuals were lonesome where souls of ours are distracted from lively joy.
Even cities more sterile than an operation room are barely left to lightening busy, well-organized operators.
Catslike “fog” crawls not on the chimneys anymore, as even weightless things can’t reach the lofts of what we erect.
And value values only value, triggers intermingle our brain cells, quarks up and down are charmed.
Communication needs no community, but only one channel, thin-king’s gone deeper for desires that which need less energy and time investment.
Hauls are flavour of us, lives are pretended but not lived, language is trimmed besides it’s coupled.
Shallow monist has overthrown the systematic dualists, castles are bigger but less sacred.