Avrupa Birliği’nin Dil Politikaları Nedir ve Türkiye’nin Durumu?
623. Bakanlar Komitesinin 17 Mart 1998 tarihli görüşmesinin sonuçlarına göre Avrupa Birliğinin amacı, üyeler arasında kültürel alanda ortak çalışmalar yaparak daha sıkı bir birlik oluşturmaktır. Bunun için 10 Aralık 1954 yılında imzalanan Avrupa Kültürel Toplantısı’nın gereği olarak Strasbourg’da toplanan Avrupa Konsülü tarafından “Avrupa Vatandaşlığı için Dil Öğrenme” adlı bir proje başlatılmıştır.
Buna göre, şimdi ve gelecekte eylem alanları belirlemek ve geliştirmek, Pan-Avrupa bağlamında çok dilliliği özendirecek dil öğrenme stratejilerini çeşitlendirmek ve özelleştirmek, bağlantılar ve değişim programları geliştirmek, yeni iletişim ve bilgi teknolojilerini yaymak amaçlanmaktadır.
Bu bağlamda, bütün Avrupalıların uluslar arası hareketliliği ve yakın işbirliğini sadece eğitimde değil ticaret ve endüstride de büyümekte olan bir gereksinimdir.
Karşılıklı anlayışı, kimliklere toleransı ve saygıyı yaygınlaştırmak, kültürel çeşitliliği özendirmek daha etkili uluslar arası iletişimle mümkündür. Avrupa’daki kültürel çeşitliği ve zenginliği, daha kapsamlı karşılıklı ulusal ve bölgesel, az kullanılan ya da yaygın, dillerin bilgisiyle geliştirmek olasıdır. Çok dilli ve çok kültürlü Avrupa, Avrupalılar’ın birbirleriyle diller ve kültürler arası sınırların kaldırılmasıyla gerçekleşebilir. Bunun için her düzeydeki eğitim kurumlarının yaşaboyu sürecek çabaları ve finansmanı, eğitim kurumlarının Avrupa çapında işbirliği geliştirmeleri ve dil öğretimi alanında eğitim ve kültürel politikalar üretmeleri gerekmektedir.
Avrupa Birliği’nin Bakanlar Komitesi yukarıda sayılan amaçları gerçekleştirmek için şöyle özetlenebilecek kararları almıştır:
1. Dil Politikaları geliştirmek:
Bu bağlamda, farklı anadillere sahip Avrupalılar’ın birbirleriyle iletişime geçmelerini, açık fikirlilik, hareketlilik, bilgi ve insan değişimi, uluslar arası işbirliği yoluyla sağlamak. Dolaysız bağlantılar,değişimler ve kişisel deneyimler yoluyla öğrenenlerde diğer yaşam biçimlerine karşı saygı geliştirmek ve onları kültürlerarası bir dünyaya hazırlamak. Artan uluslar arası iletişim ve anlayışı karşılamak için modern dil öğretiminde gerekli insani ve maddi kaynakları yaratmak.
2. Çokdilliliği Yaygınlaştırmak
Bu bağlamda, Avrupalılar’ın bir çok dilde iletişime geçebilecek seviyeye ulaştırmak. Öğrenilecek dilleri çeşitlendirmek ve her dil için uygun amaçlar belirlemek. Dil öğrenmek için esnek yaklaşım (modüler kurslar ve sadece bazı yetileri geliştirmeyi amaçlayan) kullanarak her düzeyde programlar açmak ve bu dillerin ulusal derecelerde ve sınavlarda tanınmasını sağlamak. Yabancı dillerin, dil dersleri dışında diğer derslerin (tarih, coğrafya ve matematik gibi) öğretilmesinde de kullanılması ve bunun için bağlamlar oluşturmak. İletişim ve bilgi teknolojilerinin kullanılarak Avrupa’daki bütün ulusal ve yerel dillerin öğretilmesi ve öğrenilmesinde kullanılacak araç ve gereçlerin üretilmesini desteklemek. Her düzeydeki eğitim kurumları ve bireyler arasında bağlantılar ve değişimler sağlayarak diğer diller ve kültürler için gerçek deneyimler sağlanmasını desteklemek. Dil öğreniminde, Yaşamboyu öğrenmenin sağlanması için kaynaklar yaratma.
Bunun için, dil öğrenimi olabilecek en erken yaştan itibaren yapılmalı ve her öğrenci, olabilecek en erken yaşta, Avrupa’nın dilsel ve kültürel çeşitliliği konusunda bilinçlendirilmelidir. Ulusal ve yerel kurumlarda koşulların izin verdiği ölçüde erken modern dillerin öğretimi sağlanmalıdır. Öğrencilerin bir öğrenme devresinden diğerine geçerken sistematik olarak dil öğrenmeye devam etmesi sağlanmalıdır. Erken dil öğrenimi için uygun değerlendirme biçimleri geliştirilmelidir. Modern dillerin erken yaştan itibaren öğrenilmesi için yöntemler ve politikalar geliştirilmelidir.
Öğrencilerin iletişime geçmeleri için standartlar yükseltilmeli, bu yolla öğrenilen dillerin pratiğinin yapılması için öğrenilen dilin konuşulduğu ortamlarla toplumsal ve kişisel ilişkiler kurulmalı, böylece de diğer insanların kültürlerine karşı saygı ve anlayış geliştirilmiş olur. Öğrencilerin birden fazla Avrupa dili öğrenmeleri sağlanmalı. Müfredatlara daha geniş kapsamlı diller ve öğrenme düzeyleri eklenmelidir. Orta öğretimdeki bütün öğrencilerin kültürler arası anlayışının geliştirilmesi için orta öğretimin her aşamasında öğretim kalite arttırılmalıdır. Resmi olarak kabul edilebilecek ve değerlendirilebilecek, sadece bazı yetilerin öğretildiği birden fazla Avrupa veya diğer dillerin öğrenilmesi teşvik edilmelidir. Yöneticilerin, öğretmen eğitmenlerinin, öğretmenlerin ve öğrencilerin, eğitim kurumları arasında ortak projeler, bilgi, deneyimler, fikirler ve öğretim araç-gereçleri değişimlerinin sağlanması için uluslar arası ağlar kurulmalıdır. Daha etkin ve bağımsız bir biçimde, yaşamboyu değişen pratik ve kültürel gereksinimlere göre dil becerilerinin çeşitlendirilmesi demek olan öğrenci özerkliği desteklenmelidir.
Eğitimden iş yaşamına geçerken, bütün genç insanlara uluslar arası projelere katılabilmeleri ve mesleki hareketliliklerini desteklemek için dil kursları sağlanmalıdır. Genel ve mesleki özelliklerini birleştirebilmek için dil kursları yoluyla mesleki, kültürel ve kişisel gelişimleri arasında bir denge sağlanmalıdır. Özel mesleki gereksinimleri karşılamak için esnek yaklaşım (modüler kurslar ve sadece bazı yetileri geliştirmeyi amaçlayan) kullanılarak mesleki eğitim kurslarının sağlanmalıdır.
E. Yetişkin Eğitimi
Yetişkinlerin dil öğrenmelerine devam edebilmeleri için ve daha önce dil öğrenme deneyimi olmayanlar için dil öğrenme tesislerini geliştirmek. Yaşamboyu öğrenme bağlamında yetişkinlerin yabancı dil öğrenerek kişisel gelişimlerine yardım etmek, kültürlerarası anlayışı desteklemek, hareketliliği sağlamak ve uluslar arası işbirliğini her düzeyde geliştirmek. Uzaktan eğitim tesislerinin en geniş ölçüde kullanılmasını sağlayarak özerk öğrenme ve kurum içi öğrenmeyi bağlantılandırmak.
Çift ya da çok dilli eğitimi , çoçukların diğer dilleri ve kültürleri tanımasını sağlamak için desteklemek. Çift dilli ya da çift kültürlü eğitim gerçek bir kültürler arası bakışı geliştirir ve daha başka dillerin öğrenilmesi için de dayanak yaratır. Göçmenlerin bulundukları alanların ya da mahallelerin dilini öğrenmesini yaygınlaştırmak. Sınır komşusu ülkelerin birbirlerinin dillerini öğrenmesini desteklemek.
G. Amaçların ve Değerlendirmenin Belirlenmesi
Avrupa’daki bütün ulusal ve yerel dillerin öğrenilmesi için gerçekçi ve geçerli dil öğrenme amaçları geliştirmek. (örneğin, Avrupa Konsülü’nün belirlediği Treshold Level) Bu şekilde dil öğrenimi ve öğretiminde bütünlük ve şeffaflık yaratarak kalite getirmek. Eğitim kurumlarının dil öğretimini daha bütüncül ve şeffaf bir şekilde, daha iyi uluslar arası koordinasyon ve çeşitlendirilmiş dil öğrenme planlayabilmeleri için “Avrupa Referans Dil Çatısını” kullanmalarını teşvik etmek. Yaşamboyu öğrenme bakış açısıyla, öğrenenleri yüreklendirmek ve onların dil öğrenmeleri ile ilgili belirli kişisel, dilsel ve kültürel deneyimlerini belgeleyebilecekleri “Avrupa Dil Portfolyosunun” kullanılmasının desteklenmesi. Eğitim Kurumlarının hareketlilik için gerekli olan standartları ve prosedürleri belirlemeleri sağlanmalıdır. Çok dillilik yetilerinin ve bazı becerilerin değerlendirilmesi için çeşitli formları geliştirilmesi. Bir dilin öğrenilmesinden sonra sertifikalar ve diplomalar verilmesini sağlamak.
H. Öğretmen Yetiştirme
Her düzeyde, yeterli miktarda ve donanımlı dil öğremenlerini yetiştirme, bu şekilde birçok dil öğretilebilir. Akademik konuların ve mesleki hazırlığın iyi dengelendiği bir yabancı dil öğretmen yetiştirimi için yüksek standartları sağlamak. Eğitim kurumları, üniversiteler, eğitim araştırma merkezleri ve okulları arasında yabancı dil öğretmenlerinin yetiştirlmesinde işbirliği sağlanmalıdır. Dilsel, kültürler arası, eğitimsel ve psikolojik unsurlar taşıyan öğretmen yetiştirme kursları tasarlanmalıdır. İki taraflı anlaşmalar yoluyla, öğretmenlerin eğitimlerinin bir bölümünü öğretecekleri dilin günlük iletişimde kullanıldığı ülkede geçirmeleri sağlanmalıdır. Öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimler planlanmalıdır. Bu eğitimlerde, kültürel farklara karşı saygı ve bilinç geliştirmek için kültürler arası unsur; çokdilliliğin gelişmesi için yaşamboyu öğrenmeyi destekleyen “öğrenmeyi öğrenme” boyutu; modern teknolojinin kullanılması, bu şekilde de öğretmenlerin teknolojiyi günlük sınıf derslerinde ve mesleki yaşamlarında rahat bir şekilde kullanmalarını sağlamak; öğrenenin özderğerlendirmesini de içeren sınav ve değerlendirme ilkeleri bulunmalıdır. Ayrıca, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimlerinde, yüksek düzeyde dil becerilerini geliştirebilecekleri uygulamalar; yöntemsel gelişmeleri takip (yeni teknolojilerin kullanılması gibi); öğrettikleri dilin kültürüyle ilgili deneyimlerini derinleştirmek ve genişletmek; uluslar arası etkileşim ağları yoluyla bilgi ve deneyimlerini paylaşabilecekleri alanlar yaratmak; eğitime Avrupalılık boyutunu getirmek gibi unsurlar bulunmalıdır.
Avrupa Birliğinin Dil politikalarıyla ilgili bağlamı böylece oluşturulduktan sonra Türkiye’nin dil öğretimi bağlamında ne durumda bulunduğuna bakmak gerekmektedir. Bu amaçla, Avrupa Komisyonu’nun “Türkiye 2006 İlerleme Raporuna” bakmak yeterlidir. Bu bağlamda, raporun ilgili bazı başlıklarına bakılacaktır. Bunlar, yukarıda da belirtilen mesleki hareketlilik, bilgi toplumu, bilim ve araştırma, eğitim ve kültürdür.
Avrupa Birliği Türkiye 2006 İlerleme Raporuna göre mesleki hareketlilik ve işçilerin serbest dolaşımı konusunda kayda değer bir gelişme olmamıştır. Buna göre “Birçok kanun ve mesleki kuruluşların rolü yabancı işçilerin serbest dolaşımına sınırlama içermektedir. Kamu İstihdam Hizmetlerinin modernizasyonuna devam edilmiştir. EURES (Avrupa İstihdam Hizmetleri) ağına gelecekte katılım için personel eğitimine dikkat etmek gerekmektedir. Sosyal güvenlik sistemlerinin eşgüdümü konusunda, yeni sosyal güvenlik reform kanunları yabancı uyrukluların çalışma şartları ve sosyal güvenlik haklarını düzenleyen bazı unsurlar içermektedir.”
Aynı rapora göre “Elektronik iletişim ve bilgi teknolojilerinde bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye, yeni uygulama mevzuatının çıkmasıyla uyum çabalarına devam etmiştir. Bilgi toplumu hizmetlerinde ise, Türkiye 2006 Haziran ayında Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planını kabul etmiştir. Radyo/Televizyon yayınlarına erişim hususunda, Türkçe dışındaki dillerde yapılan yayınlar alanında yerel ve bölgesel düzeyde ilerleme sağlanmıştır. Ancak, Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkındaki Yönetmelik (2004) uyarınca, televizyondaki yayınların süresi günde 45 dakikayı ve haftada toplam 4 saati geçememektedir. Radyodaki yayınların süresi günde 60 dakika, haftada toplam 5 saat ile sınırlandırılmıştır. Radyo Televizyon Üst Kurulu Mayıs 2006’da müzik ve sinema eserleri sözkonusu olduğunda kısıtlamaları kaldırma kararı almıştır. Ulusal düzeyde, bir kamu kuruluşu olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurulu (TRT) Boşnakça, Arapça, Çerkezce, Kırmençe ve Zazaca yayınlar yapmaktadır. Ancak, bu yayınlar haftada beş gün ve günde 30-35 dakika ile sınırlı olup, kapsam bakımından sadece haber, spor, müzik ve belgesellerden oluşmakta, örneğin çocuk programlarını kapsamamaktadır.”
“Bilim ve araştırma alanında, araştırma ortamını geliştiren faaliyetler ve AB ile araştırma işbirliği bakımından daha iyi düzeyde ilerleme sağlanmıştır. Türkiye ayrıca Müşterek Araştırma Merkezi ile aktif olarak işbirliği içerisindedir (doğrudan faaliyetler). Türkiye’nin araştırma politikası, araştırma ve geliştirme bütçelerinde ciddi bir artışa yol açmıştır. 2002’ye kıyasla neredeyse beş kat artış sözkonusudur. 15 şehirde yeni üniversiteler açılmıştır. FP6’ya kademeli şekilde daha başarılı biçimde katılım da dahil olmak üzere Türkiye’nin bilim ve araştırma yeteneklerinde gelişme kaydedilmiştir. Türkiye’nin FP6 çerçevesindeki başarı oranı yükselmiş olup, şu anda yüzde 17 civarındadır. Ancak, yüzde 20 civarında olan AB ortalamasının altındadır. Fon aktarımı bakımından, Türkiye küçük projeleri elde etme konusunda çoğunlukla başarılı olmuştur. Ancak, AB fonları potansiyel düzeyde kullanılamamıştır. Araştırmacıların, bilim ve toplumun hareketliliği ve Bilim ve Teknoloji Eylem Planı çerçevesindeki tedbirler için GSYİH’nin yüzde 3’ünün tahsisi bağlamındaki faaliyetler dikkate alındığında Türkiye’nin Avrupa Araştırma Sahası’na halihazırda iyi biçimde entegre olduğu düşünülmektedir. Bilim adamı sayısı AB ortalamasının altındadır. Araştırma, eğitim müfredatına yeterince dahil edilmemiştir. Özel sektörün ve KOBİ’lerin araştırma faaliyetlerine ve FP6 programına katılımı çok düşüktür. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) yeni destek programları başlatmış ve kadrosuna 50 genç uzman almıştır.”
“Eğitim, öğretim ve gençlik konularında iyi gelişme kaydedilmiştir. Türkiye Topluluğun Leonarda da Vinci, Socrates ve Youth programlarına başarılı biçimde katılmaktadır ve programların ülke çapında duyurulmasına yönelik önlemler alınmıştır. Başvurulardaki kaydadeğer artış ve Türkiye’nin gelecekteki Lifelong Learning ve Youth in Action programlarına katılımını önemli ölçüde artırma niyeti dikkate alındığında, bu konulardan sorumlu olan Ulusal Ajans, daha fazla güçlendirilmesinden ve prosedürel gerekliliklerin azaltılmasından fayda sağlayacaktır. Türkiye, Eğitim ve Öğretim 2010 Çalışma Programı Eşgüdüm Grubuna ve çeşitli kümelere aktif bir şekilde katılmaya başlamıştır. OECD ortalamasının altında kalmalarına rağmen, tüm eğitim seviyelerinde kayıt oranlarında artış görülmüştür. Kamuoyuna etkin bir biçimde duyurulmuş olan kız çocuklarının eğitimine yönelik kampanya başarılı olmuştur. İlköğretim ve mesleki eğitimde gözden geçirilmiş müfredat uygulamaya konulmuş ya da pilot uygulamaya geçilmiştir. Türkiye Avrupa Nitelikler Çerçevesi’nin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ancak, ulusal nitelikler sistemi henüz tesis edilmemiştir. Yaşamboyu eğitime katılım oranları çok düşüktür, ancak, 2000 yılındaki %1.1 oranına kıyasla 2005’te %2’ye yükselmiştir. Avrupa Kredi Transfer Sisteminin Haziran’da Türkiye’de zorunlu olması ile birlikte yüksek eğitimdeki Bologna sürecinin uygulaması yönündeki gelişme devam etmiştir. Türkiye, Culture 2000 isimli Topluluk programında yeralmaya başlamıştır. Türkiye, Çeşitlilik ve Kültürel Farklılığın Korunması ve Geliştirilmesine ilişkin UNESCO Sözleşmesi’nin kabulünü desteklemiş ve onay için iç işlemleri başlatmıştır.”
Kaynakça
COUNCIL OF EUROPE COMMITTEE OF MINISTERS RECOMMENDATION No. R (98) 6 OF THE COMMITTEE OF MINISTERS TO MEMBER STATES CONCERNING MODERN LANGUAGES Final report of the project group (Doc. CC-LANG(96)21) and report of the final conference (Doc. CC-LANG(97)7).
Turkey 2006 Progress Report Brussels, 08.11.2006 SEC (2006) 1390 COMMISSION STAFF WORKING DOCUMENT EN {COM (2006) 649 final}
By Tuncer Can
Contact me at : tcan@istanbul.edu.tr / Admin@ingilish.com Tuncer Can
Home / ELT Materials /Coursebook Reports / Learn Turkish / ELT Conferences /Private Lessons / Online Translation /Links /Link Exchange/ E-Shop
© copyright 2001-2007 www.ingilish.com