|
|
|
Alıntılamak için: "Can, Tuncer (2011) "YAŞAM BOYU ÖĞRENME BAĞLAMINDA YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE DERS KİTAPLARINDA STRATEJİ KULLANIMI", YAYINLANMAMIŞ DOKTORA TEZİ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI İNGİLİZ DİLİ EĞİTİMİ BİLİM DALI
1.1.1. Özerk Öğrenme Yaşam boyu öğrenme kavramıyla ilintili bir diğer kavram da Öğrenen Özerkliğidir. Öğrenen özerkliği, son zamanlarda öğrenmede ve özellikle de yabancı dil öğretiminde çok kullanılan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğrenen özekliği kavramı, özellikle de yaşam boyu öğrenme bağlamında çok kullanılmaktadır. Bu kavram ilk olarak 1981 yılında Avrupa Konseyine bir rapor sunan Henri Holec tarafından kullanılmıştır. Bundan sonra bu kavram yazarına ve kullanıldığı bağlama göre birçok anlamda kullanılmıştır. Henri Holec (2007, s. 12) öğrenen özerkliğini öğrenenin kendi öğrenmesinin sorumluluğunu alabildiği bir yetenek; David Little (1991, s. 24) öğrenenin, öğrenme süreci ve içeriğiyle olan ruhsal ilişkisi; Leslie Dickinson öğrenenin kendi öğrenmesi ile ilgili kararlar alma sorumluluğu ve bu kararların uygulanması durumu; Phil Benson (2006a, s. 8) ise öğrenenlerin eğitim sistemleri içindeki haklarının farkına varması olarak tanımlamıştır. Bunlara bakınca öğrenen özerkliğinin bireysel bir özellik, siyasi bir ölçü ya da eğitimsel bir eylem olduğu şeklinde değerlendirildiği gözlenmektedir. Harmer da (2001, s. 397) grup çalışmaları ile öğretmenlerin öğrencilerin kendi kararlarını alıp uygulayabilecekleri alanlar oluşturabileceklerini vurgulamaktadır. Yabancı dil öğretimi bağlamında öğrenene özerkliği de birçok araştırmacı tarafından çok çeşitli şekillerde sınıflandırılmıştır, bunlara göre teknik özerklik, psikolojik özerklik, politik-eleştirel özerklik, bireysel-bilişsel özerklik, toplumsal-etkileşimsel özerklik, araştırmacı-katılımcı özerklik, zayıf özerklik, güçlü özerklik vb. Özerkliğin, batı dünyasına ait bir kavram olduğu ve Afrika ve Asyadaki ülkelerde bireysel kültürün daha az yaygın olmasından çok da işe yaramayacağı gibi tartışmalar da alanda yaşanmaktadır. Yabancı dil öğretimi bağlamında sınıf içinde özerklik ve sınıf dışında özerklik ayrımı özellikle anlamlıdır. (Benson, 2006b, s. 24-25) Öğrenen özerkliği, tarihsel olarak da 1970lerde Freire, Illich ve Rogers gibi araştırmacıların öğrenci merkezli eğitim reformu önerileriyle desteklenmiş ve yabancı dil öğretimi alanına da Avrupa Konseyinin 1971 yılında kurulan Modern Diller Projesiyle girmiştir. Ayrıca internet gibi öğrenme ağlarıyla da desteklenen bilgi patlaması öğrencilerin öğrenmesi gereken bilgileri çoğaltmış ve çeşitlendirmiştir, dahası açık ve uzaktan öğretim teknolojilerinin gelişmesiyle de öğrenen özerkliği düşüncesini kaçınılmaz hale getirmiştir. Buna ek olarak, yine Dewey, Piaget, Freire, Kelly ve Vigotsky gibi araştırmacıların görüşleriyle ortaya konan oluşturmacılık yaklaşımı da öğrenen özerkliğinin ortaya çıkmasında etkin rol oynamıştır. (Benson, 2001, s. 8-40). Öğrenen özerkliği araştırmaları, ilk zamanlarda sınıflarda oturmaya pek de zamanı olmayan yetişkin öğrenciler çerçevesinde yapılmıştır ve radikal eğitimsel görüşlerin bir parçası sayılmıştır. Bensonın (2006b s. 22) Dickinsondan (1987) aktardığına göre öğrenciler sınıflarda hem bilişsel hem de davranışsal olarak özerk olabilirlerdir; ayrıca Damdan (1995) aktardığına göre ise özerk öğrenme kavramı orta öğretimde de yararlanılması gereken bir kavramdır. Littleın (1991) çalışmalarıyla da özerk öğrenme sınıf ortamında uygulanmaya başlanmıştır; ona göre öğrenme özerkliği tamamen bağımsız bir çalışma değil karşılıklı bağımlılık ilkesine göre şekillenmektedir. Özerk öğrenme süreci, öğretmenin anlatmasına değil de öğretmen öğrenci ve öğrenciler arasında uzlaşma, etkileşim ve sorun çözmeye dayanmalıdır. Öğrenciler kendi seçtikleri içeriğin sorumluluğunu alıp daha iyi öğrenirler. Bunun için öğretmenler öğrencilere güvenmelidir. (Little, 1991, s. 48-57) Nunan (1997, s.195) özerk öğrenmeyi özendirmek için beş düzeylik bir plan önermektedir, buna göre bu düzeyler 1. Farkındalık; 2. Bağlanma; 3. Girişim; 4. Yaratma; 5. Üstünlüktür. Bu düzeylerin her birinde öğrenci farklı etkinliklerde bulunur. Örneğin Farkındalık düzeyinde öğrencilere eğitimsel amaçlar ve kullanılan araç gereçlerin ne işe yaradıkları anlatılır ve öğrencilerden de bu amaçlar çerçevesinde stratejiler seçmeleri ve bunları nasıl öğrenmek istediklerini belirlemeleri istenir. İkinci düzey olan bağlanmada öğrencilerden kendilerine sunulan birçok amaç içinden kendi amaçlarını seçmeleri istenir. Girişim düzeyinde seçilen amaçların ve sınıf içindeki görev ve etkinliklerin uyarlanması ve gerekirse değiştirilmeleri öncelenir. Yaratma düzeyinde ise öğrencilerin yeni amaçlar ve sınıf içindeki görev ve etkinlikler yaratmaları istenir ve son üstünlük düzeyinde de öğrenciler sınıf içindeki amaçlar çerçevesinde öğrenilecek konular ile sınıf dışı dünyadaki konular arasında ilişkiler kurulur. Macaro (1997, s. 170-172) da Nunan (1997) gibi öğrenen özerkliğinin geliştirilebilmesi için üç aşamalı bir model önermektedir. Buna göre, bu üç aşama şunlardır:
1. Dil yetisi özerkliği 2. Dil öğrenme özerkliği ve 3. Seçme ve eylemde özerklik (Akt. Benson, 2006b, s. 23) Özerklik kavramı konusunda önemli bir ayrım da etkin özerklik ve tepkisel özerklik arasındadır. Etkin özerklik, öğrencilerin bireyselliğini tanıyıp öğrenilmesi gereken konuları ve amaçların da onlar tarafından seçilmesi özgürlüğünün verildiği durumlardır. Tepkisel özerklik ise önceden belirlenmiş amaçların gerçekleştirilmesi için öğrencilere yöntemlerini ve araçlarını seçme özgürlüğünün verildiği durumlardır. Bu çerçevede, tepkisel özerklik etkin özerkliğe giden yolda bir adımdır. (Littlewood, 1996, s. 75 akt. Benson, 2006b, s. 24) Bu modeller ve ayrımlara bakınca, özerklik kavramının da geliştirilen bir şey olduğu öğrencilerin eğitim süreci içinde geliştirebilecekleri bir beceri olduğu görülmektedir. Oxford, özellikle batı tarzı bireysel özerkliğin yansıttığı sahiplenme, denetim odağı olma, sonuçların niteliği ve özyeterlik gibi kavramlar öğrenmede toplumsal bir sürecin olmadığı gibi bir anlayış ortaya çıkarmaktadır. Sahiplenme, öğrenenin öğrenme sürecini sahiplendiği, bu süreçte amaçlar oluşturduğu ve sonuçlara doğrudan etki edebildiği durumdur. Denetim odağı olma da öğrencinin öğrenme eylemindeki başarıyı kendi çalışması sonucu olduğunun bilincine varması olarak görülebilir. Özerkliğin önemli bir parçası öğrencinin öğrenme sonuçlarını kendi çabasına bağlamasıdır. Özyeterlik de öğrencinin öğrenme sürecinde yeterli olduğunu dolayısıyla da denetimi kendi elinde tuttuğunu hissetmesidir. Oysa birbirinden farklı toplumsal kültürel ortamlarda farklı özerklik şekilleri olduğu ve özerkliğin toplumsallığın bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Dolayısıyla da çoklu özerklikler anlayışı kabul edilmelidir (2008, s. 49). Bu anlayışta özerklik tam bağımsızlık değil de Littleın deyimiyle bir tür (2009, s. 224) karşılıklı bağımlılık ile doğru orantılıdır. Yabancı dil öğrenme ve öğretme sürecinde öğrenen özerkliği ile ilgili olarak buraya kadar aktarılanların önemli noktalarını öne çıkararak özerk öğrenmenin birçok alanda ve bağlamda desteklenip uygulanabilir olduğu özetlenebilir:
· Bireyselleştirilmiş Öğrenme Merkezleri · Bilgisayar Destekli Yabancı Dil Öğrenme · Uzaktan Eğitim · Birlikte Öğrenme · Yurt Dışında Eğitim · Sınıf Dışında Öğrenme · Kendi Kendine Öğretme - Öğrenme · Karma Öğrenme · Sanal Öğrenme Ortamlarında Öğrenme · Uzlaşmacı Öğrenme · İşbirlikçi Öğrenme · Proje Temelli Öğrenme · Kendini Değerlendirme (Cohen, 2001; Oxford, 2008; Little, 2009) Öğrenen özerkliğinin geliştirilmesi için Harmer (2001, s. 396-403) öğrencilerin öğrenmede sorumluluk alması gerektiği ve öğretmenler tarafından bunun sağlanması gerektiğini vurgular. Bunun yolu da öğrencilere derslerle ve öğrenme ile ilgili fikirlerinin sorulması ile başlanması ve öğrenme ile ilgili örneğin cümle tamamlama etkinliklerinin yapılması ve öğrenme stratejilerinin öğretmen tarafından tanıtılması ve kullanılmalarına olanak sağlanması ile devam edilebilir. Daha sonra da not alma teknikleri ile ilgili bilgiler verilmesi ve ders içindeki etkinlerde çeşitlilik sağlanarak öğrencilere seçme olanağı verilmeli, ödevlerin seçilmesine izin verilmeli, öğrencilerin öğrenme günlükleri ister çevrimiçi ister defter şeklinde tutmalarına ön ayak olunmalı, öğretmenler de bu günlüklere karşılıklar yazmalı; bunun gibi etkinliklerle özerklik özendirilmeli ve bir öğrenme kültürü haline getirilmelidir. Dahası eğitim kurumlarında bireyselleştirilmiş öğrenme merkezleri (Self Acces Center) oluşturulmalı ki öğrenciler de ders dışında buralarda çalışma, araştırma ve çok çeşitli öğrenme araçlarına ulaşma olanağı bulabilsinler. Dickinson (1996, s. 19-20) öğrencilere özerk öğrenmenin öğretilmesi için özellikle bilişsel ve üstbilişsel stratejilerin farkına vardırılması ve etkin bir biçimde öğretilmesi gerektiğini vurgular. Little (2009, s. 224) özerk öğrenmeyi tanımlarken öncelikle öğrencilere ders amaçlarında, öğrenme için kullanılacak araç ve gereçlerde ve öğrenme görevlerinde uzlaşma ve anlaşma yoluyla seçme hakkının verilmesi gerektiğini; daha sonra da sınıf içinde işbirlikçi bir çevre oluşturulup sürekli bir iletişimin kültürünün yaratılmasıyla öğrencilere öğrenme günlüklüleri yoluyla sürekli kendilerini ve öğrenme ortamını değerlendirmeleri gerektiğini vurgulamaktadır, bunu uygulama boyutunun da Avrupa Birliği tarafından yayımlanan Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metniyle (OBM) gerçekleştirilebileceği üzerinde durmaktadır. Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metnine (OBM) göre öğrenme özerkliği Avrupa Birliğindeki eğitim içinde olması gereken bir olgudur. Buna göre Avrupa Dilleri için Ortak Başvuru Metninde yaşam boyu öğrenme ve bununla birlikte öğrenen özerkliği desteklenmektedir. Avrupa Dil Portföyü, Dil Pasaportu, Dil Özgeçmişi ve Dosya olmak üzere iç bölümden oluşmaktadır. Avrupa Dil Portföyü ile de bu kavram uygulanabilir hale gelmektedir. Şöyle ki, Avrupa Dil Portföyünde öğrencilere kendilerini değerlendirme ve gözleme olanağı sağlanarak özerkliklerini geliştirmeleri için bir açılım yaratılmaktadır. yapabiliyorum cümlelerini (can do statements) öğrenciler doldurarak kendi öğrenme süreçlerini görünür hale getirmektedirler ve kendi öğrenmelerini ellerine almaktadırlar. Bununla birlikte Dil özgeçmişi ile öğrenciler amaçlarını belirlerler, öğrenme tarzlarını ve iletişimlerini kaydederler, aynı zamanda öğrenciler, bütün deneyimlerini bu belgeye kaydederek öğrenmelerini bireyselleştirip görünür amaçlarla başarılarını somut hale getirebilmektedirler. Bu haliyle öğrenme daha saydam bir şekle bürünmekte ve öğrencilerin kendilerini değerlendirip yansıtmalarını olanaklı hale getirmektedir. Böylece Avrupa Dil Portföyünün ana amaçlarından biri öğrenen özerkliğini desteklemek ve geliştirmek olarak öne çıkmaktadır. Özerk öğrenme, özellikle de yabancı dil alanında öğrenci eğitimi ve ya öğrenme stratejileri gibi diğer alanlar ve kavramlar çerçevesinde de değerlendirilmektedir. (a.g.e. s. 28) Öğrenme özerkliği yaşam boyu sürecek bir dil eğitimi için gereklidir. Yaşam boyu sürecek bir dil eğitimi için öğrenenlerin öğrenmeyi öğrenmesi, kendi öğrenme stillerini ve öğrenme ile ilgili inançlarını belirlemesi ve bunun farkında olması, bu çerçevede de öğrenme stratejilerini kullanması, özerk öğrenmeyi özümsemesi. Öğrenen özerkliği ayrıca, yabancı dil öğrenme bağlamında, dil farkındalığı, özfarkındalık ve öz-düzenlemeden yola çıkılarak değerlendirmesi gerekir. Farkındalığın geliştirilmesi, sınıf içi etkinliklerin geleneksel yabancı dil öğrenme etkinliklerinin dönüştürülmesini gerektirmektedir. Eğitim politikalarının bu çerçevede yapılandırılması da önceliklidir. Benson (2001) öğrenci özerkliğinin desteklenmesi ve geliştirilmesi için alanda önerilen modelleri şu şekilde özetlemektedir:
· Kaynak temelli yaklaşımlar: bireysel öğrenme ve ya akran öğretimi şeklinde öğrencinin öğrenme araç gereçleriyle bağımsız etkileşimi. · Teknoloji temelli yaklaşımlar: bilgisayar gibi eğitim teknolojileriyle bağımsız etkileşim. · Öğrenci temelli yaklaşımlar: strateji öğretimi ile öğrencide doğrudan psikolojik ve ya davranışsal değişiklikler oluşturup yaratmak. · Sınıf temelli yaklaşımlar: sınıf içinde öğretmen ve öğrenci ilişkilerinde değişiklikler yaratmak ve öğrencilere öğrenme üzerinde planlama ve değerlendirme kontrolünün verilmesi. · Müfredat temelli yaklaşımlar: öğrencilere sadece öğrenme değil aynı zamanda müfredat üzerinde de planlama ve değerlendirme kontrolünün verilmesi. (Akt. Dörnyei, 2001, s. 107) Bu bölümde yaşam boyu öğrenme bağlamında öğrenmeyi öğrenme için gerekli olan özerk öğrenme irdelendi, şimdi de özerk öğrenmenin başarılabilmesi için uygulamada ilişkilendirilebileceği öğrenme stratejileri tartışılacaktır. Oxforda (2008, s. 42) göre öğrenme stratejilerini kullanmak hem öğrenme özerkliğini yansıtır hem de öğrenme özerkliğini destekleyip daha da ilerletir. Alıntılamak için: "Can, Tuncer (2011) "YAŞAM BOYU ÖĞRENME BAĞLAMINDA YABANCI DİL OLARAK İNGİLİZCE DERS KİTAPLARINDA STRATEJİ KULLANIMI", YAYINLANMAMIŞ DOKTORA TEZİ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YABANCI DİLLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI İNGİLİZ DİLİ EĞİTİMİ BİLİM DALI
Home /
ELT Materials /Coursebook Reports
/
Learn Turkish /
ELT Conferences /Private Lessons
/ Online
Translation
/Links
/ |