|
|
|
Alıntılamak için: "Can, Tuncer (2011) "YAŞAM BOYU ÖĞRENME BAĞLAMINDA YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE DERS KİTAPLARINDA STRATEJİ KULLANIMI", YAYINLANMAMIŞ DOKTORA TEZİ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI İNGİLİZ DİLİ EĞİTİMİ BİLİM DALI
1.2.2. Yabancı Dil Öğretiminde Çokdillilik ve Yaşam Boyu Öğrenme Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metnine (OBM) göre Avrupa da bulunan hiçbir dil topluluğu tamamiyle homojen değildir, bu bağlamda Avrupa çapında hazırlanacak dil öğretimi izlencelerine, müfredatlara, sınavlara ve ders kitaplarına bir temel sağlanması için oluşturulmuştur. Bu metin, yabancı dil öğrenenlere, ne öğrenmeleri gerektiği, yabancı dilde etkin bir biçimde iletişime geçebilmek için hangi bilgi ve becerileri geliştirmeleri gerektiği konusunda anlamlı bir yol gösterme amacındadır. Bu Ortak Başvuru Metni ayrıca, yaşam boyu öğrenme bağlamında öğrenmenin değerlendirilebilmesi için öğrenenlerin gelişim düzeylerini de belirlemektedir (OBM, 2006, s.1).
623. Bakanlar Komitesinin 17 Mart 1998 tarihli görüşmesinin sonuçlarına göre Avrupa Birliğinin amacı, üyeler arasında kültürel alanda ortak çalışmalar yaparak daha sıkı bir birlik oluşturmaktır. Avrupa Konseyinin dil politikasının amaçları da Bakanlar Komitesinin R(82) 18 numaralı önerisi ile 3 temel ilkeyle özetlenmektedir:
1) Avrupa kültürünün temelini oluşturan zengin ve çeşitli kültürel ve dilsel miras, eğitim de bu çeşitliliği destekleyici nitelikli olmalıdır. 2) Bunun yolu da Avrupadaki modern dillerle ilgili bilginin öğretilmesiyle mümkündür. Bu bilgiyle Avrupalı bireyler kendi aralarında etkileşime geçebilirler, Avrupa içinde hareketlilik, karşılıklı saygı, anlayış ve işbirliği sağlanarak ayrımcılık ve önyargılar önlenebilir. 3) Üye ülkeler, dil öğretimi ve öğrenimi konusunda ulusal politikalar geliştirirken diğer Avrupa ülkeleriyle yakın işbirliği ve koordinasyon içinde olurlarsa Avrupa çapında bir bütünlük sağlanabilir.
Bu ilkelere göre Bakanlar Komitesi, üye ülkelere şu önerilerde bulunmaktadır:
(F14) Modern dillerin öğretimi ve öğretimle ilgili araç-gereç üretimi konusunda üye ülkeler ulusal ve uluslar arası işbirliği içinde, devlet ya da özel kuruluşların etkin katılımıyla, yöntemler ve değerlendirme şekilleri geliştirmelidir. (F17) Üye ülkeler, modern dillerin öğretimi bağlamında, bilgi değişimi ve bilgi teknolojilerinin etkin bir biçimde kullanımı için Avrupa çapında etkili Avrupa sisteminin oluşturulması için önlemler almalıdır.
Bu bağlamda, Avrupa Birliği Eğitim Komitesi içinde bir Modern Diller Bölümü oluşturulmuştur. Modern Diller Bölümü üye ülkeler arasında koordinasyon ve işbirliğini sağlama amacındadır. Bu da:
1. Üye ülkelerin iletişim gereksinimlerini karşılayacak dillerin öğretilmesi için fırsatlar yaratmak, gençlerin bilgi ve fikirlerini diğer ülke insanlarıyla paylaşmak, diğer insanların yaşamlarına ve kültürel miraslarına saygı ve anlayış göstermeyi öğretmek; 2. Gereksinimleri, nedenleri ve kaynakları belirleyerek, amaçları açıklıkla belirleyerek, dil öğrenme için uygun yöntem ve araçları geliştirerek, uygun değerlendirme yolları geliştirerek öğretmen ve öğrencilerin her düzeydeki dil öğrenme sistemlerini oluşturmaları için destek ve teşvik yaratmak; 3. Dil öğretimi konusunda araştırma ve geliştirmeleri desteklemek; şeklinde gerçekleştirilebilir. (OBM, 2006. s. 1-4)
Buna göre, şimdi ve gelecekte dil öğrenme ve öğretme bağlamında eylem alanları belirlemek ve geliştirmek, Pan-Avrupa bağlamında çokdilliliği özendirecek dil öğrenme stratejilerini çeşitlendirmek ve özelleştirmek, bağlantılar ve değişim programları geliştirmek, yeni iletişim ve bilgi teknolojilerini yaymak amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, bütün Avrupalıların uluslararası hareketliliği ve yakın işbirliğini sadece eğitimde değil ticaret ve endüstride de büyümekte olan bir gereksinimdir.
Karşılıklı anlayışı, kimliklere toleransı ve saygıyı yaygınlaştırmak, kültürel çeşitliliği özendirmek daha etkili uluslar arası iletişimle mümkündür. Avrupadaki kültürel çeşitliği ve zenginliği, daha kapsamlı karşılıklı ulusal ve bölgesel, az kullanılan ya da yaygın, dillerin bilgisiyle geliştirmek olasıdır. Çokdilli ve çokkültürlü Avrupa, Avrupalıların birbirleriyle diller ve kültürler arası sınırların kaldırılmasıyla gerçekleşebilir. Bunun için her düzeydeki eğitim kurumlarının yaşam boyu sürecek çabaları ve finansmanı, eğitim kurumlarının Avrupa çapında işbirliği geliştirmeleri ve dil öğretimi alanında eğitim ve kültürel politikalar üretmeleri gerekmektedir.
Krumma (2004, s. 41) göre çokdillilik Avrupa kültürünün her zaman bir parçasıydı, ulus devletlerin oluşmasıyla bu anlayışın üstü örtülmüş olabilir, ancak bugün azınlıklarda, göçmen işçilerde ve sığınmacılarda, çalışanların hareketliliği ve tatil için oluşan hareketlilikte bunu görebiliyoruz.
Avrupa Konseyinin dil öğrenme yaklaşımında iki tür Çokdillilik[1] kavramı kullanılmıştır. Bunlar toplumsal ve bireysel çokdillilik olarak ayrıştırılmıştır. Toplumsal Çokdillilik,
bir çok dilin bilinmesi ve bir coğrafik alanda ve ya toplumda birden çok dilin var olması, okul ya da eğitim kurumlarında öğrenciye sunulacak yabancı dil bilgisinin çeşitlendirilmesi, öğrencinin birden fazla yabancı dil bilmeye yönlendirilmesiyle, ya da uluslar arası iletişimde İngilizcenin baskın rolünün sınırlandırılması yoluyla kazanılabilir. (OBM, 2006, s. 5) olarak tanımlanmaktadır
Buna karşın, bireysel çokdillilik yaklaşımına göre:
Bireyin dilsel deneyiminin evde kullanılan dilden toplumda kullanılan diğer dillere doğru ve diğer insanların dillerine doğru genişlemesiyle (okulda ve ya doğrudan deneyimle), bu dilleri ve kültürleri zihninde kesin ayrı bölümlerde tutmamaktadır, bu dillerin birbirleriyle etkileşimde ve ilişkide olduğu bir iletişimsel bir yeti oluşturmaktadır. Birey, farklı durumlarda bu yetinin farklı bileşenlerini kullanarak iletişimde bulunur. (A.e. s. 5)
Avrupa Konseyinin bu bakış açısına göre, yabancı dil eğitiminde amaçların değişmesi kaçınılmazdır, bir ya da birden fazla dili bir anadil konuşucusu model alınarak öğrenmek yerine, bütün dilsel yetileri kapsayan bir dilsel birikim geliştirmek amaç edinilmektedir. Bu amaçla, eğitim kurumlarında öğretilen dillerin çeşitlendirilmesi ve öğrencilerin çokdillilik yetisini geliştirmelerine olanak verilmelidir. Buna göre yabancı dil öğrenmenin yaşam boyu süren bir etkinlik olduğu bilincinin geliştirilmesi ve öğrencilerde okul dışında da yeni dil deneyimleri için güdüleme, beceri ve özgüven gelişimi önemli hale gelmektedir (a.g.e.. s. 5).
Bu bağlamda, Avrupa Konseyi, yabancı dil öğrenme ve öğretme programlarının gözden geçirilmesi ve dil eğitiminin çokdilliliği destekleyecek biçimde yapılandırılması gereğini vurgulamaktadır. Örneğin, Avrupa Dil Dosyası bu amaca uygun olarak geliştirilmiştir. Bu dosya aracılığıyla çok çeşitli dil öğrenme deneyimleri ve kültürlerarası deneyimler belgelenip resmi olarak kabul göreceği bir biçim oluşturulmaktadır.
Çokdillilik, çokkültürlülük[2] bağlamında görülmektedir, çokdillilik yetisi çokkültürlülük yetisinin bir bileşenidir ve diğer bileşenlerle birlikte etkileşim halindedir. Yabancı ve ya ikinci bir dili öğrenme, bireyin hem kendi anadilinde hem de ikinci dilin kültüründe yetkin olmasını engellemez, bu yeni yetkinlik bütünüyle eski yetkinliğinden de ayrı değildir, kısacası öğrenen birey, birbirinden ayrı davranış ve iletişim yolları edinmez, çokdilli ve kültürlerarası farkındalık geliştirmiş olur. Bunlar, daha sonra bireyin farklı yabancı diller öğrenmesi için gelişmiş bir yeti ve farklı kültürel deneyimlere girme konusunda daha açık, daha zengin ve daha karmaşık bir kişilik geliştirmesine yardımcı olur (a.g.e. s. 6-53).
Königse göre (2000) üç çeşit çokdillilik vardır: Geriye dönük çokdillilik, geriye dönük-ileriye yönelik çokdillilik ve ileriye yönelik çokdillilik.
· Geriye dönük çokdillilikte öğrenci genel olarak çift dillidir ve sınıfta öğretilen dil de öğrencinin bildiği dillerden biridir, dolayısıyla diğer öğrencilere oranla daha çok bilgisi vardır. · Geriye dönük-ileriye yönelik çokdillilikte ise öğrenci yine çift dillidir ancak sınıfta öğretilen dil bir üçüncü dildir, dolayısıyla öğrenci çoğul-dilliliğini geliştirmektedir. · İleriye yönelik çokdillilikte de öğrenci tek dillidir ve sınıfta yeni bir yabancı dil öğrenirken çokdilliliğini geliştirmektedir. (Akt. Neuner, 2004, s. 15)
Çokdillilik ve çokkültürlülük yetileri değişkendir, çünkü bireyler bir dilde diğer bir dile göre daha yüksek bir yeterlik düzeyine sahip olabilirler. Örneğin, bir dilde konuşma yeterliği diğer dile göre daha üstün olabilir. Ayrıca çokkültürlülük yetisi çokdillilik yetisinden farklıdır; örneğin, bir kültürü iyi bilmek ve dilini bilmemek gibi. Burada bahsedilen örnekler her zaman karşılaşılabilecek örneklerdir ve diller arasındaki bu dengesizlikler ve değişkenlikler norm olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda, çokdillilik ve çokkültürlülük yetilerinin değişken doğasını kabul edip bu değişkenliğin olumsuz ve dengesiz bir duruma yol açmadığını söylenebilir hatta bu dengesizliği kabul etmenin yabancı dil öğrenen ve ya yeni bir kültürle karşılaşan bireylerin kimlik gelişimine olumlu katkı yaptığı vurgulanabilir (OBM, 2006, s. 158-9).
Avrupa Konseyinin Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metnine (OBM) göre bu iki yeterlik bu açıdan diller arası değişime izin verirler (A.e. s. 159). Bu anlayışa göre birey, iletişim durumunda farklı dillerin yeterlik derecesine göre farklı stratejiler kullanacaktır. Örneğin, bir dilde henüz dilbilgisi konusunda yeterli olmayan bir birey mimikler ve el kol hareketleri gibi sözsüz iletişim stratejilerin olduğu varoluşsal yetilerini daha çok kullanacaktır. Çokdillilik ve çokkültürlülük yetilerinin bir diğer özelliği de iletişimin gerektirdiği durumlarda ikidillilikte olduğu gibi dil değiştirme olanağını vermesidir; böylece iletişim görevine göre dil değiştirme stratejileriyle bireyin iletişim görevini başarıyla tamamlamasına olanak verir.
Çokdillilik ve çokkültürlülük yeterliği aynı zamanda iletişimsel ve dilsel farkındalığı destekler ve bireyin iletişim durumlarında kullanmak için geliştirdiği üstbilişsel stratejilerin kullanımına da izin verir. Buna göre Çokdillilik ve çokkültürlülük yeterlikleri, toplumdilsel ve edimsel yetilerden yararlanarak daha da çok gelişir, farklı dillerin yapılarının genel ve özel özelliklerinin (üstdilsel, diller arasılık ve hyperdilsel farkındalık) daha iyi algılanılmasını sağlar, ve yeni ortamlara ve yeni insanlarla ilişkiye girme becerisi ve öğrenme bilgisini mükemmelleştirir (a.g.e. s. 159-60).
Bu nedenle, çokdillilik ve çokkültürlülük yeterliği bu şekilde değişken ve kısmi ise belli bir dereceye kadar dilsel ve kültürel alanlardaki öğrenmeyi hızlandırabilir ve öğrenme potansiyelini zenginleştirebilir. Dahası, birden çok yabancı dil bilmek budun merkezli olmanın ötesine geçebilmeye neden olabilir, tersi durumlar da olasıdır. Bu bağlamda, okullarda okutulacak yabancı dilleri çeşitlendirmek önem kazanmaktadır. Bu, Avrupada bir dil öğretimi politikası olmanın ötesinde öğrencilere, çeşitlendirilmiş[3] öteki deneyimini yaşatarak dilsel ve kültürel kimliklerini oluşturmada ve başka dil ve kültürleri öğrenmede yararlanabilecekleri çeşitlendirilmiş bir deneyimi kullanabilecekleri bir öğrenme yeteneğini geliştirmelerine de yardımcı olacaktır (a.g.e. s. 160).
Bu açılardan bakılınca, çokdillilik ve çokkültürlülük yeterlikleri kısmı yeterlik ile de ilişkilidir, zira kısmi yeterlik çok yönlü yeterliğin içinde işlevsel bir yeterliktir. Kısmi yeterlik, bir dildeki çeşitli görevleri yerine getirebilme ile de ilişkilidir, her dilde konuşma eşit düzeyde olmayabilir ve ya yazma becerisi her dilde aynı olmayabilir.
Özet olarak, çokdillilik ve çokkültürlülük yeterliklerinin özellikleri şöyledir; bu yerlikler eşit değildir, değişkendir, dil değiştirmeye izin verir ve kısmidir (a.g.e. s. 158-60).
Çokdillilik ve Çokkültürlülük bağlamında Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metnine (OBM) göre amaçlar:
öğrenme öğretme amaçları, iletişimsel dil yetisinin çeşitlendirilip genişletilmesine yönelik amaçlar, birden fazla dilde görevleri yerine getirmeye yönelik amaçlar, bir alanda en üst düzey işlevselliği arttırmaya yönelik amaçlar ve görevlerin yerine getirilmesinde kullanılabilecek stratejilerin zenginleştirilmesine ve çeşitlendirilmesine yönelik amaçlar şeklinde sınıflandırılmıştır (a.g.e. s. 161).
1) Öğrenme ve Öğretme amaçları, öğrencinin genel yeterliğini arttırmak için öğrenilmesi gerekenler olarak betimlenebilirler. Bunlar, açıklayıcı bilgi (dilbilgisi, edebiyat ve ya kültürel özellikler). beceriler, nasıl yapabileceğini bilme becerisi, bireysel özellikler (kendine güven veya topluluk önünde konuşma), tutumlar ve öğrenmeyi öğrenme bilgisi (yeniye karşı bir açıklık, ötekinin farkındalığı, bilinmeyene karşı merak).
2) İletişimsel dil yetisinin çeşitlendirilip genişletilmesine yönelik amaçlar da, dilsel bileşen (dilbilgisi, ses ve sözcük), edimsel bileşen (kullanım bilgisi), toplumdilsel bileşenlerin öğrenilmesini içerir. İletişimsel dil yetisi bir çeşit çokdillilik ve çokkültürlülük yeterliği olarak görülmektedir.
3) Birden fazla dilde görevleri yerine getirmeye yönelik amaçlar ise algılamaya, üretmeye, etkileşime girmeye ve aracılık etmeye dayalıdır. Bunlar kısmi yeterliğe yönelik amaçlardır. Zira birden fazla dili işlevsel olarak kullanabilen bir birey, farklı görevleri yerine getirirken farklı dillerden ve dillerin farklı taraflarından yararlanabilir.
4) Bir alanda en üst düzey işlevselliği arttırmaya yönelik amaçlar ise kamusal alan, çalışma alanı, eğitimsel alanı ve kişisel alanı kapsamaktadır. Buradaki özel alanlara göre amaçlar da çeşitlenecektir. Yabancı dili eğitim görmek için ve ya yurt dışında yaşamak için öğrenmek farklı amaçlara örnektir. Bunlara, iki dilde eğitimi ve ya daldırma yöntemiyle dil öğrenmeyi örnek verebiliriz
5) Görevlerin yerine getirilmesinde kullanılabilecek stratejilerin zenginleştirilmesine ve çeşitlendirilmesine yönelik amaçlar da öğrenme ve ya iletişimsel olarak ikiye ayrılmıştır (a.g.e. s. 161-3).
Yukarıda belirtilen çokdilli eğitime ve amaçlara ulaşmada Avrupa Konseyi Dil Politikası Bölümü 2002-2007 yılları arasında çalışması süren rehber niteliğinde bir belge yayınlamıştır. Jean Claude Beacco ve Michael Byram Dilsel Çeşitlilikten Çokdilli Eğitime: Avrupada Dil Eğitimi Politikaları Geliştirmek İçin Bir Rehber adlı belgeyi sunmuşlardır.
Bu rehber belge çerçevesinde, Avrupa Birliğindeki toplumsal politikaların temel bir özelliği olarak üye ülkelerin her birinin çokdilli olması ve bu özelliğin de uluslar arası hareketlilik, karşılıklı anlayış ve ekonomik gelişme için özellikle gerektiği de vurgulanmıştır. Bu şekilde Avrupanın kültürel mirasına sahip çıkılacak ve dil öğretimi ekonomik gelişmeden çok her bireye birden fazla dil öğretilecek şekilde yapılandırılarak karşılıklı saygı ve dilsel çeşitliliği önceleyecektir. Böylece, Avrupa vatandaşları yaşam boyu sürecek bir dil eğitimi bilincine sahip olacak; çokdilli ve çokkültürlü olarak diğer bütün Avrupalılarla etkileşim içinde olabileceklerdir. Dolayısıyla, çokdilli eğitim çokdilli eğitimin yanısıra çokdillilik farkındalığı eğitimini de kapsar. (Byram, 2007, s. 7-9).
Dil eğitimi politikaları, asıl politik öneme sahiptir, çünkü ulusal toplumların içindeki topluluklar arasındaki ilişkileri etkiler. Bu bağlamda, çokdillilik piyasa güçleri için dengeleyici olmalıdır; Avrupa içinde iş ve ya gezme amaçlı hareketliliğe yol açmalı, dilsel düzeyleri ve özellikleri her ne olursa olsun toplumsal ve politik katılımı sağlamalı ve bir Avrupalılık duyarlılığı yaratmaya yönelik olmalıdır; dolayısıyla dil eğitimi politikaları bireyin tek dillikten çokdilliliğe götürmek şeklinde olmalıdır. Çokdilli eğitimin esasları şöyle sıralanabilir:
· Dilsel haklar insan haklarının bir bölümüdür, · Demokrasi ve toplumsal katılım dil eğitimi politikalarına bağlıdır, · Ekonomik ve çalışma fırsatları, toplumdaki insan sermayesinin gelişmesi dil eğitimi politikalarına bağlıdır, · Bireysel çokdillilik Avrupa kimliğinin gelişmesinde önemli bir etkiye sahiptir, · Çokdillilik çoğulcudur, · Çokdillilik gerçekleştirilebilir, çokdillilik eğitimi uygulanabilirdir (A.e. s. 9-10).
Byrama (a.g.e. s. 12) göre çokdilli eğitimin yaygınlaşmasını engelleyen bir çok etken vardır, bunlar arasında dillerle ilgili değer yargıları, ulus-devlet kavramı, dil ve ekonomi ilişkisi sayılabilir. Görüldüğü üzere, bu etkenler politik, toplumsal ve teknik olarak ayrılabilir.
Dillerle ilgili değer yargıları, bir dilin diğer insanların algılayışındaki imajı, kulağa nasıl geldiği, kullanışlılığı, bilimsel ve diğer kavramları karşılayabilmesi, mantıklı bir dil olması, yüksek değerde olması şeklinde sıralanabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bilimsel olarak bütün diller eşittir. Her dil her kavramı karşılayabilir, kullanışlıdır ve değerlidir. Bu bağlamda her dil aslında dilsel çeşitliliğin bir öğesidir, dolayısıyla da hiçbir dil bir diğerinden üstün değildir ve anlayışla bakılacak olursa çokdilliliğe aykırı bir durum olmadığı görülecektir.
Ulus devlet kavramı ulusal dillerin doğuşuna neden olmuştur, ancak Avrupa Birliği gibi birden çok uluslu bir yapının içindeki vatandaşların tek bir dili konuştuğunu hayal bile etmek ve bunun da demokratik olduğunu düşünmek olanaksızdır. Dolayısıyla, bu birlik içinde konuşulan bütün dillerin öğretilmesi olasıdır ve öğretilmesi de çokdillilik bağlamında bir gerekliliktir.
Ayrıca, dil ve ekonomi ilişkisinde özellikle de bazı diller kullanılarak daha çok gelir elde edileceği düşünülür, örneğin İngilizce dilinin bütün ticari işlerde ortak bir dil (lingua franca) olarak kullanıldığı ve ekonomik olarak diğer dillerden daha değerli olduğu düşünülür. Buna ek olarak bir de İngilizcenin basit bir dil olduğu ve kolay öğrenileceği düşünülür. Bu durum İngilizcenin sadece Avrupa Birliği içindeki durumuyla değil de bütün dünyayı kapsayacak şekilde düşünüldüğünde ve bu bağlamın oluşturduğu yaşam tarzının durumuyla ilgilidir.
Bütün bu etkenler düşünüldüğünde Avrupa Birliği içinde çokdilli eğitimin dönüştürülmesi için bir çok hazırlık ve politika değişikliklerinin yapılması gerektiği görülmektedir (a.g.e. s. 12-16).
Avrupa Birliği, dilsel çeşitliliğin ve çokdilliliğin temel bir dil eğitimi ilkesi olarak yerleştirilmesiyle ilgili uluslar arası bir görüş birliğine varmıştır, bunu da aşağıdaki belgelerle çerçevelendirmiştir:
Sözleşmeler ve Anlaşmalar · Avrupa Kültür Sözleşmesi (19 Aralık 1954) · Bölgesel ve Azınlık Dilleri ile İlgili Anlaşma (5 Kasım 1992de imzaya açıldı 1998de yürürlüğe girdi) · Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme (1 Şubat 1995te imzaya açıldı)
Yasa Önerileri · 1961de Hamburgda yapılan Avrupa Eğitim Bakanları Konferansında sonuç bildirgesinden oluşturulan Major Project Önerge (69) 2 · Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi · Modern Diller (1971-1981) 4 Numaralı Projenin sonuçları sonucundaki Öneri R (82) 18 · Avrupa Vatandaşlığı için Dil Öğrenimi (1989-1996) Projesinin sonucundaki Öneri (98) 6 · Avrupa Konseyi Meclis Toplantısı · Dilsel Çeşitliliğe adanan 1383 numaralı Önerisi (1998) · 2001 Avrupa Dil Yılı 1539 numaralı Önerisi (2001)
Örneğin Avrupa Vatandaşlığı için Dil Öğrenimi (1989-1996) Projesinin sonucundaki Öneri (98) 6da üye ülkelerde çokdilliliği desteklemek için uygulayabilecekler şöyledir:
· Bütün Avrupalıların birden fazla dilde bir dereceye kadar iletişimsel yeti geliştirmelerine yardım etmek, · Öğretilecek dilleri çeşitlendirerek ve her dile özgü amaçlar belirlemek, · Her düzeyde esnek bir yaklaşımı kabul edip; dillerin edinilmesinde kısmi yeterliklere izin vererek ve onların değerlendirme sistemlerinde yer bulmasını sağlamak, · Tarih, coğrafya ve matematik gibi derslerin öğretilmesinde yabancı dillerin kullanılmasına izin verip; bu türlü eğitime olanak sağlamak, · Bütün Avrupa dillerinin kullanılmasını sağlayarak, bu dillerde farklı araç-gereçler ve yayınlar hazırlamak, · Diğer kültürlerin tanınması için diğer üye ülkelerdeki kurumlarla işbirliği ve değişim programlarına izin vermek, · Uygun kaynaklarla yaşam boyu dil öğrenimini desteklemek. (Plurilingual Education in Europe, 2006, s. 9)
Bu anlaşma ve öneriler, dil çeşitliliği ve çokdillilik kavramlarının kabulü ve yerleştirilmesi için yasal ve politik temeller hazırlamıştır. Bu kararlar ayrıca İngilizce dışındaki, diğer dillerin ve azınlık dillerinin onaylanmasını da sağlamaktırlar. Bununla birlikte, bu belgeler ve kararlar dil politikalarının geliştirilmesine ve uygun bir biçimde uygulanmasına yardımcı olabileceği gibi, toplumsal katılım, hareketlilik, insanların ve malların serbest dolaşımı ve insan haklarıyla demokrasi gibi diğer sosyal politikaların geliştirilmesine de yardımcı alacaktır ( Byram, 2007. s. 17).
Yukarıda belirtilen anlaşma ve önerilere ek olarak 1970lerden bu yana dil düzeyleri belirlenmiş, Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metni (OBM) yayımlanmış, Avrupa Dil Portföyü gibi bir kişisel belge hazırlanmıştır. Bu çalışmalar ve metinler, Avrupa Topluluğundaki birçok ülke tarafından kabul edilip kullanıma sunulmuştur, ayrıca yabancı dil öğretenler arasında da ortak bir eğitim kültürü oluşturmuştur.
Çokdilli bir eğitimin ortak bir kültür hale gelmesi Avrupadaki demokratik vatandaşlığa da katkı sağlayacaktır, bu gerek 1997deki Başbakanlar Toplantısının açıklamasında ve Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin 1999 CM (99) 76 numaralı belgesinde belirtilmiştir.
Bu kararların uygulanabilmesini sağlamak için birçok hazırlık yapılmalıdır, bu hazırlıklar içinde
· Vatandaşların dillerle ilgili algılarının dikkate alınmasını gerektirir, · Yabancı dil öğrenmenin yaşam boyu sürmesi gerektiği kabul edilmelidir, · Bir yabancı dil öğrenmeden başka bir yabancı dil öğrenilemeyeceği düşüncesi aşılmalı ve dil öğretimi zorunlu eğitimle sınırlandırılmamalıdır, · Ortak dil (Lingua Franca) olarak İngilizcenin öğretilmesinde farklı yaklaşımlar geliştirilmelidir, · Dil öğretimi kimliklerin geliştirilmesi ve dilsel hoşgörü için yapılmalıdır, · Bu tür bir eğitime destek verecek öğretmenlerin yetiştirilmesine çalışılmalıdır, · Yabancı dillerin öğretilmesinde farklı yaklaşımlar benimsenmelidir, teknoloji kullanımı da desteklenmelidir. ( A.e. s. 20).
Tarihsel bir bakışla bakıldığında, Avrupa kıtasında yaşayan insanlar birden fazla dil ile karşı karşıya gelmişlerdir, bu nedenle, geleneksel tek yabancı dil öğretilen yabancı dil eğitimi yaklaşımından birden fazla dili çeşitli derecelerde öğrenme türü yeni yaklaşımlar daha uygundur; bu da çokdillilik yetisi olarak tanımlanmaktadır, ancak bu anlayışla insanlar yaşamları boyunca karşılaştıkları dilleri öğrenmeleri gerektiğinde kendi dağarcıklarına ekleyebilecekleri kabul edilebilecektir. Avrupa Dil Portföyü de çokdilli bireylerin dilsel dağarcığını onaylayabilecek bir belgedir, bu belge bireylerin bütün dil deneyimlerini belgeleyerek onaylanmasını sağlayabilecek bir araçtır. Buna ek olarak Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metni (OBM) de çokdilliliği destekleyip geliştirebilecek yol gösterici bir araçtır.
Yukarıda belirtilen politikaları uygulayabilmek için yapılması gerekenleri de Avrupa Komisyonu çeşitli karar ve önerilerinde şöyle özetlemiştir:
· Dillerle ilgili yanlış algıları değiştirecek, dillerin kullanışlılığını ve zorluk derecelerini belirtecek reklam kampanyaları düzenlemek ve dillerin öğrenilmesiyle ilgili modern yaklaşımlarla ilgili bilgilendirmeler yapmak, · Dil ve dil öğrenme ile ilgili kamuya mal olmuş politikacılar, sporcular, sendikacılar ve eğlence sektöründeki ünlülerin de desteklediği sosyal politikalar geliştirmek, · Dilsel çeşitliliği ve çokdilliliği desteklemek için medyanın yabancı dil ile ilgili ve yabancı dillerde yayın yapması, örneğin filmlerin alt yazılı gösterilmesi gibi, · Reklamcılıkta ve diğer kamu alanlarında yabancı dillerde de tabelaların olması, · Avrupa Dil Günü gibi çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi ve bunlara okulların, velilerin ve diğer ilgili kuruluşların katılımının sağlanması, · Öğretmen yetiştirmede dilsel çeşitlilik ve çokdillilik kavramının tanıtılması ve uygulanması, · Müfredatlarda dilsel çeşitlilik ve çokdillilik kavramlarının yerleştirilmesiyle değişikliğe gidilmesi, · Avrupa Dil Portföyünün uygulamaya konulması yoluyla dil deneyimlerinin onaylanması. Bu konuda politika üretebilecek uzmanların yetiştirilmesi ( A.e. s. 28-40).
[1] Avrupa Birliği yayınlarında Çokdililik kavramı için Plurilingualism ve Multilingualismkavramları kullnaılmaktadır. Bu çalışmada plurilinguialism daha önce bazı Türkçe kaynaklarda çevrildiği haliyle Çokdililik olarak ifade edilecektir. [2] Pluriculturalism kavramı yerine de Türkçe kavram olarak Çokkültürlülük kavramı kullanılacaktır. [3] Çeşitlendirmek kavramı diversification kavramı yerine kullanılmıştır.
2. YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE ÖĞRENME VE ÖĞRETME SÜRECİNDE STRATEJİ KULLANIMI ... ... ... 60 Alıntılamak için: "Can, Tuncer (2011) "YAŞAM BOYU ÖĞRENME BAĞLAMINDA YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE DERS KİTAPLARINDA STRATEJİ KULLANIMI", YAYINLANMAMIŞ DOKTORA TEZİ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI İNGİLİZ DİLİ EĞİTİMİ BİLİM DALI
Home /
ELT Materials /Coursebook Reports
/
Learn Turkish /
ELT Conferences /Private Lessons
/ Online
Translation
/Links
/ |