Home Milli Eğitim, Evrensel Eğitim
Eğitim nasıl tanımlanırsa tanımlansın bir süreç olduğu yadsınamaz.Eğitim bir direyin yaşamında doğumuyla birlikte başlar ve yaşamının sonuna kadar devam eder. Bu zaman diliminde bütün yapıp etmeleri eğitimle ilintilidir. Eğitim sadece okullarda, resmi olarak verilmez, ailede içinde gayri resmi olarak da verilir. Bir bireyin ilk eğitimi ailesinin içinde o ailenin ve içinde yaşadıkları toplumun değer yargılarıyla başlar.”Eğitim bireyi toplumsallaştırma aracıdır.”(Ergün,2001:52) Daha sonra okullar toplumun ve dünyanın bilgi birikimini edindirir. Topluma katılan bireyler de toplum içersindeki görev ve sorumluluklarını edinirler.Ancak toplumlar arası ilişkilerin sürekliliği bireylerin görev ve sorumluluklarını geliştirir ve çeşitlendirir. Bu da eğitimin bireyin bütün yaşantısı boyunca devam etmesini sağlar. Bu süreç son zamanlarda “yaşam boyu öğrenme” olarak adlandırılır. Bu tanımlama eğitim konusu içinde görece yeni bir kavramlaştırmadır. Bunda etken, sonuç odaklı “bilgiyi” edindirme koşullanmasının aşılmakta olasıdır. Eğitim artık bilgi edindirme çabası değil sadece aynı zamanda bu bilginin nasıl kullanılacağının eğitimini de içine almaktadır. Dahası bilgiyi kullanarak yeni bilgilere ulaşma sürecidir.
Küreselleşme kavramının yaygınlaşması bir çok yönden eğitimin tanımının da nitelik değiştirmesinde etkili olmuştur. Küreselleşme, sınırların ortadan kalktığı, ulusal paraların terk edilip tek bir para birimine geçiş, göç yoluyla ulus devletlerin farklı uluslarla birleşip kendilerini gençleştirdiği ve çalışan nüfus yarattığı bir döneme işaret etmektedir. Bu gelişmeler Milli Eğitim olgusu yerine Küresel Eğitim olgusunu doğurmaktadır. Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği çerçevesinde fiilen olmasa da pratikte vize uygulamasını sona erdirip serbest dolaşımı sağlamakla sınırları kaldırmışlardır. Sınırların da fiilen ortadan kalkması bir zaman sorunudur. Avrupa ülkelerinin “euro” ya, ortak paraya geçmeleri bütün bir kıtanın tek bir devlete dönüşmesini hızlandıracaktır. Bu uygulamanın başarılmış olması küreselleşme savını daha da güçlendirecektir. Euro’nun beklenen katkıyı sağlaması küreselleşmenin başarılması anlamına gelecektir. Yaşlanan Avrupa nüfusu ve çalışan kişi sayısının azalması ekonomik durgunluğa sebep olmakta be da Avrupa ülkelerinin genç doğu uluslarından çalışan göçmenler almalarına neden olmakta bu da küreselleşmeye katkıda bulunmaktadır, zira halklar birlikte yaşamayı öğrenmekte aynı zamanda. Birlikte yaşayabilen halklar sınırların ortadan kalkmasına olanak verecek esnekliğe daha çabuk ulaşacaklardır.
Küreselleşmenin önünde “Amerika Birleşik Devletler” gibi bütün halkların birlikte yaşadığı başarılı bir örneğin bulunması da başarılacağı ve bütün dünyanın halklarının temsil edildiği tek bir yönetime geçilebileceği öngörülebilir. Avrupa’nın parasal ve ekonomik olarak birleşmesi okyanusun bu yanında yeni bir “ABD”’nin yaratılması bağlamında anlamlıdır. Birleşmiş Milletler Komisyonlarının kararları üye ülkelerce kabul edilmesi ve ulusal anayasaların bunlara uygun olarak değiştirilmesi, Doğu Bloku’nun sona ermesiyle de bu değişimin yaygınlaşması dikkate değerdir. NATO ülkelerinin ortak güvenlik anlaşmaları, halihazırda Avrupa ordusu oluşturulması çalışmaları dünya halklarının askeri yönden de birleştikleri gerçeğine işaret etmektedir.
İnternet’in gelişmesi, medyanın yaygınlaşması, iletişimin ve bilgi paylaşımının ve transferinin ışınlanma hızına ulaşmış olması küreselleşme fikrinin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Zira bunların olanaklarıyla dünya halkları daha saydam bir şekilde gelişmeleri izleyebilmekte, daha rahat karşılaştırma yapabilmekte, tepki gösterebilmekte, daha hızlı bilgiye ulaşabilmekte ve öğrenebilmektedir.
Bütün bu gelişmeler eğitimin niteliğini değiştirmektedir. Bilgiye ulaşım ve çok çeşitli insanların onu paylaşabilmesi hiç bu kadar kolay olmamıştı. Yabancı insanların birlikte hareket edebilmesi çok kolaylaşmıştır. Bu bağlamda önemli olan bilginin edinilmesi değil onu nasıl kullanılacağı ve bir adım ileriye nasıl götürüleceğidir. Bilgiyi edindirecek araçlara ( kitap, dergi,gazete) İnternet ve görüntülü medya da eklenmiştir. Bilgi okul, ve öğretmenin tekelinde değildir. İnternet ve medya insanın hayatının her devresinde mevcuttur, oysa okul ve öğretmen sadece çocukluk ve gençliğinde. Bu durumda da “hayat boyu öğrenme veya eğitim” sloganı anlam kazanmaktadır. Bu açıdan okul eğitimi tek başına yeterli değildir artık.Okul eğitimi var olan diğer araçlarla da desteklenmelidir.
Ulusal bir eğitimden geçmiş bireyler bugünkü dünyanın gerektirdiği değerlerden yoksun kalabilirler. Bunun önüne geçmek için bireylere dünya ve toplumsal değerler birlikte edindirilmelidir. Eğitim her ikisini de içinde bulundurmalı, bireysel gelişim ve bu gelişimin dünyaya katkı sağlayacak ve yön verecek bir nitelik kazanması amaçlanmalıdır.
Bugünkü dünyada birlikte çalışma, paylaşma, gelişme, ilerleme,üretme,saydamlık, eneklik, anlayış gibi değerler insanların üzerinde anlaştığı değerlerdir. Fabrikalar eski değerlerinde değildir, bilgiyi yönlendirebilenler bir adım öne geçmişlerdir. Bunlar eğitime de uygulanmalıdır. Avrupa Topluluğu çalışmaları çerçevesinde Leonardo, Comenius ve Sokrates gibi ortak eğitim projeleri geliştirilmekte, üye ve üyeliğe aday ülkelerin aynı eğitimi uygulamaları ve almaları kolaylaştırılmaktadır. Öğrenci ve çalışan değişimi ile halklar yine bir araya getirilmektedir. Bu projeler çerçevesinde çeşitli ülkelerin üniversiteleri bir araya gelip ortak müfredat ve izlenceler oluşturmaktadır.
Farklı devletlerin şirketleri ortak yatırımları aracılığıyla kendi elemanlarına ortak eğitimler vermektedir. ISO 9001 ve ISO 9002 belgesi almak için şirketler bu sertifikaya sahip diğer şirketlerle aynı, ortak bir eğitimi çalışanlarına vermek durumundadırlar. Bu da farklı ülkelerdeki insanların aynı eğitimi almalarını sağlamaktadır.
Bu şekilde eğitimin niteliği değişmektedir. Eğitim süreklilik kazanmaktadır. Eğitim dünya halkları için ortak ve birleştirici bir nitelik kazanmaktadır.
Bu durum karşısında Türk Milli Eğitimi de kendini yenilemeli, anlayışını ve dünya görüşünü geliştirmelidir. Bazı derslerin içeriği ve izlenceleri gözden geçirilmeli, ders müfredatları tekrar yazılmalıdır. Öğretmenin sınıf içindeki rolü gözden geçirilmeli , bireysel eğitim özendirilmeli, sınav odaklı dersler bir an evvel bu niteliklerinden kurtarılmalı, öğrencilerin öğretmenleriyle ve diğer eğitim bileşenleriyle daha fazla etkileşim kurmaları sağlanmalı, okullara öğrenci-öğretmen-veli-bakanlıktan başka meslek grupları, üniversiteler ve diğer çevre etkenler katılabilmeli, bunun sağlanması için düzenlemeler yapılmalı, kulüp ve kol faaliyetleri teşvik edilmeli, yaratıcılık ve yaratıcı çalışma özendirilmeli, öğrencilerin projeler hazırlaması sağlanmalı,eğitim şuraları daha kısa aralıklarla yapılmalı, kararları ve etkinlikleri kısa zamanda değerlendirilmemi, işlevsel bilgi amaç edinmelidir.
Kaynakça
Demirel Ö. & Z. Kaya,eds. (2001) : “Öğretmenlik Mesleğine Giriş”
Pegem A Yayıncılık, Ankara
By Tuncer Can
Home / ELT Materials / Coursebook Reports / Learn Turkish / Comics / ELT Conferences / Private Lessons / Online Translation / Links /