Bu çalışma Türkiye’de yabancı dil öğretimindeki yönelimlerin farkındalığını kazanmak ve kazandırmak amacıyla bu konu üzerine yazılmış olan makalelerin incelenmesini ve bu çalışmada ele alınan makalelerin incelenmesini ve değerlendirilmesini içermekte; bu makalelerin değerlendirilmesi ve yorumlanması yoluyla “Türkiye’de Yabancı Dil Öğretimi” ne yönelik yeni çıkarımlara varmayı, yeni yollar bulmayı amaçlamaktadır.
Bu amaç doğrultusunda, Prof. Dr. Ahmet Kocaman’ın Türk Dili Öğretimi Özel Sayısı’nda 1983’te yayınlanmış olan iki makalesi incelenecek, makaleler içerik açısından değerlendirilecek, makalenin yazım tarihinden bu yana gelişmeler olmuşsu bu gelişmelere, yeniliklere yer verilerek yabancı dil öğretimi konusunda neler amaçlanıp neler başarılmış bu değerlendirilecektir.Makalelerden ilki daha genel olarak yabancı dil öğretiminde yeni gelişmeleri ve bu gelişmelerin nasıl uygulanabileceğine dair bilgileri içermekte; ikincisi ise üniversitede yabancı dil öğretiminin eksikliklerine ve buna yönelik önerileri içermektedir.
Birinci makalede öncelikle makalenin künyesi ve makalenin içeriği hakkında genel bir bilgi verilmiş, daha sonra daha ayrıntılı olarak makale incelenmiş, son gelişmelerdeki bilgilerden yararlanıp konuyu güncelleştirerek- çünkü makale 1983’te yayınlanmıştır ve burada yer alan bilgiler üzerine birtakım yenilikler ortaya konmuştur- makale üzerine yorumlar yapılmıştır.
İkinci makalede de aynı sıra izlenmiş, önce makalenin künyesi verilmiş bunu makale hakkında genel bilgi izlemiş, daha sonra makale ayrıntılı olarak değerlendirilmiş ve makalenin içeriğine yönelik yorumlar yapılmıştır.
Bu çalışma, elde olan çalışmaların değerlendirilmesiyle yeni çalışmalara yol açılabileceğini göstermesi açısından örnek bir çalışma teşkil eder durumdadır. Bu sayede var olan uygulamalara bakılarak neyin işler neyin işlemez olduğu konusunda farkındalık sağlanmakta, hem öğretim elemanları hem öğrenciler öğretim konusuna eleştirel yaklaşarak yarar sağlamayan kullanımları terkedip yabancı dil öğretimine harcanan vaktin hakkını vermek için çalışmalarda bulunabilmektedirler.
Makalenin adı: “Yabancı Dil Öğretiminde Yeni Yönelimler”
Makalenin yazarı: Prof. Dr. Ahmet Kocaman
Makale Hakkında:
Günümüz toplumunda bir değil birkaç dili öğrenmenin önem teşkil etmesinden dolayı yabancı dil öğretimi konusuna eğilmenin gerekliliği ile makaleye giriş yapılmıştır. Daha sonra, yabancı dil öğretiminde izlenenen gelişmelere yer verilmiştir. Bu gelişmelerin olduğu alanlar makalede şu başlıklar altında toplanarak sunulmuştur:
Bu başlıklar kendi alanlarında görülen gelişmeler açısından değerlendirildikten sonra bu gelişmelerin anadili öğretimi açısından anlamına yer verilmiştir. Sonuç bölümüyle de bu gelişmelerin ülkemiz koşullarına uygunluğu, yabancı dil öğretiminde son yıllarda baskın olan temel kavramların yorumlanması ve makalede açıklanan gelişmelerin anadili açısından değerlendirmesi yer almaktadır.
Makalenin Açıklanması ve Yorumlanması:
Yukarıda da belirtildiği gibi makaleye, yabancı dil öğretimine-öğrenimine duyulan gerekliliğin son yıllarda arttığı ve yabancı dil öğretimini oluşturan kavramlarda gelişmeler görüldüğüne, görülen bu gelişmelerin neler olduğuna dair açıklamaların yapılacağına dair açıklamayla giriş yapılmıştır. Açıklanan bu kavramların başlıkları yukarıda belirtilmiştir. Bu başlıkların açıklanmasına bakacak ve açıklamaları değerlendirecek olursak:
1. Dayanaklar:
Dil öğretiminin temelinde iki dayanak bulunduğundan ve bu dayanakların günümüzde de temel olarak aynı kaldığından bahsedilmiştir. Bu dayanaklar:
Gerçekten de dil öğretim yöntemleri konusundaki kaynaklara bakacak olursak yöntemlerin iki ana başlık altında toplandığını görmekteyiz. İngilizce Öğretimi konusunda temel kaynaklardan biri olan Richards Rodgers’ın “Approaches and Methods in Language Teaching” adlı kitabında da bu net bir şekilde görülmektedir; bu sadece bir örnek teşkil etmekle birlikte genel uygulama bu konudaki çoğu kaynakda da bu yöndedir.
Konuya günümüzde de bu uygulamanın temel olarak alındığından; ancak dilbilimde görülen gelişmelerin buraya da yansıyıp öğretimi daha kapsayıcı, diğer alanları da içine alan alanlararası bir bakış açısının ortaya çıktığından bahsedilmektedir. Bu da son dönem yazılmış olan dil öğretim kitaplarında mevcuttur; dil öğretiminin toplumdilbilim, toplumbilim, bildirişim kuramı gibi alanlar açısından da değerlendirildiği görülmektedir. Makale yazarının günümüz olarak değerlendirip maddeleri arasına aldığı “anlambilim, sözdizimi” yukarıdaki alanlararasılığa almamayı tercih ediyorum; çünkü bu alanların dil öğretimine girmesi 1957ler’den sonra gerçekleştiğinden ve bu tarihlerde görülen gelişmeler üzerine birçok gelişmeler eklendiğinden dolayı günümüz olarak adlandırılmalarının yanıltıcı olacağını düşünüyorum.(Gerçi makalenin 1983 yılında yazıldığı da unutulmamalıdır.) Bu tarihlerden sonra birçok alanın da dil öğretim kuramları arasında yer aldığını ve dil öğretim yöntemlerinde etkili olduğu görülmektedir. Örnek olarak antropoloji, sosyoloji, ...verilebilir.
2. Amaç:
Dayanakların genişlemesiyle birlikte genel nitelikli amacın da yerini kullanım bağlamına uygun , sınırları daha iyi belirtilmiş bir amaca bıraktığı belirtilmektedir. Buna bağlı olarak, özel amaçlı dil öğretim alanlarının orataya çıktığı görülmektedir. ( Bu İngilizce öğretim alanında “ESP= English for Specific Purposes olarak geçmektedir.) Özel amaçlı İngilizce programında örnek olarak “iş amaçlı İngilizce”, “fizik İngilizcesi” gibi yaklaşımların bulunduğundan bahsedilmekte ki bu uygulama halen geçerlidir. Özellikle özel işyerleri çalışanlarına buna yönelik kurslar temin etmekte, üniversitelerin bazı bölümlerinde bölümlerindeki teknik terimlere, kullanımlara, alan bilgisine yönelik dersler yer almaktadır.
Amacı belirlemenin ve nasıl belirlenmesinin öneminin belirtilmesinden sonra amacı bulabilmek için “gereksinim çözümlemesi” yapılması gerektiğinden bahsedilmekteir. Böylece uygulanacak olan program öğrenci odaklı olacak ve öğrencinin ihtiyaçlarına , gereksinimlerine göre dil öğretimi şekillenecektir. Diğer bir deyişle dili kullanacak kimsenin, kullanma nedeninin, bağlamının işin içine girmesiyle, dilin toplumsal iletişim bağlamının önem kazandığından bahsedilmiştir; bu yaklaşım makalenin yazıldığı yıllardan sonra baskın olan yaklaşım olarak devam etmiştir. Makalede “iletişim edinci” yaklaşımının kurucularından “Hymes” da parantez içinde not olarak verilmiştir ki Hymes’ı “iletişimsel yaklaşım” bağlamında daha sonra birçok kişi izlemiştir. Bu yaklaşıma göre “doğruluk” un tek başına yeterli olamayacağı, “uygunluk ve geçerlik”in göz önüne alınmasının gerekliliğinden bahsedilmektedir.Yanlışlara ise hoşgörüyle bakılması gerekir demiştir Prof. Dr. Ahmet Kocaman. Gerçekten de günümüzde, yanlışlar öğrencinin dili öğrenmesinin bir göstergesi olarak görülmekte; öğrencinin dili korkmadan kullanabilmesi açısından hoşgörülmeleri gerektiği önerilmektedir.
3. Ders İzlenceleri ve Yöntem:
Birbirlerine bağlantılı olarak giden dil öğretim maddelerinde, ders izlenceleri ve yöntemin de amaçlardaki değişikliklerden etkilendiğinden bahsedilmektedir.Geçmişte amacın bilgi verme odaklı olduğu söylenirken daha sonraları daha kullanıma yönelik “işlevsel kavramsal yaklaşım”ın ortaya çıktığından bahsedilmiştir. İzlencelerde geleneksel dilbilgisi konularının başlığı yerine, dilin kullanım işlevlerine göre başlıkların yer aldığı görülmektedir. Bunlara örnek vermek gerekirse: soru sormak, buyruk vermek, öğütte bulunmak,vb. işlevlerden yola çıkıldığı dilbilgisel yapının daha sonra verildiği söylenmektedir.
Yeni bakış açıları, yeni yöntem arayışlarına yol açtığından, 1940-1960 arsında etkili olan duyumcu- dil(audio-ligual)yöntemin etkisini yitirdiğinden, 1960lar’da Chomsky’le dil öğretiminin bilinçli bir kazanım olduğunun düşünülmeye başlanmasından bahsedilmektedir makalede. Chomsky’e göre DKD=Dil Kazanım Düzeyi( LAD=Language Acqusition Device)’ın insanın doğuştan getirdiği bir kazanım düzeyi olduğundan bahsedimiştir. Makale yazarı bu konuda daha fazla ayrıntıya yer vermeden bu eski metodların önemini artık yitirdiğini ve bugünkü gelişmelerin bir tek öğretim yönteminde değil öğretim yöntemlerinde toplandığından bahsetmiştir. Buna göre çeşitli yöntemlerin birleştirilerek seçmeli(eclectic) bir yöntem izlendiğinden bahsedilmektedir ki çeşitli amaçları karşılayabilmek –gereksinim çözümlemesinin gerektirdiği gibi- için bunun gerekli olduğu ve ne kadar yöntemlerden bahsedilirse bahsedilsin öğretmenin, kendine, duruma ve öğrenciye uygun kendine has bir yöntem izlemeye başladığının gerçekliği de unutulmamalıdır. (Son zamanlarda -makalenin yazıldığı tarihten sonra- yukarıda verilen yönelimlerin dışında başka yönelimler de çıkmış; son olarak “Görev- odaklı öğrenme modeli”(Task-based Learning) dil öğretiminde baskın rolü oynamaya başlamıştır. )
Bu temel özelliklerin yanında yazar bazı temel olguların da göz ardı edilmemesi gerektiğinden bahsetmektedir. Bunları madde madde özetliyip yorumlamak gerekirse:
Yukarıda belirtildiği gibi en son uygulama olan görev-temelli öğretim modeline bakıldığı zaman da bunun daha önemli olduğu görülmektedir. Sınıfa uygun ve öğrenciyi motive ederek sıkılmadan eğlenerek öğrenmesini sağlamak için çeşitli öğretim tekniklerine yer vermek büyük önem taşımaktadır.
b. Temel yöntemlerin yanında( duyumcu-dil, işlevsel-kavramsal yaklaşım gibi) kişisel tutumların yer aldığı modeller de yer almaktadır denmiştir ki bu da çeşitliliği sağlamak ve noktası virgilüne bir yöntemi uygulamanın gerekli olmadığını, ihtiyaca göre hareket etmenin daha başarılı sonuçlar elde etmek için gerekli olduğunu belirtmek açısından önem taşımaktadır.
c. Sarmal yaklaşımın benimsenmesi: Bu sayede öğrencinin konuları basitten karmaşığa doğru öğrenmesi mümkün kılınmakta, konular üst üste yığılmamaktadır. İngilizce yöntem kaynaklarında “cyclical” olarak geçen bu sarmal yaklaşım sayesinde bir konunun hem basit hem karmaşık yapıları aynı anda öğretilmektense, dönüşümsel olarak basitten karmaşığa giden bir yapı ile öğrenciye sunulmaktadır; bu tür bir yaklaşımın daha başarılı olduğu öngörülmektedir.
Yeni yaklaşımların dilbilgisini arka plana atmasıyla dilbilgisinin yeri hakkında çeşitli yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Burada unutmaması gerekenin dilbilgisi ikincil öneme geçse de dil öğretiminde vazgeçilmez bir yeri olduğudur demiştir yazar; dilbigisi çalışmasının da ancak iletişime katkıda bulunduğu ölçüde yararlı olacağından bahsetmiştir. Dilbilgisi yönünden bir başka değişikliğin de iletişimin tümce boyutuna sığmaması nedeniyle tümce ötesine geçmek olmuştur. Bu açıdan bakıldığında da son dönem çalışmaların tümce ötesine taşındığı, hatta metinselliğin ortaya çıkamsıyla dil çalışmalarının metin içi ve metin dışı boyutlarıyla incelenmeye başlandığı, metin içi ilişkiler ve bağlam ile metin dışı bağlam ele alınarak dil örgüsü çalışılmaya başlandığı izlenmektedir.
4. Öğrenim Becerileri:
Amaca bağlı olarak 1940lar’da kabul edilen beceri sıralamasında da(dinleme,konuşma, okuma, yazma) değişiklikler olabileceği ortaya konulmuştur makalede. Son yıllardaki çalışmalara ve araştırmalara da bakıldığında bu doğrultuda bir yaklaşım görülmekte; öğrenim amacına göre önem sırası değişecektir düsüncesi ağırlıktadır. Örneğin, öğrencinin okuma becerisini daha çok geliştirmesi gerekiyorsa birincilik bu beceriye ayrılacaktır; eğer bütün beceriler öğrenci için gerekli ise bu beceriler iç içe ve bağlantılı (integrated) bir şekilde öğretimin içersine yerleştirilecektir.
5. Öğretmen, Öğrenci ve Derslik Düzeni:
Özet olarak bu bölümde daha öğrenci odaklı bir yaklaşımın benimsenmesinden, sınıftaki aktivitelerin öğrenci odaklı yapılmasından, öğretmenin tek otorite değil de yol gösterici olmasının daha etkili ve başarılı olmasını sağlayacağından bahsedilmektedir.Öğretmenin devamlı konuşması ve öğrencinin devamlı susması zihniyetinin yerini denetimli konuşmaya bırakmasının daha uygun olacağı söylenmiştir.Yanlışların her an düzeltilmesi yerine, gerektiğinde düzeltilmesi, özellikle öğrenci hedef dilde konuşurken yaptığı yanlışların anında düzeltilip öğrencinin bölünmemesi daha iyi sonuçlara yol açacaktır.
6. Bu Gelişmelerin Anadili Öğretimi Açısından Anlamı:
1940lar’daki zihniyetin tersine anadilin artık engelleyici değil, yabancı dil öğrenimine katkıda bulunan bir öğe durumuna geldiğinden bahsetmektedir yazar. Dillerarasındaki benzerlikler ve öğrencinin kavramsal gelişiminden yararlanmanın faydalı olacağı öngörülmektedir.
Bunun için anadil öğretiminde uygulamaya konulacak olanlara bakacak olursak:
Sonuç:
Bu bölümde Yabancı dil öğretimi üzerine özelikle Cumhuriyet döneminden sonra ağırlık verildiğinden ancak henüz kendi koşullarımıza uygun bir ders izlencesi gerçekleştiremediğimizden bahsedilmektedir. Bunun nedeninin de temelde öğretici yetiştirme noksanlığından kaynaklandığını söylemektedir yazar. Yabancı dil öğretiminin sanat olduğu görüşünün yanında onun bir bilim olduğunun kavranması gerektiğinden, bu bilimsel yaklaşımla hem yabancı dil öğrtimine hem de anadile bakış açımızın ve görüş çerçevemizin genişleyeceği görüşüne değinerek makalesine son vermiştir. Prof. Dr. Ahmet Kocaman.
Makalenin adı: “ÜNİVERSİTELERDE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ ÜZERİNE SAPTAMALAR”
Makale yazarı: Prof. Dr. Ahmet Kocaman
Makale Hakkında:
Makalede, üniversite yıllarına kadar ilk ve orta öğretimde yabancı dile harcanan vaktin yeterince iyi değerlendirilememesinin; hatta üniversite yıllarında görülen eğitimin de sonrasında öğrencilerin dil öğrenmek için özel kurslara yönelmesinin ve bu zamana kadar harcanan vaktin, paranın boşuna gitmesinin üzerinde durulmaktadır. Bunu gidermek için üniversitelerde uygulanan bir yıl hazırlık programının çözüm niteliğinde bir çalışma olduğu; fakat bunun yabancı dil öğretimindeki mevcut sorunu çözmek için yeterli olmadığı söylenmektedir. Asıl sorunun öğretimin niteliğinin değiştirilmesinden geçtiği, buna yönelik neler yapılması gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca makalede özellikle üniversite hazırlık programlarının nasıl daha etkili bir şekle getirileceğinden ve bunun da özellikle öğretmenlerin ders verdikleri bölümün öğrencilerinin alanında terim ve alan bilgisi öğrenerek bunları uygulamaya yönelik uzmanlaşmalarından geçtiğini belirtmekte ve öğretmenlere bu konuda çözüm yolları sunmaktadır.
Makalenin Açıklanması ve Yorumlanması:
Asıl çözümün öğretimin niteliğini değiştirmekten geçtiğini savunan Prof. Dr. Ahmet Kocaman bunu değiştirmenin ilk aşamasının öğretim amacının açık seçik belirtilmesi olduğundan bahsetmektedir. Konuyu üniversitelerde eğitim diye sınırladığından, Türk üniversitelerinde amaca bakarak başlamayı tercih etmiş ve öğretim dilinin Türkçe olması sebebiyle yabancı dil öğretim amacının da bilimsel yayınları okumak , izlemek , değerlendirmek ve gerektiğinde yabancı dilde bilimsel yazı yazabilmek olduğunun kolayca anlaşılacağına değinmiştir; diğer bir deyişle, dil öğreniminin bu öğrencilerin bilim yapabilmesi için bir araç olduğunu belirtmiştir.
Bu amacı gerçekleştirebilmek için Prof. Dr. Ahmet Kocaman’ın bu çalışmada incelenmiş diğer makalesine de baktığımız zaman ortak olarak gördüğümüz kavram “gereksinim çözümlemesi”dir. Kocaman, bu amaca ulaşmak için ilk adımın diğer makalesinde de beirttiği gibi gereksinim çözümlemesi uygulamasından geçtiğini; bunu gerçekleştirebilmek için öğrencilerin belli bir bölümde bulunmalarının ipucu vermesine karşın ilerde üstlenmek istedikleri görevlerin de öğrenilerek daha bireysel bir veri elde ederek buna uygun davranılmasının gerekliliğini öne sürmektedir. Bu verilere dayanarak üniversitelerde yabancı dil öğretiminin en az iki amacının olduğundan bahsedilmiştir:
1. Akademik: Öğrenci okuduğunu anlayabilecek, bir kaynağa başvurup buradaki bilgilerden yararlanabilecek.
2. Mesleki: Meslekte işine yarayabilecek bilgi edinecek.
Öğretimin işlevselliğini sağlayabilmesi için bu iki amacın birleştirilmesinin gerekliliğinden bahsetmektedir yazar.
Öğretimde amacı belirlerken öğrenci odaklı bir yaklaşım benimsedikten sonra güdülenmenin de bağlantılı olarak artacağından, seçilecek materyallerin , izlencenin düzenlenmesinin buna bağlantılı olarak öğrencinin seçimine dayalı olacağından bahsedilmektedir. Kazandırılacak beceriler de (okuma, dinleme, yazma, konuşma) öğretilecek konular da (hukuk, fizik,tıp,vb.) buna yönelik olarak sınırlandırılacaktır denmiştir makalede.
Bunun yanında üniversitelerde bilim dili öğretimi üzerinde durulmayan sorunların varlığından bahsedilmiştir. Bunları maddeleştirecek olursak:
1.Okutulacak kitap ve metin seçimi:
a.Çok kısa aralıklarla kitap/metin değiştirilmesi, tutarlı bir yöntem geliştirilmesini engellemektedir; bu yüzden her kurumun kendi öğrencilerinin gereksinimlerine uygun kitap hazırlanmasının daha uygun olacağına değinilmiştir. Yalnız burada unutulmaması gereken en önemli husus, o kurumda sadece o çalışmayı yapacak uzman bir kişinin; hatta gurubun bulunması gerektiğidir. Gereksinim çözümlemesini yapacak ve amaç belirleyecek gurup, buna uygun izlence ve materyal uygulayacak gurup ve bunları uygulayacak olan öğretmenler. Uzman olduğu alanda verileri toplayan ve değerlendiren gurubun, izlence ve materyal(kitap dahil) hazırlayan grubun derslere girmemesi; sadece konusu üzerine yoğunlaşması; fakat çalışmayı yapan gurup üyelerinin muhakkak birbirileriyle iletişimde bulunmaları gerekmektedir; aksi takdirde materyal hazırlayan kişi amacından kopmuş, öğrencinin ve sınıfın ihtiyaçlarını bilmeden onlara uygun materyaller sunamaz hale gelmiş olur.
b.Gerçeklik taşıyan(Authentic) materyallerin kullanımı: Bu tip materyalleri uygularken sadece gerçek olmasına değil aynı zamanda öğrenciye uygunluğuna, ne zaman uygulanacağına da dikkat edilmesi; körü körüne sadece gerçek diye materyallerin uygulanmaması gerektiğinden bahsedilmektedir. Gerçekten de öğrencinin anlayabilmesi ve baştan çalışma hevesini ve kendine güvenini kaybetmemesi için, dili çok zor metinlerin başlangıç seviyesinde kullanılması pek ugun düşmeyecektir; ne kadar öğrenci gerçekte, ilerde bu tür metinlerle karşılaşacak olsa da. Makalede de belirtildiği gibi başlangıçta, yalın dil kullanan bir yazardan metinler seçilebilir ya da orijinal metinler yalınlaştırılarak kullanılabilir.(yapay metinlerin kullanılması salık verilmemektedir.) Öğrencilerin gelişimine göre, daha sonra daha karmaşık orijinal metinlere geçilebilir. Ne konuyu öğrencinin düzeyinden daha basit hale getirip bağlamdan kopuk metinler kullanmak ne de daha karmaşık metinle başlangıç seviyesindeki öğrenciyi yıldırmak doğrudur.
2.Yöntem ve teknikler:
Amacın öğrenci odaklı belirlenmesi yöntem ve teknik seçimine de yansıyarak öğrenciye yönelik çok yönlü, esnek öğretim yöntemi/yöntemleri uygulanmasına olanak sağlamaktadır. Bundan önceki makalede de değinildiği gibi seçmeli(eclectic) yöntem kullanmak çözüm oluşturabileceği gibi sınıf içi ortak verilere dayanarak başka bir yönteme de başvurulabilir. Geleneksel diye “çeviri” gibi araçların tamamen terkedilmesinden yana değil yazar; eğer doğru kullanılırsa çevirinin yararlı olabileceğinden bahsetmekte. Bunun dışında, görsel araçlardan yola çıkıp daha sonraları dil ağırlıklı metinlere geçmek, küme çalışmalarından yararlanmak örnek olarak verilen çalışma türlerinden. Kocaman, gerçek yaşama dönük dil kullanımlarına ağırlık verilmesini, gereksinimlerin çeşitliliğinden dolayı uygulanacak tekniklerde de çeşitlilik sağlanmasını salık vermektedir.
3.Kalifiye öğretim elemanı yetiştirilmesi:
Üniversitelerde bilim dili öğretecek yabancı dil öğretim elemanlarının da genel yabancı dil öğretimi üzerine yetiştirilmiş olmalarının öğreticiler açısından bir eksiklik olduğu söylenmektedir makalede. Yazar, Eweer(1975) ten alıntıladığı bilgiye göre öğreticiler için şu sorunların varlığından söz etmektedir:
* Birçok yabancı dil öğretim elemanının bilim kavramlarını bilmemesi ya da anlamaması.
* Öğreticinin, genel dili bilse de terimlerin ve sözcüklerin yapısal değerlerini bilmemesi.
*Öğreticilerin, özellikle ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere eğitim vermek için eğitildiklerinden bu konuda yetersiz kalmaları.
Bu bilgilerden yola çıkarak Prof. Dr. Ahmet Kocaman, üniversite elemanları için üç aşamalı bir izlencenin uygulanması yoluyla çözüme ulaşılabileceğini savunmaktadır:
1.Dilsel özelliklerin öğrenilmesi: Bilim dilinde sözcük ve dilsel yapıların kazandığı yeni değerler üzerinde durmak. Bu basamakta dilbilimcilerden yararlanmayı salık vermektedir Kocaman.
2.Bilgilenme dönemi:Öğretmenin bilim dilinin işleyişine ilişkin kurallardan yararlanarak bilimsel metinleri okuması, bilimsel kavramları tanıması, bilimsel yöntemi tanımasına yöneliktir.
3.Yöntem ve teknikler:Genel dil öğretim yöntemlerinin yanında değişik durumlara uyan yöntem ve teknikler üzerine bilgi edinilmesini içermektedir.
Sonuç olarak, üniversitelerde yabancı dil öğretiminin çok boyutlu olmasından dolayı bunlara değinmenin zorunluluğundan ve bu yapılan değerlendirmelerin de yoruma açık olduğundan bahsederek makaleye son vermiştir yazar.
Home / ELT Materials / Coursebook Reports / Learn Turkish / Comics / ELT Conferences / Private Lessons / Online Translation / Links